Esra Öz Esra Öz

Cerrahpaşa’nın dünya basınına yansıyan başarısının sırrı neydi?

16.07.2020 Perşembe | 11:01

Pandemi sürecinin başından bu yana büyük özverili çalışmalarıyla dünya basınına da örnek olan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin bu başarısının sırrını araştırdık.

Mart ayının 10’undan bugüne kadar 128 bin hastanın müracaat ettiği Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde 12 bini Covid pozitif olan hasta tedavi edildi. Bu hastaların bin 200’ü yatırılarak tedavi edilirken, 170’i yoğun bakımda takip edildi.

Pandeminin ilk döneminde günlük 500’ün üzerinde başvuru aldıklarını belirten İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Sait Gönen, bugünlerde başvuru sayısının 150 civarında olduğunu söyledi.

Kendi bilim kurulunu oluşturduklarını söyleyen Gönen, bilimsel bir yol izleyerek zorlu süreci yönettiklerini dile getirdi.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sait Gönen, sorularımı yanıtladı.

Yurtdışından buradaki kamu hastanesine başvuru yapıldığında nasıl bir prosedür uygulanıyor? Ne kadar ödeme yapıyorlar?

Bildiğiniz gibi sağlık turizmi son yıllarda giderek artan bir yoğunlukta ülkemizin gündeminde. Yöneticilerimiz, Sağlık bakanlığımız, sağlık profesyonelleri bu konuda birçok düzenlemeler yapmakta. Ülkemizin sağlık alanındaki potansiyeli harekete geçirildiğinde çevre ülkelerdeki hastalar için bir başvuru merkezi olacak. Bizde bu amaçla Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesinde Cerrahpaşa İnternational’ı oluşturarak yurt dışından müracaat eden hastaların online hekime ulaşmasına imkan sağladık ve “Tıbbi görüş” uygulamasını başlattık. Amerika'da yıllardır ikinci tıbbi görüş, uygulaması yapılıyor. Bu bir muayene değil tabi ki, bir reçete yazılmıyor ancak yurtdışında olan,ulaşma imkanı olmayan hastalar randevu oluşturarak belirlenen saatte istediği doktorla dijital ortamda görüşme yapabiliyor.

Cerrahpaşa gerçekten, ülkemizdeki tıp alanında eğitim veren ve faaliyet gösteren en eski kuruluşlardan bir tanesi. Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane’nin devamı iki fakülteden birisi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’dir. Bu özellikle pandemi sürecinde hastaların hastanelerden uzak durması, yine yurt dışından zaten bize hasta geliyor, bir şekilde bizim hocalarımıza, ulaşmak istiyorlar. Cerrahpaşa'nın bu boyutuyla bir tanınırlığı da var. Pandemi sürecinde tanınırlık daha da fazla arttı. Yurtdışındaki özellikle Türk vatandaşları yaşadıkları ülkelerdeki hekimlerin dilinden de çok anlamıyorlar, çok da anlaşamıyorlar. Onların yoğun bir talebi var. Hem bu talepleri karşılamak hem de yabancıların özellikle Ortadoğu, Balkanlar'dan Türk dünyasından ya da Avrupa'nın değişik ülkelerinden de zaman zaman hastaların hocalarımıza maille ulaşmaları, hastaların birtakım bilgiler talep etmeleri, görüşme talepleri zaten oluyordu. Bizde tıbbi görüş dediğimiz yüz yüze görüşmeyi, önceden randevu alarak hekimiyle yüz yüze görüşmesi gerçekleştirecek Cerrahpaşa International uygulaması başlattık.

Hasta görüş almak istediğin de tıbbi görüş almak istediği hekim ile ilgili bilgilere Cerrahpaşa International sayfasından ulaşıyor. Muayene olacağı hekimi seçiyor. Hekimin uygun olduğu randevu aralığını seçip, ödemesini yaptıktan sonra 20 dakika Zoom üzerinden doktoruyla online görüşme yapıyor. Bu tıbbi görüş alma uygulamasında hastalar alanında uzman profesörlerden 49 Dolar ödeyerek randevu oluşturup görüş alabiliyor. Bu bir muayene değil tabii ki bir reçete yazma değil, uzman görüş alabiliyorlar. Daha ayrıntılı bilgilendirme www.cerrahpasainternational.com adresinde mevcut.

Pandemi süresinde ne gibi önemler aldınız? Günlük kaç hasta baktınız?

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin salgınlarla ilgili önemli bir tarihi var. 1893 yılında Kolera salgınında Cerrahpaşa yerleşkesinin şu andaki bulunduğu yerde olan “Takiyüddin konağı” kolera salgınında hastane olarak kullanılmış. 1911 yılında Sultan 2. Abdülhamit o konağı satın alarak belediyeye tahsis etmiş ve o bina ‘’Cerrahpaşa Erkek Hastanesi’’ olarak faaliyet göstermeye başlamış. 1912 yılında ikinci kolera salgınında o bina tamamen dolmuş ve Cerrahpaşa'nın bahçesine Sahra Hastanesi açılmış. Bizim hastanemizin salgınlarla böyle bir mücadele tarihi var.

Cerrahpaşa yerleşkesinin salgınla ilk mücadelesi değil. Covid-19 pandemisi esnasında da biz salgınlarla mücadele tarihinin de verdiği psikolojik güçle, Sağlık Bakanlığı ile eş zamanlı Cerrahpaşa bünyesinde hocalarımızla bir bilim kurulu oluşturulduk.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yönetimi olarak Pazar günü bir araya gelerek bir toplantı gerçekleştirdik. Covid-19 salgınıyla en fazla ilişkili kliniklerin hocalarından ki bunlar; enfeksiyon, göğüs hastalıkları, yoğun bakım ünitesi, çocuk yoğun bakım, çocuk göğüs hastalıkları, çocuk enfeksiyon, mikrobiyoloji ve halk sağlığı hocalarından oluşan bir bilim kurulu oluşturduk. Pazartesi sabah ise, bilim kurulumuzla bir araya gelerek Mart'ın ilk haftası içerisinde ilk toplantımızı yapmış olduk.

Bilim kurulundaki o toplantıda hocalarımıza yönetim olarak dedik ki; Bu pandemi sürecini siz yöneteceksiniz, sizin aldığınız kararların, biz sahada uygulayıcısı olacağız. Bilim kurulu hemen hemen her gün toplandı. İlk önce kendi çalışanlarımız ve hepimiz eğitimden geçtik. Kişisel koruyucu ekipmanı nasıl kullanılırız, nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Bilim kurulunun her gün yaptığı toplantılarda o zaman tabii Covid-19 için Çin’de yapılan tedaviler ve hasta takipleri bir de çok dramatik bir İtalya örneği vardı. Buralarda yapılan bütün tedavileri, Sağlık Bakanlığı’mızın tedavi önerilerini her gün bizim bilim kurulumuz kendi arasında görüşüp bir tedavi algoritması ve yol haritası belirledi. Bu süreçte çok yoğun bir hasta talebi ile karşılaştık ve cerrahi binamızı Covid-19 hastalarına tahsis etmiştik. Her gün bir kliniği Covid servisi yapmaya başladık, 17 tane servis açtık. 17 servisimiz doldu, başka blokları da hazırlamaya başladık. Bu arada yoğun bakım ünitemiz çok hızlı bir şekilde doldu. Mart’ın ilk haftasında acil ameliyatların dışındaki bütün ameliyatları durdurmuştuk.

Ameliyathanelerimizden en büyüğünü hızla yoğun bakım ünitesi haline getirdik. O da yetmedi, diğer bölümlerdeki yoğun bakım ünitelerimizi Covid pozitif yoğun bakım ünitesi haline getirdik. Yoğun bakım ünitemizdeki yatak sayımızı 116’ya çıkarttık. Yani 60 olan sayımızı 116'ya çıkartmış olduk. Buralar da dolmaya başlayınca bahçeye Sahra Hastanesi kurmak zorunda kalacağımızı düşünmeye başladık. Bu sürede 225 hasta yatarak tedavi görmekteydi, sonra giderek hasta sayısının azalmasında alınan önlemlerin büyük etkisi oldu. Özellikle ilk zaman 65 yaş üstü ve 20 yaş altına uygulanan sokağa çıkma yasağının, biz de hastalarımızda da etkisini gözlemledik. İlk günlerde çok sayıda ileri yaşlarda hasta geliyor iken daha sonra bu hasta yaşının düştüğünü orta yaş hasta popülasyonundan daha fazla hasta gelmeye başladığını gözlemledik, sonra hasta sayımız giderek azalmaya başladı ve bu azalma uzun süre devam etti. Biz 17 servisin 14 tanesini kapattık, 3 servisimiz kaldı. Tabi alınan önlemlerin serbest bırakılmasıyla bir hareketlenme oldu.

Mart ayının 10’undan bugüne kadar 128 bin hasta Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne müracaat etti. Bunların 12 bini Covid hastası ve bu hastaların 1200’ü yatırılarak tedavi edildi. 170’ini yoğun bakımda takip ettik, Günlük 500’ün üzerinde başvuru oluyordu. Sonra bu başvuru oranları 100’lere düştü, son günlerde bu sayılar 150 civarında olmaya başladı ve yatırdığımız hasta sayısı da 30‘lara kadar düşmüştü, bu kısıtlamaların kaldırılması ile iki haftadır 40-50 civarında hastayı yatırarak takip ediyoruz. Yoğun bakım ünitemizdeki hasta sayımızda giderek azaldı. Bugün itibarıyla yoğun bakım ünitemizde 6 hasta yatmakta.

Sağlık çalışanlarınızın korunması için ne gibi önemler aldınız? Nöbet ve çalışma şekilleri nasıl oldu? Evlerinde mi kaldılar yoksa kalmaları için bir yer ayarladınız mı?

Bütün bunların kararını bizim bilim kurulumuz aldı, biz uygulayıcısı olduk. Asistan doktorlarımızın tamamını hangi serviste çalışırsa çalışsın, bir havuz oluşturduk hekimlerden ve her Covid servisinde iki asistan, bir uzman ve onların başında bir hoca, ayrıca o katta koordinatör bir başka hoca görevlendirdik. Fakültemizde çalışan bütün hekimler, bütün araştırma görevlileri, bütün uzmanlar ve hocaların da büyük bir kısmı görev aldı. Tabii 60 yaşın üstündeki hocalarımızı Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile idari izinli olarak değerlendirdik. Onların haricinde fakültemizde çalışan her aşamadaki hekim arkadaşlarımız bu mücadelede taşın altına elini soktu. Yine hemşirelerin tamamı için de böyle bir havuz oluşturduk ve sağlıkla ilgili kronik rahatsızlığı olanlar hariç hepsini Covid servislerinde görevlendirdik. Bu süreçte hemşirelerimizden, hasta bakıcılarımızdan, temizlik personellerimizden, araştırma görevlilerimizden, hocalarımızdan evine gitmek istemeyen ailesine bu virüsü bulaştırma endişesiyle evine gitmek istemeyen oldukça çok sayıda çalışanımız oldu. Tabii burada İl Sağlık Müdürlüğü ve İstanbul Valiliği’nin büyük desteğini gördük, şu anda 50 civarında kişi evine gitmek istemeyen, o dönemde 350 çalışanımız İstanbul'da değişik yurtlarda, otellerde, pansiyonlarda ya da kamuya ait yerlerde uzun süre evinden uzak kaldı ve tahsis edilen yerlerden hastaneye geldiler.

Hepimiz defalarca eğitimden geçtik. Hekim, hemşire, hasta bakıcı ve temizlik elemanı nöbete gitmeden önce koruyucu ekipman nasıl kullanılır, nelere dikkat edilmesi gerekir noktasında hastane enfeksiyon komitesi tarafından mutlaka eğitimden geçirildi. Buna rağmen 123 çalışanımız Covid pozitif oldu. Hiçbiri ağır değil, 110 çalışanımız görevlerine geri döndüler. Tabii bu süreçte yine bizim hocalarımızdan emekli olmasına rağmen, bizlere hocalık yapmış on binlerce öğrenci yetiştirmiş Feriha Öz hocamız, Edirne'de Covid nedeniyle vefat etti. Devletimiz de büyük bir kadirşinaslık örneği göstererek yeni hastanelerden Sancaktepe'deki Pandemi Hastanesi’ne Prof. Dr. Feriha Öz adı verildi, bundan da Cerrahpaşa olarak mutluluk duyduk.

BBC ve CNN haber yapmıştı ve dünyaya örnek olan çalışmalarınız oldu. Özel görüşmelerinizde, Amerikan ve İngiliz basınının kamera arkasında söyledikleri nelerdi?

Onlar İtalya ya da başka örneklerdeki gibi Türkiye’de de sağlık sistemi muhtemelen iflas etmiştir, etmek üzeredir yani kişisel koruyucu ekipman ve malzeme eksikliği vardır, hastane dolmuştur, yoğun bakım yatağı yoktur, gibi düşüncelerle zannediyorum geldiler. İlk olarak BBC geldi. Biz yoğun bakımımızı açtık, gezdirdik. Gördüler ki, hiçbir kişisel ekipman eksiği ve malzeme eksiği yok. Gördüler ki, halen gelecek hastayı yatırabileceğimiz boş yataklarımız var. Yoğun bakım ünitemizin sayısını hızla artırmıştık. Verilen mücadeleyi yerinde gözlemlediler ve bunu da dünyaya duyurdular. Tabi bu bizim için büyük mutluluk oldu. Buradaki yaptıkları çekim esnasında bizimle beraber kamp kurdular, hekimlerin çalışmasını ve dayanışmayı gözlemlediler. Daha sonra diğer kanallar; CNN International ve bir Japon kanalı geldi. Hepsi de Cerrahpaşa'da birtakım çekimler yaptı. Biz de hepsine yardımcı olduk çünkü yaptığımız işi biliyorduk. Yaptığımız işin doğru olduğunu biliyorduk, yaptığımız işin bilimsel olduğunu biliyorduk. Oluşturduğumuz bilim kurulumuzla, Sağlık Bakanlığı'nın bilim kurulunun aldığı kararları ve dünyadaki yapılan çalışmaları da günlük masaya yatırarak kendi yol haritamızı günlük belirleyerek bu süreci yönettik.

Ekipman sıkıntısı yok denmişti. Amerikalı muhabir, bir dönem Cerrahpaşa’da malzeme sıkıntısı olduğunu belirtmişti. Bu durumla ilgili neler söylersiniz?

Malzeme sıkıntısı hiç yaşamadık. Sürecin başlangıcında böyle bir panik oldu Türkiye’nin her tarafında zannediyorum o panikle ilgiliydi. Yoksa biz başlangıçtan itibaren çok ciddi bir bağışla da karşılaştık. Sağlık Bakanlığı’ndan her istediğimizde de malzeme eksiğimiz giderildi. Duyarlı vatandaşlardan, bizim hiçbir talebimiz olmamasına rağmen hem malzeme bağışı hem de Cerrahpaşa Vakfı'na da ciddi nakdi bağış oldu bu süreçte. Ayrıca hemen hemen her gün çalışanlarımıza yemek veya birtakım kıyafetler getirilerek dağıtıldı. Halkımızın bu konuda dayanışmasını da mutlulukla gözlemledik.

Tedavi sürecinde klorokin ve hidroksi klorokin kullanıldı mı? Tedavi olan hastalarda ne gibi bir prosedür uyguladınız?

Biz tedavide hem hidroksiklorokin hem favipiravir kullandık. Çin’den ve İtalya'dan farklı olarak bunları daha erken aşamada kullandık. Mesela favipiraviri onlar yoğun bakım ünitesine yatan hastalarda kullandılar, biz daha hastanın tanısını koyduğumuz anda başladık, bunun da faydasını gördük. Yine yüksek akımlı oksijen vermenin, yoğun bakım ünitesinde “Prone pozisyonu”nda yatırmanın çok büyük faydasını gördük. Bunların hepsini her gün bilim kurulunda tartışarak, bu süreci sürdürdük. Şimdi klorokin ve hidroksiklorokinle veya uygulanan bütün tedavilerle ilgili, dünyada en önemli bilimsel dergilerde bile bir bilgi kirliliği ile karşı karşıyayız. Şu anda aslında söylenebilecek tek doğru şey Covid-19'un spesifik bir aşısı ya da tedavisi bulunana kadar hastalıkla yaşayacağımızı herkesin bilmesi gerekir. En önemlisi silahımız sosyal mesafeyi korumak, maske takmak ve hijyene dikkat etmek.

Antikor testleri yapmaya başladınız. Bu uygulamada kimlere antikor testi yapılacağı nelere göre seçiliyor?

İlk yaptığımız testin spesifitesi, duyarlılığı düşük bir test yapmıştık, daha sonra spesifitesi, duyarlılığı çok daha yüksek bir test çalışanlarımıza yaptık. Burada da gördüğümüz Covid-19’u geçirmeyenlerdeki antikor yüksekliği yüzde 5’in altında. Yani toplumun yüzde 95'inin halen bu hastalığı geçirmeye aday olduğunu söyleyebiliriz. Covid-19’u geçirenlerde ise büyük oranda antikor değeri yüksek, ama sessiz taşıyıcı, ayakta geçirmiş, fark edilmeden geçirmiş gibi her gün tartışılan durumların doğru olmadığını söyleyebiliriz. Hepimiz bu hastalığı geçirmeye aday olarak yaşantımıza devam ediyoruz.

Tıp eğitimlerinde neler yapıldı? Bu süreçte öğrencilerin, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının korunması için neler yaptınız?

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ülkenin en berrak zekalı çocuklarının tercih ettiği bir fakülte. Bizim bu yıl İngilizce tıpa en son giren öğrencimiz Türkiye 306’ıncısı, Türkçe tıpa en son giren öğrencimiz ise Türkiye 1709’uncusu oldu. Bu başarı skalası ise eğitim ile ilgili bizim sorumluluklarımızı daha da artırıyor.

Pandeminin başlangıç döneminde hocalarımız ders notlarını sisteme yüklediler. Ama bundan yeterli sonuç alamayacağımızı gördük. Bu kez senkron eğitimi başlattık. Dersi olan hocamız dijital platformda online olarak anlattı. Hem İngilizce Tıp programımızda hem de Türkçe Tıp programımızda 500’e yakın öğretim üyemiz kesintisiz bir şekilde derslerini anlattı. Yani hiçbir dersimiz eksik kalmadı. Senkron eğitimi en iyi veren tıp fakültelerinden biri olduğumuzu düşünüyorum. Şimdide online sınavlarımız devam ediyor.

Şunu gördük ki, bu pandemi devam edecek, polikliniklerimizi ve ameliyathanelerimizi yavaş yavaş çalıştırmaya başladık. Ama eski rutinimize dönerken yeni normalimizi oluşturuyoruz. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde kapıdan giren herkesi Covid pozitif kabul edip içeri alıyoruz. Mutlak suretle herkesin ateşi ölçülüyor. Polikliniğe gidince ilk önce Covid yönünden sorgulamadan geçirip, ondan sonra diğer şikayetleri dinleniyor.

Buradan mezun olacak öğrencilerimizin de bu eğitimi alabilecekleri en iyi lokasyon kendi okulları. Onun için 1 Haziran’dan itibaren intörnlerimizi çağırdık, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde çalışmalarına devam ediyor, mezun olana kadar da eksik kalan pratiklerini tamamlayacaklar. Bazı fakülteler intörnlerini uzaktan mezun ettiler. Biz ise intörnlerimizi çağırdık. Onlarda eksiksiz geldiler. Çünkü 2 -3 ay sonra bu pandemi olmuş olsaydı, bu öğrencilerimizin hepsi göreve atanır atanmaz pandemiyle sahada karşılaşacaklardı. Sahada karşılaşmaktansa kendi okullarında pandemiyle nasıl mücadele edildiğini, Covid pozitif bir hastaya nasıl yaklaşıldığını ya da pozitif olmasa bile kişisel koruyucu ekipmanla hastaya nasıl yaklaşılacağını öğreniyorlar. Bu durumdan da hepsinin mutlu olduğunu görüyoruz. En azından bir süre daha pandemi ile yaşayacağımızı düşündüğümüzde her alanda olduğu gibi sağlık hizmetlerinde de yeni normalimizi oluşturup ona adapte olmak büyük önem taşıyor.

Diğer Yazıları

Covid-19 aşıları ile ilgili merak ettiğiniz sorular yanıt buluyor

“Faz 3 aşamasını tamamlamış ve kullanımına izin verilen aşıların hepsi güvenlidir ve yeterli koruyuculuğu sağlayacağı da ön görülüyor” diyen Türk İmmünoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, “En iyi aşı ulaşılabilen aşıdır. Hangi tip aşı olursa olsun etkinliğini kaybetmeden yaygın olarak kullanımının sağlanması salgının kontrolü için kaçınılmaz.” dedi.

Devamını Oku 15.12.2020

Epigenetiğin gen kontrolünde oynadığı rol nedir?

Doktora çalışmaları sırasında genlerin nasıl aktif ya da inaktif halde tutulduğu ile ilgili temel bilimsel soruların anlaşılmasına katkı sağlayan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)’nden Dr. Özgür Öksüz, Polycomb proteinlerinin hücre içerisindeki isleyişini, bir sonraki hücrelere nasıl aktarıldığını ve kanser hücrelerinde görülen hasarların hangi sonuçlara sebep olduğunu anlamak konusunda çalışıyor.

Devamını Oku 07.12.2020

Avrupa’dan iki doktora öğrencisi Türkiye’deki gençlere bilimi sevdirebilmek için “Gelecek Bilimde” diyor

Hollanda ve Polonya’dan Türkiye’ye bilimi sevdirmek için farklı liselerden öğrencilerden oluşan ekipleriyle Mühendis Burak Çankaya ve Psikolog Cevdet Acarsoy, her gün yeni bir şeyler deniyorlar. Avrupa’dan iki bilim meraklısının bilim yayıncılığı ile ilgili serüveni konuştuk.

Devamını Oku 06.12.2020
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS