Esra Öz Esra Öz

Covid-19’a karşı uykuyu ihmal etmeyin

01.12.2021 Çarşamba | 16:00

Özellikle son iki yıl içerisinde en önemli toplum sağlığı problemi halini alan Covid-19 pandemisi sürecince, bağışıklık sistemi ve enfeksiyonlar ile mücadelede uykunun oldukça önemli olduğu bir kez daha anlaşıldı. “Üstelik artan stres ve hastalık korkusu, insomni yani uykusuzluk hastalığı başta olmak üzere uykunun süre ve kalitesinde belirgin azalmalara neden oldu” diyen Türk Nöroloji Derneği Uyku Tıbbı Moderatörü Doç. Dr. Gülçin Benbir, uyku yoksunluğunun ikincil olarak bağışıklık sisteminin etkilenmesine yol açtığını belirtiyor.

“Bağışıklık sisteminde görev alan hücrelerin çoğalması, gün içinde karşılaştıkları zararlı bakteri veya virüslere karşı geliştirdikleri direnç gelişiminin sağlanması, ancak sağlıklı bir uyku esnasında mümkün olabiliyor” diye konuşan Benbir, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tıpkı hafızanın oluşmasında olduğu gibi, uyku, bağışıklık sistemindeki hücrelerin de hafızasının gelişmesine, bir başka deyişle, aynı zararlı bakteri veya virüs ile karşılaştığında, uygun cevabın savunma hücreleri tarafından hatırlanarak verilmesine olanak tanır. Aşı sonrası antikor yanıtlarının gelişmesi için de sağlıklı uyku önemli bir destekleyici rol oynar. Uykunun süre ve içeriği ile ilişkili etkilenmesi, bağışıklık sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışmasını bozar, enfeksiyon gelişimine yatkınlık oluşturur ve hastalık seyrinin de kötüleşmesine neden olur.”

57. Ulusal Nöroloji Kongresi’nde bu yıl uyku bozukluklarına dikkat çekerek, uykunun nörofizyolojisi ve hastalıkları, özellikle nörolojik hastalıklar ile ilişkileri kapsamında ele alındı.

Bilincin askıya alındığı, ancak zihinsel aktivitenin devam ettiği hayati ve kaçınılmaz süreç olan uyku, kendi içerisinde farklı uyku evreleri içeriyor. Uyanıklık ve uyku döngüsünün zaman ile ilişkili olarak düzenlenmesi genetik etkiler ile gerçekleşiyor.

Uykunun süresi ve zamanı kişiye özel ve genetik olarak belirleniyor. Normal olarak kabul edilen uyku süresi 6-10 saat arası olmakla birlikte, herhangi bir hastalık ile ilişkili olmaksızın daha kısa veya uzun uyku süresine ihtiyaç duyan “normal” bireylerin de var olduğu unutulmamalı.

Vücuttaki yani kandaki maddeler ile ilişkili etkileşimler ise, uykunun içeriğini ve derinliğini düzenliyor. Işık, vücut ısısı, yemek düzeni, hormonlar, sosyal aktiviteler, duygu durumları, ilaç kullanımı ya da çay kahve gibi dış etmenlerin de uyanıklık ve uyku döngüsü üzerinde etkileri var.

Uyku hafızayı etkiliyor

“Sağlıklı bir uyku olmazsa, hafıza etkilenir” diyen Türk Nöroloji Derneği Uyku Tıbbı Moderatörü Doç. Dr. Gülçin Benbir, “Dikkatte azalma gözlenir, iş ve trafik kazaları meydana gelir. Hipertansiyon ve kalp krizi gibi kalp ve damar hastalıkları ile beyin felci gibi beyin damar hastalıkları riskinde artış görülür. Bağışıklık sisteminin zayıflaması ile hastalıklara yatkınlık oluşur. Kilo alımı ve diyabet gelişimi izlenir ve psikolojik problemler ortaya çıkar” uyarısında bulunuyor.

Hayatımızın yaklaşık üçte birlik dönemini kapsayan uykunun görevlerinin oldukça fazla ve önemli olduğunu vurgulayan Benbir, “Fizyolojik yenilenme ve tamir, öğrenilen bilgilerin kalıcı hale getirilmesi ve hafızanın yapılandırılması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, kardiyovasküler sistemin relaksasyonu, stres ve endişenin giderilmesi ve hormonların düzenlenmesi için sağlıklı bir uyku süresi ve içeriğinde ihtiyaç vardır.

Sağlıklı bir uyku yapısını bozan her türlü iç ve dış etmenler, uyku süre ve zamanlamasındaki değişiklikler, uyku içeriğinin bozulması ve uyku hastalıkları uykunun fonksiyonlarını etkiler.

Diğer Yazıları

Sürdürülebilirlikle iyiliği birleştirmek önemli

Son yıllarda dünyada yaşanan iklimsel ve çevreyle ilgili değişimlerin etkileri ve nedenleri sürdürülebilirliğin önemi artıyor. “Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi” kapsamında, BM üye ülkeleri, 2030 yılına kadar yoksulluğu sona erdirmek, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele etmek ve iklim değişikliğinin üstesinden gelmek için toplamda 17 hedef üzerinde duruluyor.

Devamını Oku 14.01.2022

Mutluluk hormonu, aşkın fizyolojisi en büyük uydurmalar

Doğumu başlatan kimyasal oksitosin. Nöron, oksitosin salgılamaya başladığında doğum olayı başlıyor. Ancak tersi karar verdiğinde doğum gecikiyor. Prof. Dr. Türker Kılıç, “Mutluluk hormonu, aşkın fizyolojisi gibi tanımlamalar en büyük uydurmalar” diyor.

Devamını Oku 03.01.2022

Pandemide gerçek sağlık haberleri önem kazandı

Pandemi sürecinde sağlık haberlerinin önemi anlaşılırken, bilimsel ve kanıta dayalı bilgiye erişimin gerekliliği üzerinde duruluyor. Sağlık iletişiminin bilgi kirliliğini önlemedeki etkisi ise, sık sık gündeme geliyor.

Devamını Oku 10.12.2021
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS