Hastalanan dünyanın tedavisi “TEK Sağlık” mı?

Ekonomist Jim O’neil’in raporuna göre; 2050 yılında 10 milyon insan antibiyotiğe dirençli bakteriler nedeniyle enfeksiyonlara bağlı ölümlerin olacağını öngörüyor. Bu sayının büyük bir kısmının ise Asya, Afrika ve Orta Doğu’nun da yer aldığı güney yarı küresinde görüleceği belirtiliyor.

İklim değişiklikleri ve iklim değişimlerinin neden olacağı olaylara bağlı olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün beklentilerine göre ise, 2030 yılında da ölümlerin artacağı matematik modelleri ile ortaya konuyor.

Sıcaklığa bağlı olarak 35 bin yaşlının, sıcaklık ve doğa olayları sonunda gelişecek ishallere bağlı 48 bin çocuğun, sıtmaya bağlı 60 bin kişinin ve temiz su ile gıdaya ulaşamayan 95 bin çocuğun öleceği öngörülüyor.

Hava kirliliğine ve çevre kirliliğine bağlı ölümlerin de bu sayıların gerisinde olmayacağını söyleyebiliriz.

Tüm dünya aslında git gide hastalanıyor. Bu amaçla dünya genelinde sağlığa tek sağlık yaklaşımı ile bakılmaya başlandı. Yani merkezine sadece insanı, hayvanı, çevreyi, doğayı, ormanı almak yeterli değil. Sistemin sağlığının bir bütün olarak sağlanması hedefleniyor.

Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Tek Sağlık Çalışma Grubu tarafından geçtiğimiz günlerde düzenlenen toplantının ülkemizde ilk olduğunu belirten Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Tek Sağlık Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Serap Süzük Yıldız, şunları söyledi: “Tek sağlık yaklaşımının hedefinde ekosistem sağlığını korumak var. Bugün artık, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE) Tek Sağlık yaklaşımını benimseyen sıkı bir işbirliği içindeler. Tek Sağlık yaklaşımının özellikle ilgilendiği hastalıkların başında gıda ve su kaynaklı enfeksiyonlar, grip, Ebola, Zika gibi hastalıklar, habitat kaybı ve doğal alanların parçalanması ile ortaya çıkan yeni tehlikeler, hiçbir antibiyotik ile tedavi edilemeyen tüm antibiyotiklere dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar geliyor. Bu yaklaşımda izlenecek yol ise sorunları etkin bir şekilde tespit etmek, hızla tanı koymak, bunlara cevap vermek ve önlemek için tedbirler almak.”

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı araştırmaya göre, insanlarda enfeksiyon oluşturan etkenlerin yüzde 80’ini hayvanlardan ve her yıl yeni tanımlanan hastalıkların yüzde 3’ü ise yine hayvan orjinli hastalıklardan kaynaklanıyor.

Günümüzde küreselleşmenin, iklim değişiminin ve modern taşımanın bu kadar geliştiği bir dünyada artık hastalıklar maalesef lokalize kalamıyor, hatta bölgesel olarak salgınlara küresel olarak epidemilere neden olabiliyor. Bu nedenlerle hem lokalize olarak farklı disiplinlerin işbirliğine hem de uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyuluyor.

Dünyada gelişen bu zincire doğru bilgi akışının sağlanması Uluslararası Sağlık Tüzüğü’nün de bir gerekliliği. Çünkü tek sağlık bakış açısı ile ele alınması gereken hastalıklar aslında küresel boyutta bir halk sağlığı sorunudur.

 

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS