Sağlıkta kadınlara ilham veren işlere imza atıyor

Sağlık sektöründeki erkek egemenliğini yaptığı başarılı işlerle yıkan Yelda Ulu Colin, aynı zamanda Tıp Gör Der Başkanı ve DEİK sağlık komisyonu yönetim kurulu üyesidir. Başarı yolunda en önemli yapı taşının kendin olabilmek, samimi olmak ve güven duygusunu ekibinize hissettirebilmek olduğunu söyleyen Colin, “Başarısızlık da başarı gibi hayatın bir parçası, burada kilit nokta başarısızlıklardan öğrendiklerinizle, kendinizi ve ekibinizi geleceğe hazırlayabilmek.” diyor.

Hem iş hayatında hem de sosyal derneklerde yürüttüğü başarılı projelerle birçok kadına ilham veren işlere imza atıyor. Başarısının sırrını bir de kendisinden dinleyelim.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Sağlık sektöründe yaklaşık 25 yılı aşkın süredir uluslararası teknoloji firmalarında Türkiye ve Bölgesel yönetim rollerinde insanların hayatına dokunuyorum. Son 12 yıldır üst düzey yöneticilik yapıyorum. Ankara doğumluyum, Ankara Atatürk Anadolu Lisesi mezunuyum. ODTÜ’de mühendislik okudum. Yüksek lisans yaparken aynı zamanda üniversitede tez hocamla beraber Japonlarla ortak bir proje yürüttüm. Aynı zamanda başka sosyal bir kuruluşta da faaliyet gösterirken gelen bir iş teklifini değerlendirip böylece sağlık sektörüne adım atmış oldum. İnsanlarla iletişim kurmayı seven, sosyal bir karakterim. Bu iş teklifi, insanlarla aktif olarak iletişim kuracak bir pozisyon olduğu için bana cazip geldi. Böylece için sağlık sektörüne adımımı attım. Sürecin devamında 1995 yılında Siemens Sağlık’a katıldım.

18 yıl 6 ay Siemens Sağlık Türkiye’de farklı ticari pozisyonlarda görev aldım. Ankara’da başladığım iş hayatım 2004 yılından itibaren İstanbul’da devam etti. Bölge Satış Yöneticisi olarak başladığım Siemens hayatım, Kilit Müşteri Yöneticisi, Satış Müdürü ve ardından Entegre Çözümler Birim Yöneticisi olarak 2013 yılına kadar devam etti. 2013 yılı Ekim ayında gelen bir teklifle GE ’ye katıldım. GE Healthcare Türkiye ve Orta Asya Görüntüleme Genel Müdürü olarak başladığım kariyerime, 2014 yılı Temmuz ayında GE Healthcare Türkiye ve Iran Genel Müdürlüğü göreviyle devam ettim.

1996 yılında evlendim, her zaman en çok gurur duyduğum iki çocuğum var.

Hayatımın her döneminde sosyal derneklerde olabildiğince var oldum ve faaliyet gösterdim. Tıp Gör Der Başkanıyım, DEİK Sağlık Komisyonu Yönetim Kurulu üyesiyim, PWN de vaktim elverdiğince olmaya çalışıyorum.

Kendi iş alanınızda geniş bir networkü yönetiyorsunuz, bir kadın olarak yaşadığınız zorluklar ve başarı faktörlerinden bahseder misiniz?

Kadınların iş hayatında yaşadığı zorluklar sanırım hepimiz için çok benzer; iş ve ev hayatı dengesini kurabilmek, hayatınızda sevdiklerinize olabildiğince kaliteli zaman ayırabilmek, iş ortamında cinsiyetden bağımsız performansınızla adil değerlendirilebilmek. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de rakamlara baktığımız zaman kadınların iş hayatındaki varlığı, özellikle merdivenin yüksek basamaklarındaki varlığı konusunda hala almamız gereken bir yol var.

Benim kişisel deneyimim şu; insanlar sizi cinsiyetten bağımsız gördükleri zaman bence iş hayatında daha rahat ediyorsunuz. Çünkü kadın olmanın getirdiği birtakım zorlukları ne kadar öne çıkartırsanız algı da kültürel olarak o kadar değişiyor, önyargı oluşabiliyor. İki çocuk annesiyim, doğum iznim 2 aydı ve 2 ay dolmadan evden çalışmaya başladım. Kadın olmanın getirdiği zorlukları kendi içinizde ne kadar halledebilirseniz size bakış açısı da o kadar nötr oluyor.

Kadınların iş hayatında gördükleri fırsatlara başvuru yapmada yetkinlikleri iyi olduğu halde bunu göstermekten çekinmeleri aslında kendi yarattıkları başka bir zorluk. Bu sebeple daha geri planda kalıp daha geç terfi alabildikleri gibi hiç terfi de alamayabiliyorlar. Erkeklerse iş hayatında rolün gerektirdiği özellikleri tam olarak taşımasalar bile kadınlara nazaran kendilerini daha rahat öne çıkartabiliyorlar. Bu sebeple kadınlar kendilerine daha çok güvenmeli, seslerini daha çok çıkarabilmeli, çekingen olmamalı diye düşünüyorum. Liderlik özelliklerini öne çıkarmalılar. Ve belki de en önemlisi, iş hayatında kadınlar birbirinin dostu ve arkadaşı, kızkardeşi olmalı; birbirlerini desteklemeliler. Ancak böyle daha ileriye gidebilirler çünkü, erkekler iş hayatında birbirlerini zaten destekliyorlar.

Başarı yolunda en önemli yapı taşı kendin olabilmek, samimi olmak ve güven duygusunu çalışma arkadaşlarınıza ve yöneticinize hissettirebilmek. İnsan güvenebildiği, kendisine güven duyulan ve takdir edildiği ortamda her zaman daha fazla performans gösterebiliyor. Hem işine hem de kendisine katma değer yaratıyor. Sonuçta başarı olarak ortaya çıkıyor.

Bir kadın lider olarak sektörünüzde çalışmak sizler için ne anlam ifade ediyor?

Sağlık sektöründe çalışmak her zaman bana manevi tatmin verdi. Çünkü dolaylı olarak insanların sağlığına ve yaşam kalitelerine pozitif etki sağlıyorsunuz. Sayenizde kurulumu yapılan yüksek teknolojili bir teşhis cihazı hastalıkların erken aşamada yakalanabilmesine olanak tanıyor. Doktorun daha güvenli teşhis ve tedavi planlamasına yardımcı oluyor. Bunun yanısıra sağlık zaten daha fazla anlayış, empati ve sevginin var olması gereken bir sektör.

Kadın olarak kendi hayatınızda ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz? Ev ve iş dengesini nasıl kuruyorsunuz?

Her çalışan anne gibi zaman zaman çocuklarıma yeteri kadar vakit ayırabiliyor muyum ve onlara bu zaman diliminde ne kadar sevildiklerini hissettirebiliyor muyum endişesi yaşadım. Zaman içerisinde bunu yönetmeyi öğreniyor ve bir denge kuruyorsunuz. Örneğin daha az uyuyorsunuz, daha erken kalkıyorsunuz ve çok planlı bir yaşam yaşıyorsunuz.

Dolayısıyla zaman yönetiminde ve hız da çok profesyonelleşiyorsunuz. Ayrıca aynı anda birden fazla işi yapma yeteneğiniz gittikçe gelişiyor. Delege etmeyi ve önceliklendirme yapabilmeyi öğreniyorsunuz. Bunların neticesi ev ve iş dengesi oluşuyor.

Kadınların bu sektörde ilerlemeleri için tavsiyeleriniz nelerdir?

Kadınların bazı doğal avantajları var, örneğin empati yeteneği, detayları görebilmek, görünenin arkasındakini okuyabilmek, güven verebilmek, multitasking (aynı anda birden fazla işe odaklanıp gerçekleştirebilmek), iyi dinleyici olmak, olaylara farklı bakış açıları getirebilmek, koruma ve kollama yetisi, şefkat ve adalet duygusu. Bunları iş hayatınızda gerektiği kadar ve gerektiği yerde kullanabilmek, tabi ki çok ama çok çalışmak, iş ortamında kendilerine mutlaka iyi bir network oluşturmak, cesur olmak ve yeni pozisyon veya olasıklıklara aday olmada çekingen olmadan kendilerini öne çıkarabilmek benim kendi deneyimlerimden çıkardığım tavsiyeler.

Gençleri önemseyen bir kadın lider olarak yeni kuşakla ilgili neler söyleyebilirsiniz? Onlarla birlikte çalışmanın püf noktası nedir?

Yeni nesil çok daha farklı ve beklentileri bizlerden değişik. Onların önem verdiği konularının yönetici olarak sizin tarafınızdan anlaşılması ve beklentilerini karşılayan çalışma koşullarının yaratılması onlar için çok önemli. Kurum bağlılığı yaratmada farklı yol ve yöntemler geliştirmeniz şart. Bunun da yolunu yine deneyimlerimden yola çıkarak şöyle özetleyebilirim; daha esnek çalışma saatleri ve ortamı, çalışma sırasında sosyalleşebildikleri bir çevre, başarılarının sözlü ve yazılı olarak takdir edilmesi, iş yerinde ilgi alanları ile ilgili aktiviteleri de gerçekleştirebilecekleri ortam ve fırsatların yaratılması yeni gelen nesil için oldukça önemli.

Bir kadın lider olarak bugüne kadar gelmiş olduğunuz noktada kariyeriniz ile en önemli dönüm noktalarından bahsedebilir misiniz? Başarılar ve başarısızlıklar…

Kariyer yolculuğuma dönüp baktığımda görüyorum ki birden fazla dönüm noktası var. Bunların büyük bir kısmı cesaretle korkmadan yeni işlere girebilmede ve görev almada gösterdiğim cesaretle ilgili. ODTÜ’de master yaparken cesur bir kararla sağlık sektörüne adım atmam, 2004 ‘te tüm düzenimizi değiştirerek şehir değiştirmek, büyük ve kompleks zor projelere girmekte korkmadan sorumluluk üslenmek ve liderlik yapabilmek. Bu sayede iş hayatında diğerlerinden daha fazla öğrenmek ve merakımı sürekli besleyerek hiç durmadan öğrenmek, öğrendiklerimi test etmekten ve paylaşmaktan çekinmemek. Başarıyı takımla paylaşabilmek, ekip kurmak ve takımınızın bir parçası olarak çalışmak benim olmazsa olmazım.

Başarısızlık da başarı gibi hayatın bir parçası, burada kilit nokta başarısızlıklardan öğrendiklerinizle, kendinizi ve ekibinizi geleceğe hazırlayabilmek.

İdolünüz kimdi? Sizden sonra gelenler için mentorlükler yapıyor musunuz?

İdolüm olan tek bir kişi yok. Mentorlük konusunun çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. İş hayatının basamaklarını tırmanmaya çalışan birçok arkadaşımın tecrübelerden faydalanması, takıldıkları konularda fikir alması, onların kendi doğrularına ulaşmalarına ve ne istediklerini anlamalarına oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. Ben vaktim elverdiğince iş ortamında ve sosyal derneklerde buna zaman ayırmaya çalışıyorum, bunun yanı sıra ofiste açık kapı politikası ile danışmak veya konuşmak isteyen tüm arkadaşlarıma her zaman kapım açık. Özellikle kadın çalışanların bizlerin geçtiği ve zorlandığı yollarda bizlerin tecrübesinden faydalanmaları oldukça önemli. Fırsat eşitliği ve hatta pozitif ayrımcılıkla özellikle kadın erkek çalışan oranını bir dengeye getirmek ve her seviyede getirmek tüm şirketlerin performansını ve toplumdaki dengeyi pozitif yönde etkileyecektir diye düşünüyorum.

 

içerikler
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
 
LG
MD
SM
XS