Esra Öz Esra Öz

Sosyal medya insanların değersiz hissetmesine mi neden oluyor?

30.10.2020 Cuma | 14:27

“Kıyaslama en büyük ruhsal virüslerden birisi” diyen Uzman Klinik Psikolog Beyhan Budak, “Kıyaslama yapan birisinin değersizlik tuzağına düşmesi kaçınılmaz. Sosyal medya kıyaslamaya sebep oluyorsa değersizliği tetikler. Ancak herkesin hikayesi farklıdır ve sağlıklı bir kıyaslamadan bahsedecek olursak bu kişinin şimdisiyle geçmişini kıyaslamasıdır.” diye konuştu.

“Kendine İyi Davran Güzel İnsan” ve “Senin Suçun Değil” kitaplarının yazarı Budak, “Her insanın içinde bir sağlıklı bir de sağlıksız bir “ben” vardır. Sağlıksız ben kontrolü devraldığında, insan kendine zarar verir.” dedi.

“Anne babaların yüksek beklentileri olması, çok fazla eleştirel olması, çocuklarıyla yakın ilişkiler kurmaması değersizlik hissine sebep olabilir” Uzman Klinik Psikolog Beyhan Budak, sorularımı yanıtladı.

Değersizlik hissi nedir?

Her insanın içinde bir değersizlik hissi var. İnsan olmanın en doğal yönlerinden birisidir bu. Kocaman bir evrende ölümlü olmak insanın en derin değersizlik duygusunun sebebidir. Ancak herkeste olan değersizlik duygusundan daha farklı olarak bazı insanlar, sahip oldukları özellikleri, yetenekleri eksik görürler ve diğer insanlara kıyasla kendilerinin değersiz olduğu hissi ortaya çıkar. Değersizlik hissi yaşayan bir insan, sevilmeye layık olmadığını, kusurlu olduğunu, bir işe yaramadığını düşünebilir.

Böyle düşünen bir insanın mutlu ve kendisiyle barışık olması kolay değildir. Bu durum aynı zamanda kişinin kendisini ifade edebilmesini, potansiyelini ortaya koymasını ve sağlıklı ilişkiler kurmasını da olumsuz etkiler. Çünkü kendine yeterince güvenmez, sevilmek için hep fedakarlık yapması gerektiğini düşünür, hayır demekte zorlanır, onay arar.

Ayrıca bazı durumlarda değersizlik hissinin verdiği rahatsızlık karşıt bir şekilde de telafi edilmeye çalışılabilir. Yani kişi aşağılık kompleksi geliştirebilir. Kendisiyle barışık olmayan, aşırı gururlu, olduğundan farklı ve daha yüksek görünmeye çalışan kişilerin bir kısmı, aslında bilinçli olmadan hissettikleri değersizlik duygusundan kurtulmaya çalışırlar.

Değersizlik hissinin sebepleri nelerdir?

Değersizlik hissi bir kişide çok uzun zamandır varsa bunun kaynaklarını çocuklukta arayabiliriz. Anne babaların yaklaşımları, geçmişteki olumsuz yaşantılarımız değersizlik duygusunun oluşumunda rol oynar.

Anne babaların yüksek beklentileri olması, çok fazla eleştirel olması, çocuklarıyla yakın ilişkiler kurmaması değersizlik hissine sebep olabilir. Eğer ebeveynler çocuğuna değersiz hissettiren davranışlar yapıyorsa çocuk bir süre sonra buna inanmaya başlıyor, ben gerçekten değersizim diye düşünmeye başlıyor.

Ebeveynlerin etkisinden sonra çocuğun kendi yaş grubu içerisindeki yaşantıları etkili olabiliyor. Çocuk arkadaşlarından farklı özelliklere sahipse, farklı bir fiziksel görünümü, ekonomik durumu, kültürel özellikleri varsa akranları tarafından dışlanmaya ve hatta zorbalığa maruz kalabiliyor. Bu tür olumsuz yaşantılar değersizlik hissini tetikleyebilir.

Değersizlik hissinin üstesinden nasıl gelinir?

İlk olarak kişinin yaşadığı şeyin bir gerçek değil bir problem olduğunu fark etmesi gerekiyor. Birçok insan değersiz olduğu için böyle hissettiğini düşünür. Bu duygunun kökenine inip çözüm aramaktansa sadece günü kurtaracak geçici çözümlere sığınır.

Değişim yolunda şunu anlamak gerekiyor, insan olduğu haliyle kendine şefkatle yaklaşmayı denemeli.  Hatalarımla, zayıflıklarımla, acizliğimle insanım, bu durum sadece bana özel değil tüm insanlar bir şekilde eksik bir şekilde kusurlu. Bizim eksik yanımız aslında insanlığımızın özel yanı. Bir kişi değiştiremeyeceği eksikliklerle savaşa girişirse ömrü boyunca değersizlik hissinden kurtulamaz. Ancak değiştirebileceğimiz özelliklerimizle mücadelemiz anlamlıdır.

Değersizlik yaşayan kişiler, farkında olmadan kendi değersizlik hissini tetikleyecek insanlarla çok daha yakın olabilirler. Eğer yakın olduğumuz kişiler bu konuda bize kötü hissettiriyorsa ilişkilerimizi gözden geçirmeli, kendimizi ifade etmeli ve en son çare olarak uzaklaşmayı denemeliyiz.

İnsan için bir paradoks vardır, ne kadar çok verirsen verdiğin şey o kadar az değerli olur. Değersizlik hissi yaşayan kişiler hayır demekte zorlanır, aşırı fedakarlık yapabilir ve kişisel sınırlarını koruyamayabilir.

İlişkilerimizde hayır demeyi öğrenmeli ve fedakarlıklarımızı gerekli yerde sınırlı şekilde yapmaya kendimizi zorlamamız gerekir. İlk başta bu çok tedirgin edici bir deneyim gibi gelse de kişi bu konuda ısrarlı davranırsa kendisini daha iyi hissedecektir ve başkaları için değil kendisi için yaşadığını fark edecektir.

Kendi değerimizi diğer insanların bize davranışı üzerinden değil, kendi değerlerimizden yola çıkarak belirlemeliyiz. Çünkü biz ne kadar iyi olursak olalım her zaman birilerine göre kötü veya eksik olacağız. Diğerlerinin yaklaşımı sağlıklı bir ölçüt değildir. Özellikle böyle hissettiğimiz zaman kendimize dönmeli ve kendimize olumlu yönlerimizi hatırlatmalıyız.

Ayrıca kurban psikolojisinden çıkıp, kendimize özen göstermeli ve geliştirmeliyiz. Kendimize yaptığımız yatırımlar bize daha iyi hissettirecektir.

Sosyal medya insanların psikolojisini nasıl etkiliyor?

Sosyal medya artık hayatımızın dışında tutabileceğimiz bir olgu değil. Bunu kabullenmemiz lazım. Bu mecraların insanlar üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkileri oldu diyebilirim. Birçok insan için ilham ve keşif kaynağı olarak güzel gelişmeler sebep olurken kıyaslama neticesinde ortaya çıkan tatminsizlik sebebiyle de mutsuzluğa sebep oluyor.

Sosyal medyada kendi hayatından daha iyi hayatları, eşyaları, bedenleri, ilişkileri gören bir kişi kendi sahip olduklarının yetersiz olduğunu düşünüp mutsuz olabiliyor.

Sosyal medya insanların değersizlik hissini artırıyor mu?

Sosyal medyayı nasıl kullandığımızla ilgili bu sorunun cevabı. Sosyal medyada görülen şeyleri tamamen bir gerçeklikmiş gibi kabul etmek insana değersiz hissettirecektir. Çünkü o ortamda biz neye sahip olursak olalım, her zaman daha iyilerini görüp sahip olduklarımızı gözümüzde değersizleştirebiliriz. Sosyal medya bir vitrin, insanlar hayatlarının parıldayan bazen zorla parlatılmış hallerini oraya koyuyorlar. Bunu fark etmek çok önemli.

Kıyaslama en büyük ruhsal virüslerden birisi. Kıyaslama yapan birisinin değersizlik tuzağına düşmesi kaçınılmaz. Sosyal medya kıyaslamaya sebep oluyorsa değersizliği tetikler. Ancak herkesin hikayesi farklıdır ve sağlıklı bir kıyaslamadan bahsedecek olursak bu kişinin şimdisiyle geçmişini kıyaslamasıdır.

Psikolojimizin sağlıklı kalması için sosyal medya kullanımında nelere dikkat etmeliyiz?

Farkında olmadan günlük sosyal medya kullanım süremiz artıyor. Ne kadar çok zaman geçirirsek o kadar olumsuz etkilenebiliriz. Gün içerisinde sosyal medya kullanımını sınırlamalı, belirli periyotlarla sosyal medyaya arar vermeliyiz.

Çok gösterişli paylaşımların aslında öyle olmayabileceğini kendimize hatırlatmalı ve kendi hayatımızdaki şükür sebebi olacak olan noktaları hatırlamalıyız.

Diğer Yazıları

Covid-19 aşıları ile ilgili merak ettiğiniz sorular yanıt buluyor

“Faz 3 aşamasını tamamlamış ve kullanımına izin verilen aşıların hepsi güvenlidir ve yeterli koruyuculuğu sağlayacağı da ön görülüyor” diyen Türk İmmünoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Haluk Barbaros Oral, “En iyi aşı ulaşılabilen aşıdır. Hangi tip aşı olursa olsun etkinliğini kaybetmeden yaygın olarak kullanımının sağlanması salgının kontrolü için kaçınılmaz.” dedi.

Devamını Oku 15.12.2020

Epigenetiğin gen kontrolünde oynadığı rol nedir?

Doktora çalışmaları sırasında genlerin nasıl aktif ya da inaktif halde tutulduğu ile ilgili temel bilimsel soruların anlaşılmasına katkı sağlayan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT)’nden Dr. Özgür Öksüz, Polycomb proteinlerinin hücre içerisindeki isleyişini, bir sonraki hücrelere nasıl aktarıldığını ve kanser hücrelerinde görülen hasarların hangi sonuçlara sebep olduğunu anlamak konusunda çalışıyor.

Devamını Oku 07.12.2020

Avrupa’dan iki doktora öğrencisi Türkiye’deki gençlere bilimi sevdirebilmek için “Gelecek Bilimde” diyor

Hollanda ve Polonya’dan Türkiye’ye bilimi sevdirmek için farklı liselerden öğrencilerden oluşan ekipleriyle Mühendis Burak Çankaya ve Psikolog Cevdet Acarsoy, her gün yeni bir şeyler deniyorlar. Avrupa’dan iki bilim meraklısının bilim yayıncılığı ile ilgili serüveni konuştuk.

Devamını Oku 06.12.2020
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS