Esra Öz Esra Öz

Takipçi Sayısı Uzmanlık Değildir

06.05.2026 Çarşamba | 15:12Son Güncelleme:

Bir dönem yanlış bilgi daha çok kulaktan kulağa yayılırdı. Bugün ise algoritmalar sayesinde saniyeler içinde milyonlara ulaşabiliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Üstelik artık sadece yanlış bilgilerle değil, yapay zekâ ile üretilmiş sahte görüntüler, deepfake videolar ve uzmanlık görüntüsü altında sunulan denetimsiz içeriklerle karşı karşıyayız.

Bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Ama doğru bilgiyi ayırt etmek hiç bu kadar zor olmamıştı.

“Doğal” demek sağlıklı demek değil

Sosyal medyada her gün yeni bir “mucize çözüm” karşımıza çıkıyor. Bir gün bir takviye övülüyor, ertesi gün başka bir beslenme modeli “kesin çözüm” diye sunuluyor.

“Doğal”, “bitkisel”, “güvenilir” gibi ifadeler özellikle sağlık alanında insanların güven duygusunu hedef alıyor.

Oysa doğal olması, sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor.

Bitkisel ürünler de yan etki oluşturabilir, ilaçlarla etkileşime girebilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Buna rağmen sosyal medyada birçok influencer hiçbir bilimsel altyapısı olmadan sağlık tavsiyeleri verebiliyor.

Popülerlik uzmanlık değildir

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bugün en büyük sorunlardan biri de tam olarak burada başlıyor: Takipçi sayısının uzmanlık sanılması.

Bir hesabın milyonlarca takipçisi olması, o kişinin sağlık, bilim ya da teknoloji konusunda yetkin olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü sosyal medya popülerlik üretir; uzmanlık değil.

Özellikle “sağlık koçu”, “wellness uzmanı”, “biohacker” gibi kulağa profesyonel gelen ama bilimsel altyapısı çoğu zaman olmayan unvanlar hızla yayılıyor. İnsanlar uyku düzeninden hormonlara, beslenmeden takviyelere kadar çok ciddi önerilerde bulunabiliyor.

Kopyala-yapıştır bilgi uzmanlık değildir

Benzer bir durum teknoloji alanında da yaşanıyor.

Son dönemde sosyal medyada “teknoloji iletişimcisi” gibi kulağa uzmanlık alanı gibi gelen birçok yeni unvan ortaya çıkmaya başladı. Ancak birkaç yabancı kaynağı çevirip paylaşmak, yapay zekâ araçlarıyla içerik üretmek ya da kopyala-yapıştır bilgiler aktarmak insanı uzman yapmıyor.

Üstelik bazı içerikler bilgi vermekten çok ürün pazarlamayı amaçlıyor. Tavsiye gibi görünen birçok paylaşımın arkasında reklam, görünürlük ve ticari kazanç bulunabiliyor.

Bu yüzden artık yalnızca bilgiyi değil, bilgiyi veren kişiyi de sorgulamak gerekiyor.

Kim konuşuyor? Gerçekten uzman mı? Eğitim altyapısı ne? Bilimsel kaynak gösteriyor mu? Yoksa sadece dikkat çekici içerikler mi üretiyor?

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Yapay zekâ çağında güven duygusu da manipüle ediliyor

Yapay zekâ çağında artık yalnızca bilgi değil, güven duygusu da manipüle ediliyor.

Deepfake teknolojileriyle insanların hiç söylemediği şeyler söyletilebiliyor. Sahte videolar gerçeğinden ayırt edilemeyecek seviyeye geliyor. Algoritmalar ise bize çoğu zaman doğruyu değil, en çok etkileşim alan içeriği gösteriyor.

Bir diğer önemli sorun da “scroll kültürü.”

İnsanlar artık içerikleri okumuyor; akışta tüketiyor. Başlık okunuyor, detay atlanıyor, kaynak kontrol edilmiyor. Bu hız, yanlış bilgilerin sorgulanmadan yayılmasına neden oluyor.

Dijital dünyada yeni refleks: Dur, sorgula, doğrula

Oysa dijital dünyada en önemli refleks artık şu olmalı:

Dur. Sorgula. Doğrula.

Özellikle sağlıkla ilgili konularda sosyal medya tavsiyeleriyle hareket etmek yerine hekime danışmak gerekiyor. Takviye ve sağlık ürünleri güvenilir yerlerden alınmalı. İnternetten yapılan alışverişlerde ürün güvenilirliği mutlaka kontrol edilmeli. Bu noktada hekime danışmak ve eczanelerden size özel olan ilaç ve takviyeleri almak en doğru tercih.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Artık mesele sadece medya okuryazarlığı değil

Çünkü artık mesele sadece medya okuryazarlığı değil. Aynı zamanda sağlık okuryazarlığı, teknoloji okuryazarlığı ve yapay zekâ okuryazarlığı meselesi.

Ve belki de bugün kendimize en sık hatırlatmamız gereken cümle şu:

Her gördüğümüz içerik gerçek olmayabilir. Ve her uzman görünen kişi gerçekten uzman olmayabilir.