Marin motor sektörümüzün sorunları…

Yerli malı yurdun malı diyoruz ancak problemleri çözmeye gelince birçok alanda tıkanıklık yaşıyoruz. Marin motor üreticisi firmalarımız bu durumdan oldukça şikayetçi.

Türkiye’de denizcilik sektörüne yönelik pazarı hemen hemen her alanda domine eden yabancı firmaları var. İşlerini dünya standartlarında yapanlara sözüm yok. Onlar kalitelerini küresel ölçekte kanıtlamış kurumlar. Buna karşın Türk firmaları da denizcilik sektörünün hemen her alanında gurur verici küresel başarılara imza atıyor. Örneğin 1978 yılında İstanbul kurulan Baysan Makine ve Dişli, ABD, Brezilya, İngiltere, Danimarka başta olmak üzere 14 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Dört yıl önce Tekirdağ Malkara’da kurulan modern tesisine taşınan şirket, dişli ve dişli aktarma ürünleri ile yerli şanzıman ve transmisyonlar üretiyor. Yönetim Kurulu Başkanı Tümer Gülbay, yerli üretim yoluyla ülke ekonomisine döviz kazandırmaktan ve dünyanın pek çok ülkesinde TM rumuzunu temsil etmekten mutluluk duyduklarını belirtiyor. Gelecek planları arasında büyük deniz gemilerinin olduğunu dile getiren Genel Müdür Hakan Gülbay’da 800 beygir gücü ve üzerinde çalışmayı planladıklarını ifade ederek görüşlerini ‘’2000-2500 beygire kadar çıkmayı düşünüyoruz. Madencilik sektörü için de özel şanzıman tasarım çalışmalarımız devam ediyor’’ diyerek dile getiriyor.

Sektörün sorunları…

Ülkemiz genelinde yerli üretim marin motor konusunda girişimler elbette bulunuyor. Ancak yönetmelikler ve Avrupa Birliği’nin talepleri doğrultusunda gündeme gelen bazı yasal uygulamalar nedeniyle hedeflenen ilerleme istenilen düzeyde olmuyor. Hakan Gülbay’a göre yerli marine edilmiş motorların olmaması tekne üreticilerini, şanzıman üreticilerini, tekne ve ekipman yerli üreticilerini olumsuz etkiliyor. Günümüzde bu sektörlerde istihdam edilen kişi sayısının 30.000’den fazla olduğunu açıklayan Gülbay, konuyla ilgili sorunları şöyle dile getiriyor: ‘’ Hollanda, İtalya, İspanya, Amerika başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde firmalar base makine alıp kendi olanakları dahilinde mühendisliklerini yerine getirip egzos ölçümlerini yaparak dünya pazarına satıyor. Ne yazık ki ülkemizde, kendi karasularımızda istenilmiş olan direktifleri test edecek ve onaylayacak bir kuruluş bulamıyoruz. Günümüzde Ulaştırma ve Alt Yapı Bakanlığı Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğü tarafından yerli marinizasyon motorlardan akredite veya onaylanmış kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmiş egzoz emisyon test raporları istenmektedir. Bu durum yerli marinizasyon alanında faaliyet gösteren firmaların ortak problemidir, Zira 2013/53/EU yönetmeliğine göre, Türkiye de egzoz emisyon test raporlarını verebilecek, akredite veya onaylanmış bir kuruluş yoktur. Türk loydu ise bu sınıfta hizmet verememekte olduğunu tarafımıza bildirmiş bulunmaktadır. Bu şartlar altında yerli marinizasyon yapan firmaların, piyasada faaliyetlerini sürdürmeleri neredeyse mümkün değildir. İç piyasa tamamen yurtdışından gelen marin motorlara teslim edilmiştir. Bu durum haksız rekabet yaratmaktadır. Oysa ithal marin motorlar çok maliyetli ve pahalıdır. Yüksek maliyetten dolayı iç piyasadaki tekne alıcıları, tekne üreticileri ve ekipman üreticileri de olumsuz etkilemektedir.’’

Geç olmadan…

Yerli deniz motoru ve ekipmanları üreten yüzlerce şirketimiz var. Bu şu demek, Türkiye, küresel pazarlara bayrağını dikebilme becerisine sahip. Kaliteyse kalite, uygun fiyat ise uygun fiyat. Bunları sağlayan Türk şirketleri dünyaya hodri meydan diyor demesine lakin seslerini duyuramıyor. Oysa bu sektörlerde onbinlerce kişi ekmek yiyor. Çözülecek her sorun yeni atölyelerin, imalathanelerin, fabrikaların kurulması demek. Bu satırlarımla tarihe not düşüyorum. Konuyla ilgili pozitif her adımın destekçisi ve takipçisiyim. Yerli marin motor üreticilerimizin sorunlarının ivedilikle çözümlenmesini diliyorum. Lakin, sektör son derece dağınık ve örgütsüz. Bu nedenle kendilerini Türkiye çapında temsil edecek mesleki bir sivil toplum kuruluşu teşkil edip sorunlarını o çatının altında gündeme getirmeleri kendileri için yararlı olacaktır. Onlar kalite, servis kolaylığı, müşteri memnuniyeti ve fiyat konularında küresel düzeyde oldukları sürece sırtları yere gelmez. Özellikle müşteri memnuniyetini önemsiyorum.

Yarış

D-Marin Göcek’te 3 Kasım Pazar günü Wobbly Boat Race 2019’a katılmak isterseniz 200 cm x 60 cm ebatlarında kontraplak , 5 uzun çıta, ip, koli bandı ve 1 torba çivi kullanarak kendi teknenizi inşa etmeniz gerekiyor. Sonrası ver elini deniz. Sürpriz ödüller olacak. Benden söylemesi. Son başvuru tarihi 30 Ekim 2019. Takım giriş ücreti 100 TL. D-Marin Göcek, Onur Ugan’ın başarılı yönetimiyle ülkemizin önde gelen marinalarından biri oldu. Kendisini ve ekibini kutluyorum. Söz mavi cennetten açılmışken devam edelim. Yeteneklerini ekip olarak sergilemek isteyen denizciler için güzel bir fırsat daha var. 4-8 Kasım tarihlerinde Göcek Yat Kulübü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilecek geleneksel sonbahar yarışı da oldukça heyecanlı geçecek. Kaçırmayın.

Anma

Sadun Boro, eşi Oda Boro ile birlikte 1965 yılında çıktığı dünya seyahatiyle binlerce kişiyi mavi düşler atlasının sayfalarında diyar diyar dolaştırdı. Yaşamını amatör denizciliğimizin gelişmesine adayan Sadun Boro, cumhuriyet dönemi Türk denizciliğinin sembolüdür. Doğum günü olan 1 Kasım tarihinde Rahmi Koç Müzesi Fenerbahçe Vapuru’nda saygıyla anılacak. Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR) Kurucu Direktörü Cem Gürdeniz Amiral, yüreğinde mavi sevda olan tüm denizcileri 1 Kasım Cuma günü 14.00-17.00 saatlerinde Yücel Köyağasıoğlu, Ali San ve Batu Gökar tarafından gerçekleştirilecek ‘’Denizcilik Kültürü İçinde Klasik Tekneleri Koruyabilmek’’ konulu konferansa davet ediyor. Sadun Boro’nun özlemle anılacağı bu etkinliği kaçırmayın. Bu haftalık noktalıyorum. Gelecek yazıya kadar tüm denizcilerin pruvası neta, rüzgar kolayına olsun.

{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
ilgili haberler
 
LG
MD
SM
XS