Turizm ve denizcilik…

Dünya’yı etkileyen kovit-19 salgını nedeniyle turizm sektöründe yaşanan küresel durgunluğu aşmanın yolları aranıyor. Başlıca rakiplerimiz İspanya, Yunanistan ve İtalya’da adeta yaprak kımıldamıyor. Türkiye’de ise gelecek beş yılın yol haritası çizilmiş durumda. Uzmanlara göre ülkemiz 2025 yılına kadar ‘lüks turizm’ ve ‘deniz turizmi’ alanlarında önemli atılımlar yapabilir.

Turizm gerçekten bacasız sanayi. Türkiye’nin bu sektörde geçtiğimiz otuzbeş yıl içinde gerçekleştirdiği atılımın ekonomiye kattığı artı değerleri görmezden gelmek mümkün değil. Zamanın hızla geçtiği ve rekabetin günümüzde ‘küresel’ bir zemine oturduğu düşünülürse bu sektörde söz sahibi olmak isteyen ülkelerin geleceği bugünden planlamaları da doğal bir zorunluluk. Türkiye’de bu konuda bilinçli adımlar atılıyor. Bir yanda Turizm Bakanlığı, diğer yanda sektör kuruluşları 2025’in yol haritasını hazırlıyor ve gelişmelere göre güncelliyor. Bu süreçte sahip olduğumuz mevcut potansiyel kadar deyim yerinde ise bugüne kadar atıl kalan ‘lüks turizm’ ve ‘deniz turizmi’ kavramları da ayrı başlıklar halinde analiz ediliyor. Bu konularda neler yapılabileceği belirleniyor. Konu doğal olarak dikkatimi çekti. Çünkü bu alanlarda  küresel potansiyele sahip olduğumuzu otuz yıldır her platformda savunuyorum.

Peki, lüks veya sürdürülebilir turizm nedir ? Bir başka deyişle ‘Tailor Made Travelling’ ile amaçlan nedir ? Bu alanda uluslararası faaliyet gösteren AIDA Turizm A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Adviye Bergemann, Turizm Bakanlığı’nın öncülüğünde bu kavramları gündeme taşıyan deneyimli bir isim. Türkiye’nin önemli potansiyele sahip olduğunu belirten Bergemann konuya şöyle açıklık getiriyor : ‘’Sürdürülebilir veya lüks turizm, bu sektörün günümüzdeki ve gelecekteki ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerini tüm detaylarıyla göz önünde bulundurur. Turizmin gelişmesinde kilit rol oynayan çevresel kaynakların en doğru biçimde kullanılmasını savunur. Ev sahibi toplulukların sosyokültürel yapısına saygı duyar. Kültürel mirasa ve geleneklere saygı duyar.’’

Türkiye’nin potansiyeli…

Yapılan araştırmalara göre lüks segmentteki turistlerin harcamaları, küresel para dolaşımının yüzde 25’ine denk düşüyor. Bir başka deyişle bu grupta yer alan turistler diğerlerine göre 8-10 kat daha fazla para harcıyor. Bu da önemli bir fırsat. Adviye Bergemann, ülkemizin gelecek yıllarda bu alanda çok daha fazla söz sahibi olabileceğini savunuyor. Bu görüşünü ‘’Bundan yaklaşık 20 sene önce Türkiye, bu pastadan neredeyse hiç pay alamıyordu. Ancak son dönemde yapılan yatırımlar ve ülkemizin sahip olduğu doğal ve kültürel zenginlikler, bu segmentte seyahat eden müşteri profilinin dikkatini çekmeye başladı. Ardından özellikle de son yıllarda ülkemiz bu kitleden hatırı sayılır döviz kazanmaya başladı. Bu konuda en gözde yerler İstanbul, Bodrum ve Göcek oldu’’ diyerek özetliyor.

Deniz turizmi…

Türkiye’nin geçtiğimiz yıl turizm sektöründen yaklaşık 40 milyar dolar döviz elde ettiğine dikkat çeken ve bunun gelecekte daha da artacağını vurgulayan Bergemann, maviliklerdeki fırsatlara da dikkat çekiyor. Kendisi de yelkenci olan sektörün deneyimli ismi ülkemizin bu konuda sahip olduğu potansiyelin altını şu sözlerle çiziyor: ‘’Pandemi döneminde gördüğümüz sonuçlardan biri de insanların kalabalıklardan uzaklaşarak doğada daha fazla zaman geçirmek istemeleridir. Bu süreçte yaptığımız ankette elde ettiğimiz sonuç seyahat tercihlerinin yüzde 90 oranında doğa odaklı olduğu, bunun yüzde 80’inin de aile ile birlikte tatil isteğini işaret ettiği yönünde idi. İşte tam da bu noktada ifade edilen ihtiyaçları en güzel karşılayan turizm çeşidinin tekne veya deniz turizmi olduğu anlaşıldı.

Elimizdeki sayısal verilere göre Türk bayraklı ve turizm işletme belgeli ticari yat sayısı 2 bin dolayında. Bunların toplam yatak kapasitesi ise 20 bin civarında. Çoğunlukla da seyirlerde Ege’nin güneybatısı tercih ediliyor. Ancak Çeşme, Ayvalık gibi bölgelerde ciddi potansiyele sahip. Deniz turizmini kıyı (deniz-kum), gezinti tekneciliği, kruvaziyer, yat, marina işletmeciliği, yelken, sörf, rüzgar sörfü, talasoterapi, parasailing, sualtı dalış olarak çeşitlendirmek gerekiyor.’’ Sözün özü değerli okurlar, Türkiye turizm sektöründe gelecek yıllarda çok daha önemli başarılara imza atacak. Turizm Bakanlığı bunun stratejisini adeta dantel gibi örüyor, sektörün deneyimli isimleri de bu konuya omuz veriyor. Yeter ki umutsuz olmayalım ve ülkemize her şart ve koşulda güvenelim. Gelecek yazıya kadar tüm denizcilerin pruvası neta, rüzgar kolayına olsun.

içerikler
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS