Doç. Dr. Mustafa Gündoğar Doç. Dr. Mustafa Gündoğar

Kanal tedavisi hakkında bildiğiniz 8 yanlış bilgi!

20.09.2021 Pazartesi | 09:18

Daha önce size kanal tedavisi hakkında bu köşede birçok yazı yazdım ve elimden geldiğince sizlere faydalı bilgiler vermeye çalıştım. Bu haftaki yazımda ise kanal tedavisi hakkında doğru bildiğiniz 8 önemli yanlış bilgiyi düzeltemeye çalışacağım. Gerek hastaneye gelen hastalarımdan gerekse de sosyal medya aracılığıyla sizden gelen mesajlarda bu yanlış bilgilerle sıklıkla karşılaşmaktayım.

İsterseniz gelin birinci yanlış bilgiyi düzeltelim. Kanal tedavisi zor ve uzun süren bir tedavi değildir. Günümüz teknolojisiyle birlikte kanal tedavisinde kullanılan aletler o kadar değişti ki, kanal tedavisi artık uzman ellerde oldukça kolay bir şekilde bitirilebiliyor. İkinci yanlış bilgi ise kanal tedavisinin çok ağrılı bir işlem olduğudur. Bu kesinlikle ama kesinlikle doğru değildir. Kanal tedavisi sırasında yapılacak diş ve çevre dokular etkin bir şekilde uyuşturulduğu için hastalarımız tedavi sırasında herhangi bir ağrı hissetmemektedir. Üçüncü yanlış bilgi ise kanal tedavisinin çok uzun sürdüğü ve saatlerce koltukta oturulması gerektiğidir. Sanılanın aksine kanal tedavisi işlemi çok uzun sürmemekte ve tedavinin bitirilmesi süreci en fazla bir saat sürmektedir. Yukarıda da değindiğim gibi cihazlar ve sistemlerin gelişmesi sayesinde işlem oldukça kolay ve konforlu bir şekilde tamamlanabilmektedir.

Halkımız arasındaki dördüncü yanlış bilgi ise kanal tedavisi için birkaç kez diş hekimine gidilmesi gerektiğidir. Dişin pulpasının yani sinirinin canlı olduğu durumlarda hemen hemen her zaman kanal tedavisini tek seansta bitirilebiliyoruz. Ancak dişin canlılığını yitirdiği kök ucunda enfeksiyon olduğu ve “retreatment” dediğimiz kanal tedavisi tekrarı yapıldığı durumlarda seans sayısı dişin durumuna göre değişiklik göstermektedir. Bu gibi durumlarda da kanal tedavisi genellikle tek seansta bitirilebilmektedir. Ama enfeksiyonun geçmediği durumlarda da en fazla iki seansta kanal tedavisini bitirebiliyoruz. Beşinci yanlış bilgi ise ağrıyan her dişe kanal tedavisi yapılacağıdır.

Ağrıyan her dişe kanal tedavisi yapılmıyor. Hafif ağrı ile sinyal veren ya da hiç ağrı yapmayan çürükler ilk etapta sadece dolguyla tedavi edilebiliyor. Ancak tedavi edilmemesi durumunda dişin sinirine ilerleyerek iltihaplanmaya neden oluyor. Bu durumda kanal tedavisi gündeme geliyor. İltihabın çok ilerlemesi halinde, şiddetli ağrı yaşanmasına karşın bu kişilerde kanal tedavisi mümkün olamıyorsa dişin çekilmesi gerekiyor. Bu sebepten dolayı dişiniz ağrıdığı zaman ihmal etmeyin mutlaka diş hekiminize başvurun. Oldukça kolay çözülebilecek bir sorununuz ileride diş çekimi ile sonuçlanabilir.

Altıncı yanlış bilgi ise kanal tedavisinden sonra çok fazla ağrı olduğudur. Kesinlikle aşırı ve şiddetli ağrı olmaz. Sadece çiğneme esnasında diş kökünde 2-3 gün sürecek hafif bir baskı ve ağrı hissedersiniz ki bu da gayet normaldir. O bölgede işlemden sonra bir yara iyileşmesi olacaktır. Fakat çok şiddetli bir ağrı varsa normal gitmeyen bir şeylerin olduğu düşünülerek hekime başvurmak gerekir. Yedinci yanlış bilgi ise kanal tedavisi yapılan bir dişte ileride bir problem olursa dişin çekileceğidir. Bu da tamamen hatalı bir bilgidir. Kanal tedavisi tekrarlanabilen bir işlemdir. ‘’Retreatment” dediğimiz kanal tedavisi yenileme işlemini sıklıkla uygulayabilmekteyiz. Kanal tedavisinin başarısız olduğu durumlarda, kanal dolgusu boşaltılıyor, kök kanalları tekrar şekillendirilip dezenfekte ettikten sonra tekrar doldurabiliyoruz. Yani kanal tedavisi başarısız olursa dişi kurtarmak için elimizde hala etkili yöntemler bulunmaktadır.

Sekizinci ve son yanlış bilgi ise kanal tedavisi yerine implant yaptırmanın daha sağlıklı olduğudur. Bu asılsız bilgiyi hiçbir diş hekimi hastasına söylemez. Unutmayınız ki diş hekimi kurtarabileceği bir dişi çekip yerine implant yapmaz. Diş hekiminizin asıl görevi dişinizi tüm şartları zorlayarak kurtarmaktır. Bir de ben bir kanal tedavisi uzmanı olarak üstüne basa basa belirtmek isterim ki ağzınızda fonksiyon görebilecek bir diş kökü en iyi implanttan daha iyidir. Bu yüzden dişlerin kıymetini çok iyi bilin ve dişlerinizi çürüklerden korumak için günde iki kez fırçalamayı ve diş ipi kullanmayı unutmayın. Kontroller için diş hekiminizi düzenli olarak ziyaret etmeyi asla ihmal etmeyin. Bu hafta size bahsedeceklerim bu kadar. Umarım sizler için faydalı bir yazı olmuştur. Hepinize sağlıklı ve diş ağrısız bir hafta dilerim.

 

Diğer Yazıları

Diş hassasiyetinize çare olacak önemli ipuçları!

Bu haftaki yazım birçoğunuz için oldukça rahatsız edici bir durum olan diş hassasiyeti. Diş hassasiyeti birçok kişide görülen yaygın bir diş problemidir. Genellikle dişeti hastalıkları veya dişeti çekilmesi nedeniyle diş köküne yakın olan bölgelerde dentin dokusunun açığa çıkması sonucunda oluşur. Diş hassasiyeti, dentin hassasiyeti veya kök hassasiyeti için kullanılan genel bir terimdir. Sıcak, soğuk, tatlı, ekşi veya çok fazla asitli yiyecek ve içecekler; soğuk hava şartları dişlerinizin ağrımasına ya da hassaslaşmasına neden oluyorsa ne yazık ki dişleriniz hassas demektir. Hassasiyet yaşayanlar bu rahatsızlıklarını gidermek için basit ama oldukça etkili bir takım çözümlere başvurabilirler.

Devamını Oku 06.10.2021

Ağız kokusu deyip geçmeyin!

Dünyanın neresine giderseniz gidin, en fakir bölgelerden en gelişmiş ekonomiye sahip yerlere, ağız kokusu bir sorun olarak karşımıza sürekli çıkar. Bu su tutmaz bir gerçektir. İnsan gittiği her yere bu hastalığını yanında taşır ve bunun asla farkında da olmayabilir. Ağız kokusu daha değişik bir ifadeyle sosyal bir hastalıktır. Ağız kokusunun önlenmesi ve neler yapılması gerektiğini bilmek oldukça önemlidir fakat bundan önce ağız kokusu neden olur bunlardan bahsedelim.

Devamını Oku 06.09.2021

Dişlerimizin rengi neden değişir?

Herkes daha beyaz ve parlak dişleri olsun ister. Fakat bu her zaman mümkün müdür? Dişlerimizin rengi neye göre değişir? Dişler zamanla neden renk değiştirir? Bu haftaki yazımı sizlerin bana sürekli sorduğu diş renklenmelerine ayırdım. Dişlerimizin mevcut rengi birçok faktöre bağlıdır. Bunların en önemlileri çevresel etkenler, gelişimsel etkenler ve genetik faktörlerlerdir. Çevresel etkenlere bağlı olarak dişlerimizde beyaz tonlardan kahverengiye doğru renklenmeler ya da kirlenmeler oluşabilmektedir. Gerekli diş tedavi uygulamaları yapıldığında ve çevresel etkenler ortadan kaldırıldığında dişlerimiz orijinal renklerine kolay bir şekilde kavuşabilmektedir.

Devamını Oku 24.08.2021
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS