Ben de bir zamanlar o çocuktum. Her 10 Kasım’da okul bahçesinde, elimde karanfille sıraya girer, anlamını tam bilmeden saygı duruşunda bulunurdum. Büyüdükçe anladım ki, Atatürk sadece bir lider değilmiş; o, çocuklara inanan, onları geleceğin mimarı olarak gören bir yürekmiş. “Küçük hanımlar, küçük beyler…” diye başlayan o sesleniş, aslında bir ülkenin kaderini çocukların ellerine emanet etmenin ifadesiydi.
Bugün sokakta gördüğüm her çocuğa baktığımda, Atatürk’ün gözlerindeki o umudu görür gibi oluyorum. Çünkü o, bir savaşın ortasında bile çocuklar için okul açmayı düşünen bir insandı. Düşünsenize, cepheden cepheye koşarken bile “gelecek” diyordu; ve o geleceğin adı “çocuk”tu.
Şimdi biz, o emaneti devralmış yetişkinler olarak, her 10 Kasım’da sadece yas tutmuyoruz. Aynı zamanda bir söz veriyoruz.
Diyoruz ki: “Atam, biz çocuklara senin baktığın gibi bakacağız. Onları koruyacak, eğitecek, umutlandıracağız.”
Ve her yıl, saat 09.05’te o sessizlik çöktüğünde, ben içimden şu cümleyi tekrarlarım:
“Bir ülkenin geleceği, çocuklarının kalbinde saklıysa, Atatürk hâlâ yaşıyor demektir.”
Ben de bir zamanlar o çocuktum. Her 10 Kasım’da okul bahçesinde, elimde karanfille sıraya girer, anlamını tam bilmeden saygı duruşunda bulunurdum. Büyüdükçe anladım ki, Atatürk sadece bir lider değilmiş; o, çocuklara inanan, onları geleceğin mimarı olarak gören bir yürekmiş. “Küçük hanımlar, küçük beyler…” diye başlayan o sesleniş, aslında bir ülkenin kaderini çocukların ellerine emanet etmenin ifadesiydi.
Bugün sokakta gördüğüm her çocuğa baktığımda, Atatürk’ün gözlerindeki o umudu görür gibi oluyorum. Çünkü o, bir savaşın ortasında bile çocuklar için okul açmayı düşünen bir insandı. Düşünsenize, cepheden cepheye koşarken bile “gelecek” diyordu; ve o geleceğin adı “çocuk”tu.
Şimdi biz, o emaneti devralmış yetişkinler olarak, her 10 Kasım’da sadece yas tutmuyoruz. Aynı zamanda bir söz veriyoruz.
Diyoruz ki: “Atam, biz çocuklara senin baktığın gibi bakacağız. Onları koruyacak, eğitecek, umutlandıracağız.”
Ve her yıl, saat 09.05’te o sessizlik çöktüğünde, ben içimden şu cümleyi tekrarlarım:
“Bir ülkenin geleceği, çocuklarının kalbinde saklıysa, Atatürk hâlâ yaşıyor demektir.”