Pınar Oral Pınar Oral

Bir Çocuğun Gözünden Atatürk

10.11.2025 Pazartesi | 11:52Son Güncelleme:

Her 10 Kasım sabahı, saat 09.05’te duran o sessizlik var ya… O sessizlikte hep bir çocuk sesi duyarım ben. Kalabalığın içinde, sirenlerin arasında, küçücük bir yürek “Atam” diye fısıldar. Belki ilkokul sırasına yeni oturmuş, belki henüz harfleri tam öğrenememiş bir çocuktur o. Ama Atatürk’ü hisseder. Çünkü Atatürk, bu ülkenin çocuklarının kalbine en erken düşen ışıktır.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ben de bir zamanlar o çocuktum. Her 10 Kasım’da okul bahçesinde, elimde karanfille sıraya girer, anlamını tam bilmeden saygı duruşunda bulunurdum. Büyüdükçe anladım ki, Atatürk sadece bir lider değilmiş; o, çocuklara inanan, onları geleceğin mimarı olarak gören bir yürekmiş. “Küçük hanımlar, küçük beyler…” diye başlayan o sesleniş, aslında bir ülkenin kaderini çocukların ellerine emanet etmenin ifadesiydi.

Bugün sokakta gördüğüm her çocuğa baktığımda, Atatürk’ün gözlerindeki o umudu görür gibi oluyorum. Çünkü o, bir savaşın ortasında bile çocuklar için okul açmayı düşünen bir insandı. Düşünsenize, cepheden cepheye koşarken bile “gelecek” diyordu; ve o geleceğin adı “çocuk”tu.

Şimdi biz, o emaneti devralmış yetişkinler olarak, her 10 Kasım’da sadece yas tutmuyoruz. Aynı zamanda bir söz veriyoruz.
Diyoruz ki: “Atam, biz çocuklara senin baktığın gibi bakacağız. Onları koruyacak, eğitecek, umutlandıracağız.”

Ve her yıl, saat 09.05’te o sessizlik çöktüğünde, ben içimden şu cümleyi tekrarlarım:
“Bir ülkenin geleceği, çocuklarının kalbinde saklıysa, Atatürk hâlâ yaşıyor demektir.”