Pınar Oral Pınar Oral

Evet, endişeliyiz ama...

22.04.2026 Çarşamba | 13:45Son Güncelleme:

Eskiden okul kapısından içeri giren çocuğun ardından içimiz daha rahattı. “Devletine emanet” diye bir cümle vardı; eksik, kusurlu ama güven veren bir tarafı da olurdu. Şimdi o cümle, yerini sessiz bir endişeye bıraktı. Veliler olarak çocuklarımızı sabah kapıdan uğurlarken içimizde tarif etmesi zor bir sıkıntı var. Çünkü artık tehlike sadece okul bahçesinde ya da sınıf içinde değil; cebimizde, ekranlarımızda, her an bizimle.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Son dönemde okullarda yaşanan olaylar, ister fiziksel şiddet olsun ister akran zorbalığı ya da psikolojik baskı, hepimizi sarstı. Ama bu olayların çoğunun ortak bir noktası var: sanal medya. Olaylar çoğu zaman orada başlıyor, büyüyor ve gerçek hayata taşınıyor. Bir video, bir mesaj, bir yorum… Bir çocuğun hayatını altüst etmeye yetiyor.

Sanal medya, çocuklar için sadece eğlence ya da iletişim aracı değil artık; aynı zamanda bir “gösteri alanı”. Beğenilme arzusu, dışlanma korkusu, popüler olma isteği… Bunlar yetişkinlerin bile baş etmekte zorlandığı duygular. Çocuklar ise bu yükün altına çok daha hazırlıksız giriyor. Bir tartışma birkaç dakika içinde yüzlerce kişinin izlediği bir linçe dönüşebiliyor. Üstelik çoğu zaman yetişkinler olarak biz, olay çoktan büyüdükten sonra haberdar oluyoruz.

Velilerin en büyük çaresizliği de burada başlıyor. Çocuğunun okulda ne yaşadığını az çok takip edebilen bir ebeveyn, onun dijital dünyadaki hayatını aynı ölçüde kontrol edemiyor. Çünkü o dünya çok hızlı, çok geniş ve çoğu zaman görünmez. Çocuğunuz yan odada ders çalışıyor gibi görünürken, aslında bir zorbalığın tam ortasında olabilir.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bu yüzden artık sadece okul güvenliğinden bahsetmek yeterli değil. Asıl konuşmamız gereken, dijital güvenlik ve bilinç. Çocuklara “kötü arkadaşlardan uzak dur” demek eskisi kadar anlamlı değil; çünkü o arkadaş artık bir ekranın arkasında, kim olduğu bile belli olmadan karşısına çıkabiliyor.

Veliler olarak belki de en büyük hatamız, sanal medyayı hâlâ ikinci planda bir mesele gibi görmek. Oysa çocukların gerçek hayatı ile dijital hayatı artık birbirinden ayrı değil. Orada yaşanan her şey, doğrudan okul sıralarına, teneffüslere, arkadaş ilişkilerine yansıyor.

Endişeliyiz, evet. Ama bu endişeyi sadece korkuya dönüştürmek yerine, farkındalığa çevirmek zorundayız. Çocuklarımızla daha çok konuşmak, onları dinlemek, yargılamadan anlamaya çalışmak… Ve belki de en önemlisi, onların dünyasına biraz daha yaklaşmak.

Çünkü artık mesele sadece okulda ne olduğu değil. Asıl mesele, okulun dışında başlayan ve ekranların içinde büyüyen görünmez bir dünyanın, çocuklarımızın hayatını nasıl şekillendirdiği. Ve biz o dünyayı ne kadar görmezden gelirsek, o kadar savunmasız kalıyoruz.