Bir nöropsikolog olan Dr. Gloria Mark, uzun süre kesintisiz çalışmanın beynin verimliliğini düşürdüğünü ve hata oranını artırdığını anlatıyor. Ona göre beyin, tıpkı bir kas gibi, belirli aralıklarla dinlenmezse performans düşüyor; stres hormonu kortizol artıyor ve motivasyon ciddi oranda zayıflıyor. Yani “bir 10 dakika daha dayanırım” dediğimiz o anlar, aslında bize en pahalıya mal olan dakikalar olabiliyor.
Psikiyatrist Prof. Dr. Kay Redfield Jamison ise zihnin kısa aralıklarda nefes aldığı anlarda daha yaratıcı, daha üretken ve daha dayanıklı hale geldiğini vurguluyor. Çünkü molalar zihni boşaltmak için değil, tam tersine “yeniden başlatmak” için. Bilgisayarın donduğunda yaptığımız o meşhur kapat-aç işlemini, aslında beynimiz de bekliyor.
Peki yoğun bir iş temposunda bu mini molalar nasıl alınır?
Aslında formül basit.
Beş dakikalık bir pencere arası…
İki dakikalık derin nefes egzersizi…
Kahvenizi almaya giderken telefonunuzu masada bırakmak…
Gözlerinizi kapatıp birkaç saniyelik sessizlikle kendinizi toplamak…
Mola dediğimiz şey illa ki uzun bir yürüyüş, bir yoga seansı ya da kahve yanında yarım saatlik dedikodu değil. Uzmanlara göre asıl etkili olan, kısa ama düzenli aralıklarla yapılan mikromolalar.
Ayrıca, kısa molalar sadece anlık rahatlama sağlamıyor; tükenmişlik hissini uzak tutuyor, karar vermeyi kolaylaştırıyor ve işin kalitesini yükseltiyor. Çünkü zihni boşlukta bırakmak, düşündüğümüzün aksine zaman kaybettirmiyor; aksine geri kalan zamanı daha verimli hale getiriyor.
Gün sonunda iş yetişir, mail döner, toplantı yapılır… Ama biz tükenirsek, hiçbiri anlamını yitirir.
Kendinizi ihmal etmeden, iş temposunun içinde kaybolmadan, küçük ama verimli molalarla zihninizi tazeleyin. Çünkü “kısacık bir duraklama”, bazen tüm günün akışını değiştirecek kadar değerlidir.
İyi çalışın ama kendinizi unutmadan…
Bir nöropsikolog olan Dr. Gloria Mark, uzun süre kesintisiz çalışmanın beynin verimliliğini düşürdüğünü ve hata oranını artırdığını anlatıyor. Ona göre beyin, tıpkı bir kas gibi, belirli aralıklarla dinlenmezse performans düşüyor; stres hormonu kortizol artıyor ve motivasyon ciddi oranda zayıflıyor. Yani “bir 10 dakika daha dayanırım” dediğimiz o anlar, aslında bize en pahalıya mal olan dakikalar olabiliyor.
Psikiyatrist Prof. Dr. Kay Redfield Jamison ise zihnin kısa aralıklarda nefes aldığı anlarda daha yaratıcı, daha üretken ve daha dayanıklı hale geldiğini vurguluyor. Çünkü molalar zihni boşaltmak için değil, tam tersine “yeniden başlatmak” için. Bilgisayarın donduğunda yaptığımız o meşhur kapat-aç işlemini, aslında beynimiz de bekliyor.
Peki yoğun bir iş temposunda bu mini molalar nasıl alınır?
Aslında formül basit.
Beş dakikalık bir pencere arası…
İki dakikalık derin nefes egzersizi…
Kahvenizi almaya giderken telefonunuzu masada bırakmak…
Gözlerinizi kapatıp birkaç saniyelik sessizlikle kendinizi toplamak…
Mola dediğimiz şey illa ki uzun bir yürüyüş, bir yoga seansı ya da kahve yanında yarım saatlik dedikodu değil. Uzmanlara göre asıl etkili olan, kısa ama düzenli aralıklarla yapılan mikromolalar.
Ayrıca, kısa molalar sadece anlık rahatlama sağlamıyor; tükenmişlik hissini uzak tutuyor, karar vermeyi kolaylaştırıyor ve işin kalitesini yükseltiyor. Çünkü zihni boşlukta bırakmak, düşündüğümüzün aksine zaman kaybettirmiyor; aksine geri kalan zamanı daha verimli hale getiriyor.
Gün sonunda iş yetişir, mail döner, toplantı yapılır… Ama biz tükenirsek, hiçbiri anlamını yitirir.
Kendinizi ihmal etmeden, iş temposunun içinde kaybolmadan, küçük ama verimli molalarla zihninizi tazeleyin. Çünkü “kısacık bir duraklama”, bazen tüm günün akışını değiştirecek kadar değerlidir.
İyi çalışın ama kendinizi unutmadan…