Çünkü fark ettim ki; güneş bazen sadece enerji vermiyor, yanlış korunduğumuzda bizi ciddi anlamda tüketebiliyor.
Eskiden güneş kremi sürmeyi sadece plaja giderken gerekli sanırdım. Oysa artık şehir içinde kısa süreli yürüyüşlerde bile cildin nasıl yıprandığını görmek mümkün. Özellikle yüz bölgesindeki hassasiyet, lekelenmeler ve kuruluk yaz aylarında çok daha belirgin hale geliyor. Bu yüzden son dönemlerde en çok dikkat ettiğim şeylerden biri güneş koruyucu kullanmak oldu.
Uzmanların sürekli söylediği “11.00-16.00 arası güneşe dikkat edin” uyarısını açıkçası eskiden biraz abartılı bulurdum. Ama bir kez güneş çarpması yaşayınca insan bunun gerçekten hafife alınmaması gereken bir konu olduğunu anlıyor. Yazın sadece bronzlaşmayı değil, sağlıklı kalmayı da düşünmek gerekiyor.
Bir diğer önemli konu da su tüketimi. Sıcak havalarda insan bazen ne kadar susuz kaldığını fark etmiyor bile. Özellikle yoğun tempoda çalışanlar ya da gününü dışarıda geçirenler için bu durum daha da zorlayıcı hale geliyor. Ben yaz aylarında yeterince su içmediğim günlerde hem enerjimin düştüğünü hem de cildimin hemen tepki verdiğini hissediyorum.
Yazın cilt sağlığını etkileyen tek şey güneş de değil aslında. Deniz sonrası ciltte oluşan kuruluk, havuzdaki klorun verdiği hassasiyet ya da saatlerce ıslak mayo ile dolaşmanın yarattığı problemler de oldukça yaygın. Küçük gibi görünen bu detaylar, zamanla ciddi rahatsızlıklara dönüşebiliyor.
Beslenme konusu da yazın bence çok kritik. Ağır yemekler sıcak havada insanı daha da yoruyor. Bu yüzden ben yaz aylarında daha hafif beslenmenin hem fiziksel hem mental olarak iyi geldiğini düşünüyorum. Soğuk ayran, bol su, mevsim meyveleri ve hafif öğünler gerçekten vücudu rahatlatıyor.
Bir de klimalar var tabii… Dışarıda kavurucu sıcağın ardından buz gibi ortamlara girmek ilk başta harika hissettirse de sonrasında boğaz ağrısı, baş ağrısı ve kas tutulmaları kaçınılmaz olabiliyor. Yazın en sinsi rahatsızlıklarından biri bence tam olarak bu.
Kısacası yaz mevsimi güzel ama dikkat istiyor. Güneşin tadını çıkarırken bedenimizi ihmal etmemek gerekiyor. Çünkü iyi görünmenin temelinde önce sağlıklı hissetmek yatıyor. Ve bazen yazın en güzel bronzluğu bile sağlığın önüne geçmemeli.
Çünkü fark ettim ki; güneş bazen sadece enerji vermiyor, yanlış korunduğumuzda bizi ciddi anlamda tüketebiliyor.
Eskiden güneş kremi sürmeyi sadece plaja giderken gerekli sanırdım. Oysa artık şehir içinde kısa süreli yürüyüşlerde bile cildin nasıl yıprandığını görmek mümkün. Özellikle yüz bölgesindeki hassasiyet, lekelenmeler ve kuruluk yaz aylarında çok daha belirgin hale geliyor. Bu yüzden son dönemlerde en çok dikkat ettiğim şeylerden biri güneş koruyucu kullanmak oldu.
Uzmanların sürekli söylediği “11.00-16.00 arası güneşe dikkat edin” uyarısını açıkçası eskiden biraz abartılı bulurdum. Ama bir kez güneş çarpması yaşayınca insan bunun gerçekten hafife alınmaması gereken bir konu olduğunu anlıyor. Yazın sadece bronzlaşmayı değil, sağlıklı kalmayı da düşünmek gerekiyor.
Bir diğer önemli konu da su tüketimi. Sıcak havalarda insan bazen ne kadar susuz kaldığını fark etmiyor bile. Özellikle yoğun tempoda çalışanlar ya da gününü dışarıda geçirenler için bu durum daha da zorlayıcı hale geliyor. Ben yaz aylarında yeterince su içmediğim günlerde hem enerjimin düştüğünü hem de cildimin hemen tepki verdiğini hissediyorum.
Yazın cilt sağlığını etkileyen tek şey güneş de değil aslında. Deniz sonrası ciltte oluşan kuruluk, havuzdaki klorun verdiği hassasiyet ya da saatlerce ıslak mayo ile dolaşmanın yarattığı problemler de oldukça yaygın. Küçük gibi görünen bu detaylar, zamanla ciddi rahatsızlıklara dönüşebiliyor.
Beslenme konusu da yazın bence çok kritik. Ağır yemekler sıcak havada insanı daha da yoruyor. Bu yüzden ben yaz aylarında daha hafif beslenmenin hem fiziksel hem mental olarak iyi geldiğini düşünüyorum. Soğuk ayran, bol su, mevsim meyveleri ve hafif öğünler gerçekten vücudu rahatlatıyor.
Bir de klimalar var tabii… Dışarıda kavurucu sıcağın ardından buz gibi ortamlara girmek ilk başta harika hissettirse de sonrasında boğaz ağrısı, baş ağrısı ve kas tutulmaları kaçınılmaz olabiliyor. Yazın en sinsi rahatsızlıklarından biri bence tam olarak bu.
Kısacası yaz mevsimi güzel ama dikkat istiyor. Güneşin tadını çıkarırken bedenimizi ihmal etmemek gerekiyor. Çünkü iyi görünmenin temelinde önce sağlıklı hissetmek yatıyor. Ve bazen yazın en güzel bronzluğu bile sağlığın önüne geçmemeli.