Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

2021 şifresi; İhtiyatlı iyimserlik

28.12.2020 Pazartesi | 09:01

Son günlerini yaşadığımız 2020 nin, şimdiden bir “felaket yılı” olarak tanımlanmasına herhalde şaşıran yoktur. Hiçbir ülkenin; sektörün; hane halkının, kahredici etki çemberi dışında kalamayacağı Covid-19 pandemi konjonktürünün önümüzdeki seneye de sirayet edeceği anlaşılıyor.

Halbuki, “tüm dünyada büyüme özürlü bir yıl” olarak tamamlanan 2019 grafiğinin, bu sene telafi edileceğine dair ciddi projeksiyon ve beklentiler ile yola çıkılmıştı. Şimdi, zarar-kayıp envanterine ilaveten, bunların; kalıcılık ve onarım boyutlarını da hesaba katma zarureti, tüm dünyanın ertelenemez gündemi haline gelmiştir.

2021 yılının sosyo-ekonomik açıdan öne çıkan teması; NORMALE DÖNÜŞ - NORMALLEŞME olacaktır. Genel-geçer bir ifadeyle, ekonomiler için tekrar ayakları üzerinde dikilebilme ( bounce-back) süreci her daim çalışılacak; tartışılacak ve izlenecektir.

Covid-19 ters konjonktürüne yakalanan ekonomilerin farklı gelişmişlik düzeyi ve mücadele imkan ile birikimlerine sahip oldukları gerçeği, normalleşme sürecinde ayrışma handikapını adeta dayatıyor; kaçınılmaz hale getiriyor. Nitekim, gelişmiş ülkelerin, pandemiyle mücadeleye ayırdıkları kaynak, an itibarıyle, azgelişmiş ekonomilerin gerçekleştirdiklerine oranla kırk mislinden daha fazla bir düzeye ulaşmıştır. Üstelik, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) nun ortak aşı geliştirme inisiyatifini kadük hale getiren ve “gemisini kurtaran kaptan” yaklaşımını benimseyenler de gelişmiş ülkeler olmuştur! Elbette, aşının geliştirilmesi ve dünyada aşılama programlarının başlaması, olumlu bir nota kabul edilmekle beraber, normalleşme sürecinin garantili ve kesin çözüm getirici bir çaresi değildir.

Anlaşılıyor ki; 2021 yılında dünya çapında normalleşme kulvarında farklı seyirler izlenecek; kimi ekonomiler diğerlerine göre “pozitif ayrışma” yaşayacaklardır. Bu durumu tespit ve ifade etmek, işin akış ve seyrini anlamaya kafi değildir; sınanabilir, ayakları yere basan öngörü modellerine ihtiyacımız vardır.

Euromonitor tarafından geliştirilip, pandemi konjonktürünün ilk anlarından beri gelişmeleri; normale dönüş ekseninde izleyen Recovery Index (Düzelme Endeksi),sade ve tutarlı yapısı ile bu konuda anlaşılabilir ve farkındalığı arttıracak bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Buna göre, beş ana faktör temelinde oluşturulmuş ve ağırlıklandırılmış bir endeks modeli takip ediliyor ve ekonomideki her çeyrek (3 aylık) dönem için hesaplamalar yoluyla normalleşmenin nabzı tutulmaya çalışılıyor:

EKONOMİK AKTİVİTE ; ekonomide yaratılan tüm mal ve hizmetlerin toplamı olarak Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) temelinde ekonomik BÜYÜME performansı ( Endeks Ağırlığı : %20 )

İSTİHDAM ; çalışan nüfus ve tam ile kısmi çalışma oranları ( Endeks Ağırlığı : %20 )

TÜKETİM HARCAMALARI ; hanehalkı tüketim harcamaları ( Endeks Ağırlığı : %25 )

PERAKENDE SATIŞLAR ; mevsimsel etkiden arındırılmış ciro ( Endeks Ağırlığı : %25 )

TÜKETİCİ GÜVENİ ; standardize tüketici güven endeksleri ( Endeks Ağırlığı : %10 )

Elimizde bulunan üçüncü çeyrek verilerine göre modeli çalıştırdığımızda; bu kulvarda önde koşan, pozitif ayrılan dünyadaki on ülke arasında Türkiye yer almakla beraber, ilk üç sıradaki klasman; Çin, İsveç ve İsviçre tarafından paylaşılmaktadır. Burada, 2019 yılını dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme oranı ile tamamlayan ülkemiz bakımından “baz etkisinin ters çalıştığına” ve ilk üçe girmeyi engellediğine işaret etmeliyiz.

Türkiye, tüketime açık ve iştahlı dinamik nufüsu ; önümüzdeki yıla ait reform temelli yeni duruş ve icraat beklentileri temelinde,2021 yılını İHTİYATLI İYİMSERLİK platformu üzerinde karşılamak ayrıcalığına sahip ülkeler arasında yer alıyor. Şimdi mesele, beklenti yönetiminin gereğini yapmaktır.

Diğer Yazıları

Küresel ekonomide 'büyük ayrım'

Ekonomi ve eşitlik kavramları arasında; “ilk harfleri dışında ortak noktanın bulunmadığı” gerçeğini biliyor, ama her tezahüründe canımızın yeniden yanmasına engel olamıyoruz. Dünyada varolan “kaynak erişim ile dağılımındaki eşitsizlik”, zor zamanlarda “çirkin mevcudiyetini” arsızca hatırlatmaktan geri durmuyor. COVİD-19 temelli kriz konjonktürü de bu acıtıcı, ama gerçekçi tespitin dairesi içerisinde kalarak, tahribat ve bozucu etkisini sürdürüyor.

Devamını Oku 27.02.2021

Derecelendirmeciler, "şaşırmadan şöylemeye" devam ediyor

Derecelendirme Kuruluşları(Rating Agencies), global ekonomik düzenin ana kurumları olarak, senelerdir faaliyetlerini sürdürüyorlar. Tüm sıkıntı ve eleştirilere karşın varlığını sürdüren mevcut ekonomik düzen, temelde, “borçlandırma-fonlama” temelli olduğu ve sermaye piyasaları da işlevsel kaldığı müddetçe bu kurumlara ihtiyaç duyulacağı anlaşılıyor.

Devamını Oku 23.02.2021

Dolar iner, çıkar; Yatırım(lar) kalır!

Son günlerin öne çıkan ekonomi manşetinin; Amerikan Dolarının Türk Lirası karşısında değer kaybetmesi ve bu çerçevede ortaya atılan yeni kur düzeyleri olduğunu teslim etmeliyiz. Önde gelen finans kuruluşlarının farklı parite tahminleri, ortak bir duruşla, 7.00 TL. nin altındaki düzeyleri işaret ediyorlar. Nitekim, Bloomberg’in değerlendirmesine göre, Elvan ve Ağbal Kasım ayında göreve geldikten sonra, TL. nin Dolara karşı yaptığı primin %23’e ulaştığı belirtilerek, “Türk Lirasının Yukarı Yönlü Rallisi” ne dikkat çekiliyor.

Devamını Oku 19.02.2021
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS