Bu çerçevede; Amerika’nın ev sahipliğinde henüz tamamlanan Trump - Şi Liderler Zirvesi ile elde edilen sonuçlara bakılıyor. İlk okumalara göre, yaşanan ağır gündemi rahatlatacak; kalıcı çözüm yolları açacak kapsayıcı neticelere ulaşılamadığı değerlendiriliyor. Esasen, bu sene içindeki ikinci liderler buluşmasının “somut sonuç” eldesinden ziyade, sembolik ve seromonik yönü ile ön plana çıktığını, hemen ilk planda tespit etmek gerekiyor.
Seneler önce Çin liderini aynı “uçak merdivenlerinde karşılama jesti” gösterdiği için dönemin başkanı Obama’yı eleştiren Donald Trump, bu kez aynı davranışı kendisi sergilemekten geri durmuyor. Kendi partisine mensup politikacılar tarafından dahi “Çin’e karşı sergilenen bir zayıflık” ile etiketlenen bu duruşun; ABD’yi ziyaret eden Japonya Başbakanından esirgenmiş olması da eleştirilere hedef teşkil ediyor. Üstelik, Çin liderinin, daha önce de ifade ettiği; “Tukidides Tuzağı” üzerinden tekrarladığı üstüncü duruşa dikkat çekiliyor. Bilindiği üzere, bu stratejik kavram ile, yükselen bir ülkenin/gücün; mevcut egemen gücü/hegemonu yerinden etme risk ve tehdidi ortaya çıktığında adeta kaçınılmaz bir savaş tuzağına çekilecek bir kurguya işaret ediliyor. Başkan Şi’nin bu uluslararası ilişkiler kavramı üzerinden Çin’i; “ABD’yi yerinden edecek istikbalin yeni küresel lider adayı” algı ve konumuna yerleştirme çabalarını sürdürdüğü izleniyor. İlaveten, doğrudan, ev sahibi Trump’ın; “Make America Great Again- Amerika’yı Yeniden Muhteşem Kılma” sloganı üzerinden bu işin ancak Çin ile ticaret ve işbirliği üzerinden elde edile(bile)ceği mesaj ile örtülü uyarısı da dikkat çekiyor.
Ortaya çıkan somut gelişmeler hanesine, ilk kalem olarak, süregelen Ticaret Savaşları ateşkesinin önümüzdeki Ocak sonuna kadar uzatılması mutabakatı ekleniyor. Ayrıca, otuz milyar hacmine ulaşan ve hassas kategori dışında kalan ürünler (tarımsal, küçük aletler, oyuncaklar, kozmetik, vs.) için karşılıklı gümrük vergisi indirimine gidiliyor. Yakın gelecekte Ticaret Savaşları cephesinde yeni bir dalganın oluşması ihtimali üç günlük zirve sonunda henüz bertaraf edilemediği gibi, mesele; kurulan bir Ticaret Komitesine “havale” ediliyor! Sene sona ermeden Kasım ayında APEC (Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği) ve Aralık’ta G-20 (Gelişmiş Yirmi Ülke) toplantıları üzerinden yeni köklü düzenlemeler beklemek gerçekçi gözükmüyor.
Yapay Zeka (AI) sektörü ağababalarının, zirvenin hemen öncesindeki 81. Birleşmiş Milletler Zirvesinde gerçekleştirdikleri sunum sonrasında, her iki lidere ortak eylem/karar çağrısında bulunduklarını hatırlatmak gerekiyor. Tüm uygulama ve coğrafyalarda geçerli olmak üzere, bu kulvarda liderlik mücadelesini kıyasıya sürdüren iki ülkenin işbirliği ile uluslararası standart ve kuralların oluşturulması teklifi ortada duruyor. Zirveden, bu konuda da somut bir sonuç çıkmadığını ve diyaloğun sürdürülmesi kabilinden bir karar ile işin geçiştirildiği anlaşılıyor.
Çin’in önümüzdeki günlerde yüzbin Amerikalı öğrenciyi ülkede ağırlama ve Atlanta hayvanat bahçesine iki panda armağan etmesi yönündeki “somut kazanım!” açıklamaları, elbette, yaşanan kritik zamanların çağırdığı çözüm öneri ve kuvvetli duruş beklentilerini karşılamada yetersiz kalıyor. Çin’in zaman kazanmaya; karşı tarafın İran çatışması ve Kasım seçimleri “yumuşak karın bölgelerini yoklamaya” devam ettiği değerlendiriliyor. Başta Tayvan, insan hakları, İran tarafına sağlanan destekler olmak üzere pek çok bilinen problem sahasının ön plana çıkarıl(a)madığı anlaşılıyor. Öyle ki; İran’a karşı tazelenen yeni ekonomik ambargoda en kritik faktör olan Çin bankalarının katılım ve işbirliği konusunun ifade dahi edilmediğini not etmek gerekiyor.
Küresel dinamik ve gelişmelerin zorlu ikliminde, her kesim ve coğrafya için sürdürülebilir ve adaletli çözümleri, en büyük ölçüde mevcut duruma sebebiyet verenlerden bekleme hülyası bir kere daha karşılıksız kalıyor!
Bu çerçevede; Amerika’nın ev sahipliğinde henüz tamamlanan Trump - Şi Liderler Zirvesi ile elde edilen sonuçlara bakılıyor. İlk okumalara göre, yaşanan ağır gündemi rahatlatacak; kalıcı çözüm yolları açacak kapsayıcı neticelere ulaşılamadığı değerlendiriliyor. Esasen, bu sene içindeki ikinci liderler buluşmasının “somut sonuç” eldesinden ziyade, sembolik ve seromonik yönü ile ön plana çıktığını, hemen ilk planda tespit etmek gerekiyor.
Seneler önce Çin liderini aynı “uçak merdivenlerinde karşılama jesti” gösterdiği için dönemin başkanı Obama’yı eleştiren Donald Trump, bu kez aynı davranışı kendisi sergilemekten geri durmuyor. Kendi partisine mensup politikacılar tarafından dahi “Çin’e karşı sergilenen bir zayıflık” ile etiketlenen bu duruşun; ABD’yi ziyaret eden Japonya Başbakanından esirgenmiş olması da eleştirilere hedef teşkil ediyor. Üstelik, Çin liderinin, daha önce de ifade ettiği; “Tukidides Tuzağı” üzerinden tekrarladığı üstüncü duruşa dikkat çekiliyor. Bilindiği üzere, bu stratejik kavram ile, yükselen bir ülkenin/gücün; mevcut egemen gücü/hegemonu yerinden etme risk ve tehdidi ortaya çıktığında adeta kaçınılmaz bir savaş tuzağına çekilecek bir kurguya işaret ediliyor. Başkan Şi’nin bu uluslararası ilişkiler kavramı üzerinden Çin’i; “ABD’yi yerinden edecek istikbalin yeni küresel lider adayı” algı ve konumuna yerleştirme çabalarını sürdürdüğü izleniyor. İlaveten, doğrudan, ev sahibi Trump’ın; “Make America Great Again- Amerika’yı Yeniden Muhteşem Kılma” sloganı üzerinden bu işin ancak Çin ile ticaret ve işbirliği üzerinden elde edile(bile)ceği mesaj ile örtülü uyarısı da dikkat çekiyor.
Ortaya çıkan somut gelişmeler hanesine, ilk kalem olarak, süregelen Ticaret Savaşları ateşkesinin önümüzdeki Ocak sonuna kadar uzatılması mutabakatı ekleniyor. Ayrıca, otuz milyar hacmine ulaşan ve hassas kategori dışında kalan ürünler (tarımsal, küçük aletler, oyuncaklar, kozmetik, vs.) için karşılıklı gümrük vergisi indirimine gidiliyor. Yakın gelecekte Ticaret Savaşları cephesinde yeni bir dalganın oluşması ihtimali üç günlük zirve sonunda henüz bertaraf edilemediği gibi, mesele; kurulan bir Ticaret Komitesine “havale” ediliyor! Sene sona ermeden Kasım ayında APEC (Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği) ve Aralık’ta G-20 (Gelişmiş Yirmi Ülke) toplantıları üzerinden yeni köklü düzenlemeler beklemek gerçekçi gözükmüyor.
Yapay Zeka (AI) sektörü ağababalarının, zirvenin hemen öncesindeki 81. Birleşmiş Milletler Zirvesinde gerçekleştirdikleri sunum sonrasında, her iki lidere ortak eylem/karar çağrısında bulunduklarını hatırlatmak gerekiyor. Tüm uygulama ve coğrafyalarda geçerli olmak üzere, bu kulvarda liderlik mücadelesini kıyasıya sürdüren iki ülkenin işbirliği ile uluslararası standart ve kuralların oluşturulması teklifi ortada duruyor. Zirveden, bu konuda da somut bir sonuç çıkmadığını ve diyaloğun sürdürülmesi kabilinden bir karar ile işin geçiştirildiği anlaşılıyor.
Çin’in önümüzdeki günlerde yüzbin Amerikalı öğrenciyi ülkede ağırlama ve Atlanta hayvanat bahçesine iki panda armağan etmesi yönündeki “somut kazanım!” açıklamaları, elbette, yaşanan kritik zamanların çağırdığı çözüm öneri ve kuvvetli duruş beklentilerini karşılamada yetersiz kalıyor. Çin’in zaman kazanmaya; karşı tarafın İran çatışması ve Kasım seçimleri “yumuşak karın bölgelerini yoklamaya” devam ettiği değerlendiriliyor. Başta Tayvan, insan hakları, İran tarafına sağlanan destekler olmak üzere pek çok bilinen problem sahasının ön plana çıkarıl(a)madığı anlaşılıyor. Öyle ki; İran’a karşı tazelenen yeni ekonomik ambargoda en kritik faktör olan Çin bankalarının katılım ve işbirliği konusunun ifade dahi edilmediğini not etmek gerekiyor.
Küresel dinamik ve gelişmelerin zorlu ikliminde, her kesim ve coğrafya için sürdürülebilir ve adaletli çözümleri, en büyük ölçüde mevcut duruma sebebiyet verenlerden bekleme hülyası bir kere daha karşılıksız kalıyor!