Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

ABD-Çin Zirvesi

14.05.2026 Perşembe | 12:17Son Güncelleme:

Belirsizlik ikliminin koyulaştığı küresel gidişatta, şimdi dikkatler Pekin’deki ABD-Çin zirvesine yönelmiş bulunuyor. Ertelemeler sonrası nihayet gerçekleşen buluşma sürecini; yakın ve orta vadede ortaya çıkacak kritik etkileri bakımından, arka plan okumaları ile değerlendirmek gerekiyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Her iki ülkenin karşılıklı rekabetçi yaklaşım ve beklentileri dikkatle alındığında, bazılarının ifade ettiği; “dünya hakimiyeti için kıyasıya mücadele!” benzeri değerlendirmeler ağırlık kazanmıyor, hatta yüzeysel ve kestirmeci bir düzeyi aşamıyor. Her iki ülke de, mevcut pozisyonlarını korumak bakımından, bir diğerine ihtiyaç olduğu gerçekçi algısı ile hareket ediyor. Bu temel tespit çerçevesinde, tarafların zirve öncesi beklenti ve pazarlıkta öncelikli maddelerine bakmak gerekiyor.

Dünyanın en büyük ekonomisi ve rezerv paranın sahibi Amerika, geçen seneden gelen Trump gümrük vergilerinin yol açtığı karmaşa ve İran ile bu sene yaşanılan çatışma andacında masaya oturuyor. Şu anda sönümlenme sürecinde olan Körfez Savaşı üzerinden yürütülecek tartışmaların, zirvenin ilk önem ve öncelik sırasını alması beklenmiyor. Yanına aldığı dev ABD şirketlerinin yöneticileri ile Başkan Trump, ticaret öncelikli duruşunu bir kere daha deklare ediyor.

“3B Yaklaşımı” olarak adlandırılan bir yaklaşım çerçevesinde, Çin’e yapılacak ihracatta; Boeing (yolcu uçağı), Beef (sığır eti) ve Beans (soya fasulyesi) kalemlerine ağırlık veriliyor. Amerikan yönetiminin, yaklaşan ara seçimler öncesinde, seçmen tabanında önemli yer tutan çiftçi ve yetiştirici kesimlerine yönelik destek açılımları somut hale geliyor. İlaveten, nadir metaller konusunda Çin’in bir kısım tahdit ve ticaret yasaklarını gevşetmesi talep ediliyor. Başkan Trump’ın yanındaki iş adamları heyetine, son dakikada, çip ve yapay zeka kulvarının büyük oyuncusu NVIDIA yöneticisini dahil etmesi, karşı pazarlık kozlarının yeniden karıldığını gösteriyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Siyasal kulvarda, zirveye; bir İran anlaşması sağla(ya)madan gitmenin görece dezavantajı ile katılan Trump’ın, muhatabının, bu konu ile ilgili düşük profilli duruşunu koruması yönündeki beklentisi öne çıkıyor. Buna karşın, Çin tarafının; “isyan altında ülke toprağı” kabul ettiği Tayvan ile ilgili ABD tutumu bakımından benzer yönde bir değişiklik talebini yineleyeceği ifade ediliyor. Uzun bir süredir, Tayvan’a aktif destek profilinden uzakta kalan ABD’nin, bu kez tamamen, anakara Çin görüşüne katılması ihtimali düşük bulunuyor.

Günlük petrol tüketimi 15 milyon varile ulaşan Çin, 1.5 milyar varillik stokları ve aldığı ek tedbirlerle, Körfez Savaşı sürecinde yokluk çekme tehlikesini atlatmış görünüyor. Savaşın tarafı İran, ülkenin petrol ihtiyacının beşte birinden daha az bir miktarını karşılıyor. Ancak, ABD kaynaklı (Trump) gümrük vergilerinin yanısıra, kendisine karşı devrede olan İran ile ticari ilişki yaptırımlarının etkisinden kurtulamıyor. Zirvenin hemen öncesinde, ABD’nin oniki Çin şirketine karşı getirdiği yeni yaptırımlar, adeta bir gözdağı olarak değerlendiriliyor. Siyasi planda, Amerika’nın, Hürmüz Boğazı üzerinden, Malakka Boğazı ve diğer suyollarına “çökme” ihtimal ve risklerinin de hesaba katıldığı anlaşılıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Küresel tüketimin üçte birini tek başına gerçekleştiren “dünyanın en büyük pazarı” Amerika, Çin ekonomik çıkarları açısından öncelikli konumunu koruyor. Tüketici elektroniği ve ev eşyaları ihracatının dörtte birini çeken ABD pazarı, hemen tüm kategorilerde en az %10’luk bir ithalat destinasyonu olmayı sürdürüyor. 2001 yılında WTO (Dünya Ticaret Örgütü) üyesi olmasından bu yana sahip olduğu üretim kapasitesini, ancak dünya ticaret sistemine entegrasyon ve küresel ticarette aktif rol alarak değerlendirebilen Çin, bu gerçeğin gereğini yerine getiriyor. Açık ve net olarak, “Amerikan pazarı ve ticaret ortaklığını kaybetme lüksü bulunmadığı” tespitinin icaplarını gerçekleştiriyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Geçtiğimiz Mart ayında kabul edilen 15. Beş Yıllık Plan çerçevesinde 2026-2030 yakın erimindeki oyun planını netleştiren Çin, istenilen iç pazar gelişiminin sağlanamadığı bir vasatta, dış pazarlarda varlık gösterme stratejisini güçlendirmek istiyor. Ucuz ve “tapon” mal üreticisi kimliğinden hızla kurtularak, dünya markaları ligindeki yerini güçlendirme amacını güdüyor. Yenilikçi yaklaşım ve teknolojiler kulvarında ön alma çabaları bakımından, ABD ile süregelen ekonomik ilişkiler önem kazanıyor. Çin açısından, “eko-politik güç ile prestiji zayıflamış ve fakat, alış veriş gücü kuvvetli kalan” bir ABD profili daha fazla tercih ediliyor. Teknik planda; geçen yılın Nisan ayından bu yana süregelen gümrük tarifelerindeki oynaklık faktörünün bertaraf edilmesi, belirli kategorilerde oran düşüşü sağlanması, Çin karşıtı yaptırım uygulamalarına son verilmesi ve elektronik çip teknoloji ile ticaretinde serbestlik sağlanması başlıkları ön plana çıkıyor.

Teknik ayrıntı ve özellikli anlaşma maddelerinin, çalışma heyetlerinin önceden başlayan toplantıları ile sonuçlandırılmış olduğuna şüphe bulunmayan zirvenin, lider katılımlı kapanış ve genel açıklama aşaması, yeni eko-politik değerlendirme ve öngörüler bakımından merak ile bekleniyor.