Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

ABD'nin Üçlü Finans Sinerjisi Modeli

26.10.2025 Pazar | 17:58Son Güncelleme:

Önce, Trump yönetimi eliyle devreye sokulan yaman bir eko-politik yapılanmayı; ustalıklı bir finansal kurguyu sergilemek, sonrasında, bu dinamik için geçerli “yumuşak karın” faktörüne dikkat çekmek gerekiyor:

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Amerika Birleşik Devletleri, son dönemde gerçekleştirdiği eko-politik düzenleme ve parasal sektör manevraları ile, kendisi bakımından “her şart ve seyirde kar sağlayacak” bir dev finans modelini dünyaya dayatmayı; son tahlilde “daima kazanan/karlı çıkan taraf” olmayı garantili hale getiriyor. Üstelik, bu kurguyu; belirsizlik ikliminin geçerli olduğu ve adeta “yeni normal” haline geldiği bir küresel konjoktürde sürdür(ebili)yor. Üç bacaklı ( Rezerv Para-Dolar; Kripto Varlık; Fiziksel Altın) bir yapılanma ile, piyasa hareket ve finansal varlık değerlendirmeleri hangi yön ve tempoda ortaya çıkarsa çıksın; kazanan/karlı çıkan taraf, her zaman ABD oluyor.

Güçlü Dolar sendromu altında yakın zamana kadar ons başına ikibin dolar seviyesinin aşağısında sıkışıp kalan altın; dış borçların azaltılması ve Amerikan firmalarına ihracat desteği sağlanması bakımından dolar “gevşetilince”, yüksek hız ve montanlı çıkış deparına başlıyor. Yakın zamanda daha önce görülmemiş düzeylerin (4400 dolar) test edildiği görülüyor. Trump ikinci dönemine başlamadan hızlandırılan fiziki toplama/geri çağırma süreci ile garantiye alınacak şekilde dünyada en fazla fiziksel altın varlığına sahip olan ABD, bu kulvardan kazançlı çıkıyor; dolar ve devlet kağıtlarından kaynaklanan kaybını telafi ediyor. Aynı kurgu, bazılarınca “dijital altın” olarak nitelendirilen kripto varlıkların da önünü açıyor. Hem, kulvarın “amiral gemisi” bitcoin ve diğer alt ve/veya stabil kriptolar; kısa geçmişleri temelinde rekor seviyeleri (130 bin dolar üzeri) realize etme becerisine ulaşıyor. Trump’ın önceden öngörülemeyen bir hız ve kapsamla; “ülkeyi, galaksinin kripto merkezi haline getirme! ” sloganıyla başlattığı ve bizzat kendisi ile ailesinin içinde yer aldığı girişimler sonucunda kripto varlıklarda ABD “bir numara” durumuna eriştiği için buradan da kazançlı çıkması mümkün hale geliyor. Kripto varlıklardaki; “süratli çıkışı takiben büyük gerileme sendromu” gene altın ve/veya dolara yaradığı/alan açtığı için, kazanan taraf gene “kriptonun efendisi” durumuna gelen Amerika oluyor. ABD tarafından basım ve dijital yollarla “yaratılan” dolar değer kazanıp, diğerlerinin önünü kestiği zaman ve zeminlerde gene kazançlı çıkanın kim olduğunu tahmin etmek hiç de zor görünmüyor!.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Hal (ve kurgu) böyle olunca, ABD yüksek menfaatleri bakımından; altın’ın kısa sürede tarihi rekor düzeylerine çıkıp, nerede ise yeniden üç bin dolarlı düzeylere çöküşü de, bit-coindeki inanılmaz çıkışın ardından alt-coinlerde yaşanan %90 oranındaki gerileme /soğuk cüzdan sıfırlanması veya, rezerv para karşıtı operasyon ile gelişmeler de, son toplamda büyük resmi değiştirmiyor; kazançlı çıkan taraf şapkası Amerika’nın başında kalmaya devam ediyor. Üstelik, mesela, J.P.Morgan tarafından paylaşılan; “altın için önümüzdeki üç yılda tam iki kat artış tahmini” gibi küresel eko-politik risklere, ABD tarafından, başkalarına nasip olmayacak şekilde, şimdiden vaziyet edilmiş oluyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ezcümle, Amerika; DOLAR / KRİPTO VARLIK / ALTIN kulvarlarındaki hakimiyeti ile yol almaya devam ederken, dünyanın diğer ülkeleri bakımından aynı “ÜÇLÜ FİNANSAL SİNERJİ” formülüne erişmek mümkün olmuyor. Dahası, mesela, merkez bankalarında altın varlığını arttırma/dolar payını azaltma yolunu seçenler, elde ettikleri “rezerv artışı” kazancının, zamanında üstelendikleri “altın karşılığı borçlanma” ile ortaya çıkan ek maliyetler ile karşılaştırma andacından çıkış yolu bulamıyor! Gene, kripto varlıkların “modern zamanların sihirli çözümü” olarak tanınması artık daha tartışmalı hale geliyor.

Bir Amerikan kurgusu olarak karşımıza çıkan Üçlü Finansal Sinerji modelinin zayıf ve kırılgan noktalarını da arka plan okumalarımıza dahil etmek gerekiyor. Bu aşamada, üçlü modelin kritik unsuru olan “fiziksel altın varlığı” miktarını ve Çin kartını devreye sokmak şart oluyor:

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Açıklanan resmi rakamlara göre, ABD 8,200 ton ile ilk sırada yer alırken, ikinci sırada bulunan Almanya (3,350 ton) ve diğerlerine; (her ikisi de 2,450 ton civarında eşit tonaja sahip) İtalya ve Fransa’nın açık ara önünde konumlanıyor. Beşinci sırada yer alan Çin ise 2,300 tonluk bir rezerv deklare ediyor. İşte, “yumuşak karın” sendromu da tam bu noktada gündeme geliyor. Resmi kayıtlara göre dahi “dünyanın en fazla altın ithal eden ve üreten ülkesi” konumundaki Çin’in elinde resmi rakamlardan çok daha fazla altın varlığı bulunduğuna dair kestirimler ön plana çıkıyor. Konunun saygın ve yetkin uzmanlarından Dominic Frisby, yaptığı ayrıntılı değerlendirmeler çerçevesinde, bir numaradaki Amerika’nın iki katından fazla bir altın varlığına (16,000 ton) sahip olması gereken Çin gerçeğini karşımıza çıkarıyor. An itibarıyla, bu benzersiz finansal avantaj ve eko-politik kaldıraç kartını “açık etmek istemeyen” bir dünyanın ikinci büyük ekonomisi ile yüz yüze geliniyor. Bir yandan, paçasını rezerv para dolara kaptırmış bulunan Çin’in, gizli altın liderliği ile zaman ve zemin geldiğinde, Amerika’nın “harika üçleme” kurgusunu bozmaya; mümkünse, kendi lehine yeniden yapılandırmaya çalışacağına dair şüphe bulunmuyor.