Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Ağaçlar'a Takılıp; Orman'ı Gözden Kaçırmak...

26.06.2022 Pazar | 12:53

Merkez Bankası’nın, yerleşmiş ifadesiyle “faiz kararı” olarak adlandırılan Para Politikası Kurulu kararı, Haziran toplantısında altıncı kez “pas geçme halkası”nın; karar(sızlık) zinciri’ ne eklenmesi olarak şekillendi. Kurul karar metni incelendiğinde; bundan sonraki farklı/yeni TCMB yöneliş ve tercihlerine ilişkin yeni sinyal etkisi ve/veya öngörü oluşturabilecek bir “taze duruş” un ipuçlarını bulmak da pek mümkün görülmüyor.

Enflasyon’ un, adeta “ yukarılara doğru rutine bağlandığı “ bir vasatta, temel görevi “ fiyat istikrarını sağlamak” olan TCMB’ nin, herhalde, rutin’e bağlanmış; biteviye tekrarlanan duruş ile politikalarını yeniden gözden geçirme zamanıdır. Mevcut vaziyet edişler ile kırılamayan; önü alınamayan Enflasyon Sarmalı(Kısır Döngüsü) ile mücadelede yitirilen her an’ ın; kullanılmayan her fırsat/opsiyon’ un kritik önemi artmaktadır. Üç haneli manşetlere yönelen yukarı yönlü artışlarda, yeni tipoloji ve yapışkanlık/ katılık düzeyleri’ ne geçilmekte; gidişatı normale çevirme ve sürdürülebilir enflasyon oranları ile yola devam etme işi daha güç ve zahmetli ( maddi ve manevi planda ) hale gelmektedir.

Geçerli küresel-ulusal konjonktür gözönüne alındığında; tüm ekonomik sorunları bir anda çözebilecek “kudretli kurum” ve ortaya konulabilecek “sihirli çözüm” beklentilerinin gerçekçi ve insaflı olmadığı açıktır. Üstelik, zor zamanlarda, ekonomilerde daha önceden varolan zayıflık ve kırılganlıklar oran ve dairesinde farklılaşan zorluk ile zararların yaşandığı da bir başka acıtıcı gerçektir. O bakımdan, her ekonomi ve ilgili karar vericiler, genel resim içerisinde kendi renk ve gölge dokunuşlarını, ustalıklı fırça dokunuşları ile geliştirmeye; kuvvetlendirmeye devam etmek durumundadırlar. Kompozisyon genel bütünlüğü içerisinde ayrıntılı; özgün dokunuşlar önemli olmak ile birlikte, “ ayrıntı ile vakit kaybedip, bütünü ıskalama “ risk ve tuzağına karşı her daim uyanık olmak gerekir; ama, her açıdan bugünler, “resim karşısında kollarını kavuşturup seyretme-ahkam kesme zamanı” değildir! İlaveten, “ağaçlar’ ı öne çıkarıp; orman’ ı ıskalama” lüksüne ayrılacak yer; harcanacak zaman kalmamıştır, kanısındayız.

Bu kapsamda, TCMB faiz karar metninin üçüncü paragrafının hemen başlarında yer alan ( rutinleşmiş) bir ifadede, “ turizm kaynaklı iyileşmeler “ den söz edilmektedir. Turizm sektörünün ülke ekonomisi bakımından üstlendiği rol ile sağladığı katkılar açıktır. Nitekim, bu kulvardaki gelişmeler, ağırlıkla, “turist sayısı” ve “turizm geliri” kalemleri temelinde takip edilmektedir. Bu seneye ait güncel veriler, geçen yıl ile karşılaştırıldığında, turist sayısında ve turizm gelirinde aynı sevindirici artış oranına ( 2.5 kat ) işaret etmektedir ki; ümidimiz sevindirici yükselişin, artarak yılın tamamında sürmesidir. İşte bu noktada dikkate alınması gereken ve “resmin tamamını ilgilendiren” önemli bir perspektife dikkat çekilmelidir:

Ziyaretçi sayısı ve turizm gelirleri artarken, ülkemize gelenlerin( döviz getirmesi beklenenler) kişi başına yaptıkları harcama miktarı düşmüştür. % 12’ ye yaklaşan bir düşüş ile( 90 dolar ) kişi başına turizm harcaması sadece 699 dolar düzeyine gerilemiştir. Sektörel rakibimiz İspanya için aynı rakam; 1225 dolar düzeyindedir ve ülke bu durumu geliştirecek acil bir turizm eylem planı tartışmalarını gündeme hemen taşımaktan geri durmamıştır.

Enflasyon ile kalıcı ve etkin mücadelenin en önemli iki cephesi; Cari Denge ve Kur Geçişkenliği kulvarlarında mesafe alabilmek için SÜRDÜRÜLEBİLİR-REKABETÇİ TURİZM yapılandırılmasına muhtaç olduğumuzu unutmadan; “ büyük orman’ ı; sağlıklı ve verimli kılarak göz önüne almak “ mecburiyeti altındayız. “ Daha fazla ziyaretçi/daha az kişi başına harcama( hasılat ) “ formülü ile bu durumun gereği yerine getirilemez; bu durumun ilerleyen bir eğilim olmasına imkan tanınamaz! Her alanda olduğu üzere, ülkemiz, bilhassa turizm kulvarında; “ sürümden kazanma “ kolaycılığına teslim olamaz; “ ucuz fiyat “ anaforuna kapılmasına cevaz verilemez. Ürünler için söz konusu edilen “ ihracat kilo değeri “ başta olmak üzere “ Dış Ticaret Endeksleri “ nin, potansiyeli daha yüksek Hizmetler ailesine dahil Turizm sektörü için de geçerli olduğu/olması gerektiği hatırlanmalı; icabı için hemen vaziyet edilmelidir. Ayrıca, “ İhracat Yoluyla Fakirleşme (İ.Y.F.) “ dinamiklerine karşı her zamankinden fazla dikkatli ve uyanık bulunma ve Hizmetler-Turizm sektörünün de bu cümleden olduğunu hatırlamanın tam zamanıdır. ( * )

“Ucuzcu-herşey dahilci turist“, “markasız-emtialaşmış ihraç malı“ gibi günü kurtarıcı kimi formül ve akışlar, büyük potansiyel ve kuvvetli hedeflerin ülkesi Türkiye’ nin önünü açacak; nefesini uzun erimli genişletecek imkanlar arasında sayılmamak gerekir.

( *) Bkz. 16.01.2022 tarihli “ Ortadaki İ.Y.F. Kuyusuna Dikkat! “ başlıklı yazımız.

Diğer Yazıları

Enflasyon’dan; Stagflasyon’a giden yol..

Bir ekonomide Enflasyon, bir kere yerleşik hale (esansiyal tansiyon misali ) gelir; bünyede yer ederse, daha ileri sıkıntılı açılım ve gelişmeler doğal olarak gündeme alınır. Nitekim, Stagflasyon – Resesyon – Slumpflasyon – Depresyon – Deflasyon dizgesinde gittikçe bozulan tablolar ile karşılaşmak işten bile değildir. Bugünlerde sıklıkla gündeme getirilen “resesyon” olmak ile birlikte, ilk aşamada yer alan trend açılımını ( Slumpflasyon ) ıskalamamaya; sistematik akışı sakatlamamaya özen gösterilmelidir.

Devamını Oku 06.08.2022

"Resesyon"un adını koymak...

Zor ve karmaşık zamanlarda yaşıyoruz! Her alan ve kulvarda olduğu üzere, ekonomi’nin de bilinen; yerleşik olduğu düşünülen kural ve akışları, adeta yeniden sorgulanıyor. Mesela, “güvenli liman” kavramı sözkonusu olduğunda, hangi finansal enstrümanın birinci sıraya yerleştirileceğini bilemiyor; altın-dolar-petrol fiyatları arasında yıllardır test edilmiş aritmetiği hesaplayamıyor; yirmi yıllık dolar-avro paritesi’ndeki bozulmaya şaşıramıyoruz!. Bu bakımdan, “yaz aylarında yavaşlayan ekonomi” ezberini adeta yerle bir eden” güncel küresel tempo ve tansiyonu” da işaret etmek isteriz. Küresel ısınma etkisi ile farklı rekorları test eden yaz sıcaklarının, adeta, ekonomi ikliminin de hararet ve temposunu arttırdığı; piyasaların tatil döneminin gevşeme moduna geçemediği izlenmektedir.

Devamını Oku 31.07.2022

Her kademedeki sanayici; sorumlulukta birinci!..

“Sanayisiz Bir Türkiye!” kavramından bahsetmeyi bırakın; akıllara getirmenin dahi mümkün olmadığı açıktır. Sanayi’ den; Üretim’ den güç almadan, ya da, onları hesaba katmadan Sürdürülebilir Büyüme ve Kalkınma hedeflerine ulaşmak imkan dahilinde olamaz. Her şart ve konjonktürde, “üretimden gelen güç ve katma değer”, eko-politik strateji ve duruşların temel elemanı nitelik ile kapasitesinde hesaba-modele katılmanın ötesinde, “ yönlendirici rol” üstlenmelidir.

Devamını Oku 24.07.2022
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS