Geride bıraktığımız günlerde varlığını hissettiren küresel jeo-politik tansiyon ve sarsıntıların ortadan kaldırılması bir yana, sönümlendirilmesi dahi sağlanmadan, her geçen gün yeni açılımlar/gerginlikler ile karşı karşıya kalınıyor. Bu durum, “jeo-politik kırılma(fay) hatlarının daha da derinleştiği” yaygın değerlendirmesini ön plana çıkarıyor. Süregelen Rusya-Ukrayna çatışması, Gazze dramı, Venezuela sorunu gibi gelişmelere ilaveten, Grönland ilhakı ve İran merkezli halk hareketleri gibi yeni jeo-politik açılımlar varlık gösteriyor. Egemen güç profilinin içini dolduran ABD-Trump idaresinin her yeni açıklama ve/veya kararı, jeo-politik dinamikler üzerinden dolaylı olarak veya doğrudan eko-politik gelişmeleri etkiliyor. Piyasalar, belirsizlik ana trendinin derinlik kazandığı bir süreçte, “Güvenli Liman” temasının cazibe çemberi dışına çıkmama eğilimini sürdürüyor. Dış borç yükünü iskonto etmeye çalışan ABD’nin; “güçlü dolar sendromu” politikasını gevşetmesiyle birlikte önü açılan, başta altın olmak üzere gümüş, platin ve paladyumdan oluşan değerli metaller ailesi yukarı yönlü değer kazanımlarını sürdürüyor. Bir benzetimle; “varlığını unutturmayan; yeni sarsıntılarla sürekli olarak kendini hissettiren derin fay hatlarının piyasalara çökerttiği karabasanın, değerli metallerin pırıltılı ışıltısı ile bastırılmaya çalışıldığı” bir süreç yaşanıyor.
Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin gecikmiş “Trump gümrük vergilerinde yetkisizlik iddiası” nihai kararı beklenirken, ABD Başkanı, İran ile ticaret yapan ülkelere %25 ek vergi kararını bir nefeste açıklamaktan geri durmuyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin yanısıra, İran’ın en büyük dış ticaret ortağı Çin’in yeniden vaziyet etmesi gereken zorlayıcı gelişmeler gündeme geliyor. Trump açıklamasının hemen ardından Çin ve Kanada arasında ticaret rejiminin yeniden düzenlemesi için ikili anlaşmalara, anında imza konulması ilgi çekiyor. Öte yandan, yeniden ön plana çıkan Grönland meselesi ile ilgili olarak, gene Trump tarafından ilgili planlarına tam destek vermeyen Avrupa cenahına karşı gene “ek gümrük vergisi” silahı çekiliyor; Danimarka başta olmak üzere, İsveç, Norveç, Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Finlandiya için hemen %10 ek gümrük vergisi ilan edilmiş bulunuyor. Bu ülkelerin politika değişikliğine gitme bakımından direnmeleri durumunda, Haziran ayı itibarıyla, ek verginin %25 çıtasına çıkarma tehdidi de dünya kamuoyu ile paylaşılıyor. Başkan Trump, açık ve kesin bir ifadeyle; “Grönland’ın tamamen ve eksizsiz olarak satın alınmasına ilişkin anlaşma sağlanana kadar” bu düzenlemenin sürdürüleceğine vurgu yapıyor. Yeni Trump tasarruflarına muhatap olan ülke liderleri ve Avrupa Birliği yöneticileri tarafından yapılan karşı açıklamalar, gerginlik dozunda belirgin artışın işaretlerini veriyor. Yıllar süren müzakerelerden sonra, Güney Amerika Ticaret Bloğu MERCASOR ile serbest ticaret anlaşmasını (STA) henüz imzalayan Avrupa Birliği’nin, karşı bir atak ile, “ABD ile geçerli tüm ticaret anlaşma ve düzenlemelerini” kapsayacak derecede ciddi stratejileri masaya yatıracağı belirtiliyor. Gerilen küresel gündemin tetiklediği bu ve benzeri açılımlar, hiç şüphesiz, AB ile Gümrük Birliği içinde olan ve İran’ın ilk beş dış ticaret ortağı arasında yer alan Türkiye bakımından büyük önem arz ediyor. Özellikle, AB’nin Güney Amerika ticaretinde avantaj sağlama amacıyla sağlanan MERCOSUR ile yeni anlaşmanın (STA), ülkemiz ihracatına muhtemel olumsuz/rekabet kırıcı etkilerinin göz önüne alınarak, dikkatle çalışılması gerekiyor. Özellikle, otomotiv ve tarım ürünleri grupları temelinde ülkemize özel etki analizleri ve karşıt ticaret rejimi taktiklerine eğilmek gerekiyor.
Çözüme bağlanamayan sorunların; giderilemeyen kırılganlıkların andacında seyrini sürdüren küresel dinamiklerin kaotik ve belirsizlik ikliminde, değerli metallerin “güvenli liman” kotasını doldurmaya devam edeceğini öngörmek gerekiyor.
Geride bıraktığımız günlerde varlığını hissettiren küresel jeo-politik tansiyon ve sarsıntıların ortadan kaldırılması bir yana, sönümlendirilmesi dahi sağlanmadan, her geçen gün yeni açılımlar/gerginlikler ile karşı karşıya kalınıyor. Bu durum, “jeo-politik kırılma(fay) hatlarının daha da derinleştiği” yaygın değerlendirmesini ön plana çıkarıyor. Süregelen Rusya-Ukrayna çatışması, Gazze dramı, Venezuela sorunu gibi gelişmelere ilaveten, Grönland ilhakı ve İran merkezli halk hareketleri gibi yeni jeo-politik açılımlar varlık gösteriyor. Egemen güç profilinin içini dolduran ABD-Trump idaresinin her yeni açıklama ve/veya kararı, jeo-politik dinamikler üzerinden dolaylı olarak veya doğrudan eko-politik gelişmeleri etkiliyor. Piyasalar, belirsizlik ana trendinin derinlik kazandığı bir süreçte, “Güvenli Liman” temasının cazibe çemberi dışına çıkmama eğilimini sürdürüyor. Dış borç yükünü iskonto etmeye çalışan ABD’nin; “güçlü dolar sendromu” politikasını gevşetmesiyle birlikte önü açılan, başta altın olmak üzere gümüş, platin ve paladyumdan oluşan değerli metaller ailesi yukarı yönlü değer kazanımlarını sürdürüyor. Bir benzetimle; “varlığını unutturmayan; yeni sarsıntılarla sürekli olarak kendini hissettiren derin fay hatlarının piyasalara çökerttiği karabasanın, değerli metallerin pırıltılı ışıltısı ile bastırılmaya çalışıldığı” bir süreç yaşanıyor.
Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin gecikmiş “Trump gümrük vergilerinde yetkisizlik iddiası” nihai kararı beklenirken, ABD Başkanı, İran ile ticaret yapan ülkelere %25 ek vergi kararını bir nefeste açıklamaktan geri durmuyor. Bu çerçevede, Türkiye’nin yanısıra, İran’ın en büyük dış ticaret ortağı Çin’in yeniden vaziyet etmesi gereken zorlayıcı gelişmeler gündeme geliyor. Trump açıklamasının hemen ardından Çin ve Kanada arasında ticaret rejiminin yeniden düzenlemesi için ikili anlaşmalara, anında imza konulması ilgi çekiyor. Öte yandan, yeniden ön plana çıkan Grönland meselesi ile ilgili olarak, gene Trump tarafından ilgili planlarına tam destek vermeyen Avrupa cenahına karşı gene “ek gümrük vergisi” silahı çekiliyor; Danimarka başta olmak üzere, İsveç, Norveç, Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda ve Finlandiya için hemen %10 ek gümrük vergisi ilan edilmiş bulunuyor. Bu ülkelerin politika değişikliğine gitme bakımından direnmeleri durumunda, Haziran ayı itibarıyla, ek verginin %25 çıtasına çıkarma tehdidi de dünya kamuoyu ile paylaşılıyor. Başkan Trump, açık ve kesin bir ifadeyle; “Grönland’ın tamamen ve eksizsiz olarak satın alınmasına ilişkin anlaşma sağlanana kadar” bu düzenlemenin sürdürüleceğine vurgu yapıyor. Yeni Trump tasarruflarına muhatap olan ülke liderleri ve Avrupa Birliği yöneticileri tarafından yapılan karşı açıklamalar, gerginlik dozunda belirgin artışın işaretlerini veriyor. Yıllar süren müzakerelerden sonra, Güney Amerika Ticaret Bloğu MERCASOR ile serbest ticaret anlaşmasını (STA) henüz imzalayan Avrupa Birliği’nin, karşı bir atak ile, “ABD ile geçerli tüm ticaret anlaşma ve düzenlemelerini” kapsayacak derecede ciddi stratejileri masaya yatıracağı belirtiliyor. Gerilen küresel gündemin tetiklediği bu ve benzeri açılımlar, hiç şüphesiz, AB ile Gümrük Birliği içinde olan ve İran’ın ilk beş dış ticaret ortağı arasında yer alan Türkiye bakımından büyük önem arz ediyor. Özellikle, AB’nin Güney Amerika ticaretinde avantaj sağlama amacıyla sağlanan MERCOSUR ile yeni anlaşmanın (STA), ülkemiz ihracatına muhtemel olumsuz/rekabet kırıcı etkilerinin göz önüne alınarak, dikkatle çalışılması gerekiyor. Özellikle, otomotiv ve tarım ürünleri grupları temelinde ülkemize özel etki analizleri ve karşıt ticaret rejimi taktiklerine eğilmek gerekiyor.
Çözüme bağlanamayan sorunların; giderilemeyen kırılganlıkların andacında seyrini sürdüren küresel dinamiklerin kaotik ve belirsizlik ikliminde, değerli metallerin “güvenli liman” kotasını doldurmaya devam edeceğini öngörmek gerekiyor.