Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Dışarıda; Jeo-Politik, İçeride; Fon Dinamikleri..

20.09.2026 Pazar | 19:10Son Güncelleme:

Eko-Politiğin güncel tablosuna bakıldığında, dışarıda; artan Jeo-Politik gerginlikler, içeride ise, bir kısım serbest fonların tasfiye kapsamına alınması dinamikleri ön plana çıkıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İran tarafından yapılan çok sıcak bir açıklama ile “yeni bir ABD saldırısının beklendiği ve buna göre hazırlıkların yapıldığı” flaş haberi, yeni hafta henüz başlamadan tüm analizlerin yeniden yapılandırılması acil ihtiyacını doğuruyor. Aslında, Suudi Arabistan’ın, başkent havaalanına yönelik saldırı sonrasında Amerika ve Çin’e karşı artan taleplerinin, daha da keskinleştirilerek, adeta “finansal tehdit” konumuna taşıdığı görülüyor. Ülkenin yakın süreçte çatışma halinde olduğu hasımlarına karşı acil ve etkin işbirliğine yanaşılmaması durumunda; “ eldeki ABD tahvillerinin toplu satımı” ve “Çin ile dijital/ortak para projesinin sonlandırılması” temelinde sıcak somut talepler görmezden gelinemiyor. Savaşın bölge ve/veya dünyaya yayılma ihtimali Jeo-Politik risk değerleme merceği altına, zorunlu olarak yeniden alınıyor.

Önemli tedarikçi konumunu koruyan Suudi Arabistan’ın mücbir sebepler ile kesmek durumunda kaldığı arz miktarının, güncel piyasalardaki olumsuz tabloyu daha da bozucu etki doğurduğu, şimdiden,  reel rakamlar ile ölçülebilir hale geliyor. Amerikan tarafının; “Hürmüz Boğazından bir milyar varil petrol geçişi sağlandığı” yönündeki iddialarının, tartışmalı hale gelmesinin yanında, motorinde ortaya çıkan temin zorlukları, bu kalemin vadeli fiyatını iki yüz Dolar seviyelerine taşıyor. Eş zamanlı ve çoğaltan etkisi oluşturacak biçimde Ukrayna-Rusya çatışmasının ulaştığı yeni açılımlar da - başkent Moskova yakınlarında enerji tesisine saldırı dahil - Jeo-Politik tabloyu daha zecri (zor ve zorlayıcı) konuma sürüklüyor. Öyle ki, Rusya ile Avrupa’nın tümü arasında topyekün sıcak savaş ihtimali ve taktik nükleer silahların kullanımı gibi rutin-dışı söylemler sıklıkla duyulmaya başlıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ana hatları çizilen güncel akış çerçevesinde, küresel risk ve borçlanma maliyetlerinin arttığı; “enflasyon yukarı; büyüme aşağı” Eko-Politik kıskacının daha da daraldığı değerlendiriliyor. Yaklaşan ABD-Çin liderler zirvesi ve AB’nin Kanada’yı “bünyeye katma” girişimi benzeri taze yönelimler, belki de bu tansiyonu yüksek akışa göre yeniden vaziyet etme/stratejik planda konumlanma amacına hizmet ediyor.

Geride kalan hafta içinde, mevcudiyeti bilinen ve karşı tedbir ile yeniden yapılandırma süreci Ağustos ayı sonunda başlatılan bir “borsa meselesinin” fiili çöküş/borç ifasında yetersizlik duvarına çarptığı görülüyor. Benzer tüm finansal sıkıntı ve aksaklıklar bakımından geçerli olduğu üzere, “finansal piyasaların tamamı ve ekonominin bütününe bulaşma/yayılma riski” ortaya çıkıyor. BİST hisselerinde yaşanan yüksek düşüş ve gelişen yatırımcı hareketlenmesi karşısında, haftanın üçüncü işlem günü henüz başlamadan önce Finansal İstikrar Komitesi acil olarak toplanıyor ve bir dizi karar ve düzenleme devreye sokuluyor. 2011 yılında kurulan ve görev tanımı kapsamında; “piyasalarda güvenin korunması için kırılganlıkların belirlenmesi ve sistematik risklerin yönetilmesi” sorumluluğu bulunan komite, üç koldan harekete geçerek, gelişmelere vaziyet ediyor. Sermaye piyasalarında sistematik bir risk görülmediği ana tespiti andacında; “sorunlu alan ve toksik fonların karantinaya alındığı ve piyasanın %90’ı için her hangi bir sıkıntı bulunmadığı” ifadesine yer veriliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bizzat Bakan tarafından “çok güçlü” sıfatı ile tanımlanan kararların ilk bacağını; Merkez Bankası eliyle “nakitte bolluk sağlanması” operasyonu oluşturuyor. Sağlanan bu artış ile adeta, ”kısmi bir yangınının tüm ormana/sisteme yayılmasını engelleyici ve söndürmede kullanılacak su miktarının arttırılması” sağlanıyor. Yürütülegelen sıkılaştırıcı likidite politikaları bakımından, uygulamaya sokulan bu karşıt politikanın, beklenen faiz indirimleri tahtında ve enflasyon karşıtı süreçte nasıl etki doğuracağını yakından izlemek gerekiyor. SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) tarafından yapılan düzenlemeler ile, yedi portfoy yönetim şirketi ve bunlara ait toplam 131 fonun tasfiye sürecine dahil edildiği ve TEFAS’ın dışında bırakıldığı izleniyor. Bu kapsamda atılan üçüncü kategori adım ise BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) marifetiyle, başta bankaların hisse geri alımlarındaki bir takım kısıtların geçici olarak kaldırılması kolaylığını ihtiva ediyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Tüm finansal-parasal zincirleme sıkıntıların tetikleyicisi olarak karşımıza çıkan, “nakit yoksunluğu” handikapının önüne geçilmeye çalışılır iken, bulaş etkisinin de minimize edilmesine çalışıldığı değerlendiriliyor. Ziraat ve İş Bankası eliyle tasfiye sürecinin yürütülmesi kararı uyarınca, önce bir durum tespiti yapılması gerekiyor. İrtifa kaybeden BİST Endeksine, Ziraat Yatırım ve Türkiye Varlık Fonu öncülüğünde ve “piyasa yapıcı” rolünde yapılan alımlar ile özellikle banka alt endeksi üzerinden destek sağlandığı ve Emlak Katılım eliyle, tasfiyeye uğrayan şirket/fon bünyesinde yer alan iki benzer tasarruf finansman şirketinin satın alma sürecinin başlatıldığı izleniyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Tasfiye kapsamına alınan fonların tamamen “kamulaştırılmadığı/el konulmadığı” gerçeğine dikkat etmek ve fon içindeki varlıkların yok olmadığını; yatırımcıların tüm hak ve işlemlerinin “kayıt altında” saklı bulunduğunu bilmek gerekiyor. İlk açıklamalara göre üç aylık bir erimde tamamlanması ön görülen sürecin, pay sahipleri ve ekonomideki tüm paydaşlar tarafından katlanılması gereken kısa ve orta vadeli kayıpları gündeme getirmesi bekleniyor. “İşin sıcağı geçtikten” sonra, daha gerçekçi ve isabetli değerlendirmelerin ortaya konulacağına dair şüphe bulunmuyor. Bu minvalde, rakamsal değerlendirmelerin ötesinde; “zararın kamulaştırılması” gibi hassas ve kapsamlı konuların masaya yatırılması ve yeniden hararetli tartışmalara konu edilmesi öngörülüyor.

Küresel planda gelişen Jeo-Politik gerginlik ve artan risk tablosuna eşlik edecek şekilde, mali piyasaların ötesinde etki ve açılımları temsil eden -fon gerginliği/sendromu karşımızda duruyor. Geçmişi 40 yılı; mazisi 160 yılı dolduran menkul kıymetler borsası ile ilgili olarak bilinen; “Türkiye, Sermaye Piyasalarından Yükselecektir!” hedef ve temennisinin bir kere daha önünün kesildiği ve gelişme potansiyeline adeta yeniden ket vurulduğu görülüyor.

Günlük Haber Özetiniz