TÜİK, geride bıraktığımız hafta içinde önce sağlık ve takip eden günde eğitim harcamalarına ait yayınladığı güncel istatistikler (*) ile mevcut durumu ortaya koyuyor:
Geçtiğimiz yıla ait değerlendirmelere bakılırsa; toplam sağlık harcamalarında yıllık %90 artış yaşandığı görülüyor. Nitekim, 2023 yılında Gayrisafi Yurtiçi Hasılanın (GSYH) %4,6 oranına erişen toplam sağlık harcamalarının 2024’de %5,3 düzeyine tırmandığı izleniyor. 2,3 trilyon liraya ulaşan toplam harcamanın dörtte üçünün devlet bütçesinden karşılandığı ortaya çıkıyor. Geriye kalan dörtte bir oranındaki harcamanın, ağırlıkla (%80’e yakını) hanehalkları tarafından üstlenildiği görülüyor. Genel-geçer bir ifadeyle; sağlık harcamalarının beşte birinin vatandaş tarafından karşılandığı; ona fatura edildiği belirtiliyor. Vatandaşın cebinden çıkan sağlık harcaması kaleminde, bir yıl öncesine göre %100 artış yaşandığı; ikiye katlandığı hesaplanıyor. Sağlık sigortası satan şirketlerin, toplam sağlık harcamasının ancak %3’ünden az bir kısmını karşıladıkları anlaşılıyor. Sağlık harcamalarının yarısından fazla bir oranda (%55) hastanelere yönelik olarak gerçekleştirildiği ve kişi başına sağlık harcamasının 27,587 liraya / 840 dolara ulaştığı ifade ediliyor. Tamamlamak üzere olduğumuz 2025 yılı için de sağlık ekonomisinin temel dinamikleri bakımından benzer eğilimlerin devam etmesi ihtimali ağırlık kazanıyor. Sağlık branşında faaliyet gösteren sigortacılık uzmanları, bu yıl için esas alınacak “sağlık enflasyonu oranı” için %60 çıtası civarında bir ortak kanaati paylaşıyor. Vatandaşın sağlık yükünün artması başta olmak üzere, bireysel sağlık sigortaları bakımından yenileme ve erişimde yaşanan zorlukların artacağı öngörülüyor.
Sağlık harcamalarına paralel biçimde, bir önceki yıla oranla %90’ının üzerinde artış yaşanan toplam eğitim harcamaları, 2024 itibarıyla 2,2 trilyon lirayı aşan bir büyüklüğe erişiyor. Öğrenci başına harcama miktarının ise, ilk kez yüzbin lira /üçbin dolar seviyesini aştığı hesaplanıyor. Bu kategoride en yüksek payı; yükseköğretim düzeyi alıyor. Toplam eğitim harcamalarının GSYH içindeki payında, bir önceki yıla göre 0,7’lik artışla; %4,9 düzeyine erişildiği ortaya çıkıyor. Eğitim harcamalarında devletin payının, bir önceki yıla göre %3 oranında bir düşüşle %81 düzeyine gerilediği; eğitimde her 100 liralık harcamanın 18 lirasının özel sektör tarafından karşılandığı noktaya geliniyor. Vatandaşın eğitim harcamalarında, 2024 yılında, önceki yıla göre yaklaşık %150 oranında bir artış yaşandığı hesaplanıyor. Vatandaşın eğitim yükünün arttığı ve artmaya devam edeceği gerçeği, içinde bulunduğumuz yıl boyunca yaşanan eğitim ücretleri fiyat artışı kulvarının “enflasyon şampiyonluğunu üstlenmiş” olması temelinde belirginleşmiş oluyor. Gelinen noktada, devletin ilgili ücretler üzerinde “düzenleme tasarrufu” mekanizmasını, yeni düzenlemeler ile devreye alacağına dair beklentiler artıyor. Sağlık ve eğitim ekonomilerine ilişkin politika ve uygulamaların, halen yürütülen enflasyon karşıtı/dezenflasyonist süreç ile hemhal edil(ebil)mesi meselesi varlık ile önemini koruyor ve bu istatistikleri de; destekleyici deliller olarak kabul etmek gerekiyor.
Dikkatleri küresel plana çevirdiğimizde; jeo-politik dinamiklerin, eko-politik akışı tayin ve biçimlendirmesi hakikati, güncel bir gelişme ile yeniden karşımıza çıkıyor. Küresel egemen güç kimliğini taşıyan ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, Başkan Trump’ ın imzası ile, henüz saatler önce tüm dünyaya açıklanmış bulunuyor. Kasım ayı içerisinde tamamlanan ve ancak şimdi açıklanan 33 sayfalık belgenin; “Amerika’nın insanlık tarihinin en büyük ve en başarılı ulusu ve yeryüzünde özgürlüğün kalesi olmaya devam etmesi için ortaya konmuş yol haritası” olduğu ifade ediliyor. “Herşeyden önce Amerika!” sloganı çevresinde Başkan Trump tarafından kaleme alınmış ve Amerikan halkına atfen yazılmış önsöz bölümünden başlayarak “Amerika merkezli” bir küresel mimarinin çizildiği görülüyor. Halkın kolaylıkla anlayacağı bir üslup ve Trump’ın bilinen retoriği ile kaleme alınmış belgenin, bundan sonra yaşanacak küresel gelişme ve dinamikleri ne oranda biçimlendireceği meselesi kafaları kurcalıyor. Belgede yer verilen “esnek gerçekçilik” ve benzeri çarpıcı kavramların hangi kurgu ve açılımlarda, nasıl ortaya çıkacağı gibi pek çok soru şimdi karşımıza gelmiş bulunuyor. 2026 ve sonrasında, ilginç zamanların yaşanacağı/yaşattırılacağı konusunda işaretler, her geçen gün artıyor!
(*) “Sağlık Harcamaları İstatistikleri, 2024”, 04 Aralık 2025, www.data.tuik.gov.tr
“Eğitim Harcamaları İstatistikleri, 2024”, 05 Aralık 2025, www.data.tuik.gov.tr
TÜİK, geride bıraktığımız hafta içinde önce sağlık ve takip eden günde eğitim harcamalarına ait yayınladığı güncel istatistikler (*) ile mevcut durumu ortaya koyuyor:
Geçtiğimiz yıla ait değerlendirmelere bakılırsa; toplam sağlık harcamalarında yıllık %90 artış yaşandığı görülüyor. Nitekim, 2023 yılında Gayrisafi Yurtiçi Hasılanın (GSYH) %4,6 oranına erişen toplam sağlık harcamalarının 2024’de %5,3 düzeyine tırmandığı izleniyor. 2,3 trilyon liraya ulaşan toplam harcamanın dörtte üçünün devlet bütçesinden karşılandığı ortaya çıkıyor. Geriye kalan dörtte bir oranındaki harcamanın, ağırlıkla (%80’e yakını) hanehalkları tarafından üstlenildiği görülüyor. Genel-geçer bir ifadeyle; sağlık harcamalarının beşte birinin vatandaş tarafından karşılandığı; ona fatura edildiği belirtiliyor. Vatandaşın cebinden çıkan sağlık harcaması kaleminde, bir yıl öncesine göre %100 artış yaşandığı; ikiye katlandığı hesaplanıyor. Sağlık sigortası satan şirketlerin, toplam sağlık harcamasının ancak %3’ünden az bir kısmını karşıladıkları anlaşılıyor. Sağlık harcamalarının yarısından fazla bir oranda (%55) hastanelere yönelik olarak gerçekleştirildiği ve kişi başına sağlık harcamasının 27,587 liraya / 840 dolara ulaştığı ifade ediliyor. Tamamlamak üzere olduğumuz 2025 yılı için de sağlık ekonomisinin temel dinamikleri bakımından benzer eğilimlerin devam etmesi ihtimali ağırlık kazanıyor. Sağlık branşında faaliyet gösteren sigortacılık uzmanları, bu yıl için esas alınacak “sağlık enflasyonu oranı” için %60 çıtası civarında bir ortak kanaati paylaşıyor. Vatandaşın sağlık yükünün artması başta olmak üzere, bireysel sağlık sigortaları bakımından yenileme ve erişimde yaşanan zorlukların artacağı öngörülüyor.
Sağlık harcamalarına paralel biçimde, bir önceki yıla oranla %90’ının üzerinde artış yaşanan toplam eğitim harcamaları, 2024 itibarıyla 2,2 trilyon lirayı aşan bir büyüklüğe erişiyor. Öğrenci başına harcama miktarının ise, ilk kez yüzbin lira /üçbin dolar seviyesini aştığı hesaplanıyor. Bu kategoride en yüksek payı; yükseköğretim düzeyi alıyor. Toplam eğitim harcamalarının GSYH içindeki payında, bir önceki yıla göre 0,7’lik artışla; %4,9 düzeyine erişildiği ortaya çıkıyor. Eğitim harcamalarında devletin payının, bir önceki yıla göre %3 oranında bir düşüşle %81 düzeyine gerilediği; eğitimde her 100 liralık harcamanın 18 lirasının özel sektör tarafından karşılandığı noktaya geliniyor. Vatandaşın eğitim harcamalarında, 2024 yılında, önceki yıla göre yaklaşık %150 oranında bir artış yaşandığı hesaplanıyor. Vatandaşın eğitim yükünün arttığı ve artmaya devam edeceği gerçeği, içinde bulunduğumuz yıl boyunca yaşanan eğitim ücretleri fiyat artışı kulvarının “enflasyon şampiyonluğunu üstlenmiş” olması temelinde belirginleşmiş oluyor. Gelinen noktada, devletin ilgili ücretler üzerinde “düzenleme tasarrufu” mekanizmasını, yeni düzenlemeler ile devreye alacağına dair beklentiler artıyor. Sağlık ve eğitim ekonomilerine ilişkin politika ve uygulamaların, halen yürütülen enflasyon karşıtı/dezenflasyonist süreç ile hemhal edil(ebil)mesi meselesi varlık ile önemini koruyor ve bu istatistikleri de; destekleyici deliller olarak kabul etmek gerekiyor.
Dikkatleri küresel plana çevirdiğimizde; jeo-politik dinamiklerin, eko-politik akışı tayin ve biçimlendirmesi hakikati, güncel bir gelişme ile yeniden karşımıza çıkıyor. Küresel egemen güç kimliğini taşıyan ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, Başkan Trump’ ın imzası ile, henüz saatler önce tüm dünyaya açıklanmış bulunuyor. Kasım ayı içerisinde tamamlanan ve ancak şimdi açıklanan 33 sayfalık belgenin; “Amerika’nın insanlık tarihinin en büyük ve en başarılı ulusu ve yeryüzünde özgürlüğün kalesi olmaya devam etmesi için ortaya konmuş yol haritası” olduğu ifade ediliyor. “Herşeyden önce Amerika!” sloganı çevresinde Başkan Trump tarafından kaleme alınmış ve Amerikan halkına atfen yazılmış önsöz bölümünden başlayarak “Amerika merkezli” bir küresel mimarinin çizildiği görülüyor. Halkın kolaylıkla anlayacağı bir üslup ve Trump’ın bilinen retoriği ile kaleme alınmış belgenin, bundan sonra yaşanacak küresel gelişme ve dinamikleri ne oranda biçimlendireceği meselesi kafaları kurcalıyor. Belgede yer verilen “esnek gerçekçilik” ve benzeri çarpıcı kavramların hangi kurgu ve açılımlarda, nasıl ortaya çıkacağı gibi pek çok soru şimdi karşımıza gelmiş bulunuyor. 2026 ve sonrasında, ilginç zamanların yaşanacağı/yaşattırılacağı konusunda işaretler, her geçen gün artıyor!
(*) “Sağlık Harcamaları İstatistikleri, 2024”, 04 Aralık 2025, www.data.tuik.gov.tr
“Eğitim Harcamaları İstatistikleri, 2024”, 05 Aralık 2025, www.data.tuik.gov.tr