Hakikaten, son dönemlerde küresel planda yaşanan zorlu gelişmeler ve ortaya çıkan zorlayıcı dinamikler, belirsizlik iklimini adeta kalıcı hale getiriyor. Yapılan tüm güncel ve/veya ileriye yönelik değerlendirme ve kestirimlerde, belirsizlik faktörü ana parametre olarak karşımıza çıkıyor. Hal böyle olunca, eko-politik için yeni normal/kabul edilen yeni rutin olarak bu gerçeğin kabullenilmesi ve bu doğrultuda hareket edilmesi gerekiyor.
Jeo-politik gelişmelerin, eko-politik dinamikleri şekillendirildiği bir süreçte, Trump’a göre “bir günde sonlandırılabilecek” Rusya-Ukrayna savaşı, beklenmedik saldırı ve artan şiddetle sürüyor; çözüm ihtimal ile vadeleri, bir türlü belirginlik kazan(a)mıyor. Öte yandan, Gazze için ortaya konulan ateşkes ve çözüm süreci ile yaşanan insanlık dramına ara veriliyor ve fakat kalıcı bir istikrar ve sürdürülebilir barış konularında belirsizlik bertaraf edil(e)miyor. İlk ağızda, henüz kaç aşamalık bir ilk hazırlık süreci ile ve hangi yol haritası çerçevesinde ilerleneceği konularında dahi belirsizlik bulunuyor. An itibarıyla belirlilik kazananlar arasında, maalesef, “yetmişbine yaklaşan can kaybı; tamamen yıkılmış yüzbini aşkın bina; %99 oranında tahribe uğrayan tarım arazileri ve ellibeş milyar dolara ulaşan yeniden inşa maliyeti” yer alıyor.
Gazze özelinde ve İsrail-Filistin kulvarında aranan kalıcı ve sürdürülebilir çözüm üzerinden sonuç elde etme ihtimali, belirsizlik tasallut ve gölgesinden henüz kurtulamıyor. Üstelik, ilave jeo-politik risklere ve belirsizlik ikliminin yerleşmesine yol açan yeni gelişmeler ortaya çıkmaya devam ediyor: Pakistan ile Afganistan arasındaki gerginlikte ilk kez silahlı güç kullanımına gidiliyor; Venezuella-ABD gerginliği yeni askeri sevkiyatlarla yükseltiliyor.
Çekya seçimleri sonrasında kurdukları ortak siyasi blok güçlenen Macaristan lideri Viktor Orban; “Avrupa Birliği’nde geleceğin belirsizliklerle dolu olduğunu ve parasal birliğe birlikte katılım sağlanmayacağını” kuvvetli bir dille ifade ediyor. En büyük katkı sağlayıcı Almanya, AB bütçe önerisine kategorik olarak karşı çıkıyor ve adeta vetosunu açıklıyor. Suriye seçimleri sonrası, ülkenin yeniden yapılanması ile ilgili açıklık ve ilerleme sağlanamadığı gibi, belirsizlik ve kaygı arttırıcı dinamikler gündeme geliyor.
Süregelen Ticaret Savaşları özelinde, sağlandığı, ortaya çıktığı düşünülen belirgin tablo ve görece kesinleşmiş tarife ile oranlar, Trump’ın beklenmeyen yeni bir hamlesiyle belirsizlik girdabına kurban ediliyor. Perde arkasında olumlu ilerlediği düşünülen Çin-ABD pazarlık süreci yeni belirsizliklere konu oluyor; %100 oranında telaffuz edilen Çin gümrük tarifesi, hesapları alt üst ediyor. Arka planda, Çin’in, Amerika’dan, tam da hasadı yapılan soya fasulyesi ithalatını adeta sıfırlaması taktiğini değiştirme; pazarlığa zorlama taktiğinin yattığı düşünülüyor.
Çin’in, yeni kısıtlayıcı hamlelerinde kullanmayı bırakmadığı “nadir metaller” kartına ilaveten, “soya fasulyesi” kaldıracını da adeta kanırtıcı şekilde elinde tuttuğu izleniyor. Çin liderinin sağlık sorunları yaşadığına dair söylentiler de belirsizlik ve endişe doğurucu etkileri gündeme taşıyor. Baştan beri, uluslararası ticaret teknik ve aritmetiğine dayanmayan gümrük oranları ile ticaret kısıtlamaları bakımından nasıl bir yol haritasının bizleri beklediği konusunda kestirimlerde bulunmak güçleşiyor.
Nitekim, içinde bulunduğumuz yıl için, önceden sipariş verme/tedarik yapma faktörünün etkisiyle “görece az hasarla” atlatılan gelişmelerin, önümüzdeki yıldan itibaren küresel ticarette küçülme etkisi yapması bekleniliyor. Tüm uluslararası kuruluş değerlendirmelerinde bu beklentiyi destekleyen aşağı yönlü revizyonlar yer alırken, belirsizlik faktöründe yukarı yönlü seyir senaryoları ön plana taşınıyor.
Rezerv para sahibi ABD’de, şimdiden iki haftaya yaklaşan zorunlu merkezi hükümet kapanması olağandışı gelişmesi de belirsizlik katsayısını arttırıcı etki yaratıyor.
Tam bu süreçte, belirsizlik ortamında “güvenilir liman” arayışının baskın hale gelmesini doğal karşılamak gerekiyor. Trump’ın ani Çin odaklı %100 tarife açıklaması, bu konjonktürden destek alan kripto varlıkların adeta bir anda nefesini keserken, altın başta olmak üzere değerli metaller kategorisinin önünü açıyor.
Sene başından bu yana, %50 üzerinde fiyat artışı yaşanan altına eşlik eden gümüşte bu oran %65; platinde ise %82 oranlarına erişiyor. Fiziksel metal talebine bağlı olarak ülkede temin sıkıntısı ifade edilir iken, özellikle gümüş için küresel darlık işaretlerinden bahsediliyor; aylar önce fiziksel altın için yaşandığı üzere, külçe gümüşte de, Londra başta olmak üzere taşımalar hızlanıyor. Değerli metallerin; belirsizlik denizlerinde güvenli liman rolünü üstlendiği netleşirken, fiziksel ve sertifika varlıklar arasındaki farkın açılması da, artan belirsizlik düzeyinden kaynaklanıyor.
Belirsizlik ikliminin yerleşik özellik kazanarak, “yeni normal” hale gelmesi, küresel planda “force majör-zorlayıcı” ve “de-facto-zorlayıcı oldu bitti” gelişmelerin önünü açıyor, ortaya çıkma sıklıl ile ihtimallerini arttırıyor. Belirsizliklerle kaim bir dünyada, her türlü gelişmelere açık ve hazır hale gelmek gerekiyor.
Hakikaten, son dönemlerde küresel planda yaşanan zorlu gelişmeler ve ortaya çıkan zorlayıcı dinamikler, belirsizlik iklimini adeta kalıcı hale getiriyor. Yapılan tüm güncel ve/veya ileriye yönelik değerlendirme ve kestirimlerde, belirsizlik faktörü ana parametre olarak karşımıza çıkıyor. Hal böyle olunca, eko-politik için yeni normal/kabul edilen yeni rutin olarak bu gerçeğin kabullenilmesi ve bu doğrultuda hareket edilmesi gerekiyor.
Jeo-politik gelişmelerin, eko-politik dinamikleri şekillendirildiği bir süreçte, Trump’a göre “bir günde sonlandırılabilecek” Rusya-Ukrayna savaşı, beklenmedik saldırı ve artan şiddetle sürüyor; çözüm ihtimal ile vadeleri, bir türlü belirginlik kazan(a)mıyor. Öte yandan, Gazze için ortaya konulan ateşkes ve çözüm süreci ile yaşanan insanlık dramına ara veriliyor ve fakat kalıcı bir istikrar ve sürdürülebilir barış konularında belirsizlik bertaraf edil(e)miyor. İlk ağızda, henüz kaç aşamalık bir ilk hazırlık süreci ile ve hangi yol haritası çerçevesinde ilerleneceği konularında dahi belirsizlik bulunuyor. An itibarıyla belirlilik kazananlar arasında, maalesef, “yetmişbine yaklaşan can kaybı; tamamen yıkılmış yüzbini aşkın bina; %99 oranında tahribe uğrayan tarım arazileri ve ellibeş milyar dolara ulaşan yeniden inşa maliyeti” yer alıyor.
Gazze özelinde ve İsrail-Filistin kulvarında aranan kalıcı ve sürdürülebilir çözüm üzerinden sonuç elde etme ihtimali, belirsizlik tasallut ve gölgesinden henüz kurtulamıyor. Üstelik, ilave jeo-politik risklere ve belirsizlik ikliminin yerleşmesine yol açan yeni gelişmeler ortaya çıkmaya devam ediyor: Pakistan ile Afganistan arasındaki gerginlikte ilk kez silahlı güç kullanımına gidiliyor; Venezuella-ABD gerginliği yeni askeri sevkiyatlarla yükseltiliyor.
Çekya seçimleri sonrasında kurdukları ortak siyasi blok güçlenen Macaristan lideri Viktor Orban; “Avrupa Birliği’nde geleceğin belirsizliklerle dolu olduğunu ve parasal birliğe birlikte katılım sağlanmayacağını” kuvvetli bir dille ifade ediyor. En büyük katkı sağlayıcı Almanya, AB bütçe önerisine kategorik olarak karşı çıkıyor ve adeta vetosunu açıklıyor. Suriye seçimleri sonrası, ülkenin yeniden yapılanması ile ilgili açıklık ve ilerleme sağlanamadığı gibi, belirsizlik ve kaygı arttırıcı dinamikler gündeme geliyor.
Süregelen Ticaret Savaşları özelinde, sağlandığı, ortaya çıktığı düşünülen belirgin tablo ve görece kesinleşmiş tarife ile oranlar, Trump’ın beklenmeyen yeni bir hamlesiyle belirsizlik girdabına kurban ediliyor. Perde arkasında olumlu ilerlediği düşünülen Çin-ABD pazarlık süreci yeni belirsizliklere konu oluyor; %100 oranında telaffuz edilen Çin gümrük tarifesi, hesapları alt üst ediyor. Arka planda, Çin’in, Amerika’dan, tam da hasadı yapılan soya fasulyesi ithalatını adeta sıfırlaması taktiğini değiştirme; pazarlığa zorlama taktiğinin yattığı düşünülüyor.
Çin’in, yeni kısıtlayıcı hamlelerinde kullanmayı bırakmadığı “nadir metaller” kartına ilaveten, “soya fasulyesi” kaldıracını da adeta kanırtıcı şekilde elinde tuttuğu izleniyor. Çin liderinin sağlık sorunları yaşadığına dair söylentiler de belirsizlik ve endişe doğurucu etkileri gündeme taşıyor. Baştan beri, uluslararası ticaret teknik ve aritmetiğine dayanmayan gümrük oranları ile ticaret kısıtlamaları bakımından nasıl bir yol haritasının bizleri beklediği konusunda kestirimlerde bulunmak güçleşiyor.
Nitekim, içinde bulunduğumuz yıl için, önceden sipariş verme/tedarik yapma faktörünün etkisiyle “görece az hasarla” atlatılan gelişmelerin, önümüzdeki yıldan itibaren küresel ticarette küçülme etkisi yapması bekleniliyor. Tüm uluslararası kuruluş değerlendirmelerinde bu beklentiyi destekleyen aşağı yönlü revizyonlar yer alırken, belirsizlik faktöründe yukarı yönlü seyir senaryoları ön plana taşınıyor.
Rezerv para sahibi ABD’de, şimdiden iki haftaya yaklaşan zorunlu merkezi hükümet kapanması olağandışı gelişmesi de belirsizlik katsayısını arttırıcı etki yaratıyor.
Tam bu süreçte, belirsizlik ortamında “güvenilir liman” arayışının baskın hale gelmesini doğal karşılamak gerekiyor. Trump’ın ani Çin odaklı %100 tarife açıklaması, bu konjonktürden destek alan kripto varlıkların adeta bir anda nefesini keserken, altın başta olmak üzere değerli metaller kategorisinin önünü açıyor.
Sene başından bu yana, %50 üzerinde fiyat artışı yaşanan altına eşlik eden gümüşte bu oran %65; platinde ise %82 oranlarına erişiyor. Fiziksel metal talebine bağlı olarak ülkede temin sıkıntısı ifade edilir iken, özellikle gümüş için küresel darlık işaretlerinden bahsediliyor; aylar önce fiziksel altın için yaşandığı üzere, külçe gümüşte de, Londra başta olmak üzere taşımalar hızlanıyor. Değerli metallerin; belirsizlik denizlerinde güvenli liman rolünü üstlendiği netleşirken, fiziksel ve sertifika varlıklar arasındaki farkın açılması da, artan belirsizlik düzeyinden kaynaklanıyor.
Belirsizlik ikliminin yerleşik özellik kazanarak, “yeni normal” hale gelmesi, küresel planda “force majör-zorlayıcı” ve “de-facto-zorlayıcı oldu bitti” gelişmelerin önünü açıyor, ortaya çıkma sıklıl ile ihtimallerini arttırıyor. Belirsizliklerle kaim bir dünyada, her türlü gelişmelere açık ve hazır hale gelmek gerekiyor.