Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Eko-Politik Güncelleme (I) : Enflasyon

07.08.2025 Perşembe | 12:06Son Güncelleme:

Yaşamın tüm kademelerinde geçerli olduğu üzere, Eko-Politik akış için de gerektiğinde “güncelleme yapma” zarureti bulunuyor. Bu ve takip eden makalemizde, birisi ulusal; diğeri küresel planda iki kulvar için güncelleme yapma ihtiyacı karşılanıyor: Temmuz Enflasyonu ve Ticaret Savaşları.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Hafta başında açıklanan TÜİK Temmuz enflasyonunun; %2,06 manşeti ile beklentilerin altında kaldığı biliniyor. Sözkonusu bu rakamın, enflasyonda iniş eğiliminin on dört aydır devam eden son manşet halkası olduğu ifade ediliyor. Ancak, arka plan okumalarında, “eğilim/yöneliş” faktöründen ziyade “trend” kriterinin aranması ve ona ağırlık verilmesi yaklaşımının ön plana taşınması şartı da biliniyor. Enflasyon özelinde iniş trendi bakımından iki önemli dayanak ve/veya asgari koşul varlığından söz etmek, şartlar arasına giriyor: “beklentilerde düzelme” ve “fiyatlama davranışlarında değişiklik”.

Önce Merkez Bankası ile başlarsak; 2023 yılı ilk iki çeyreklik enflasyon raporu ile 2025 için %5 tahmininin ortaya konulduğunu hatırlamak gerekiyor. Sonraki iki raporda ise sırasıyla %15 ve %14 tahminleri ortaya çıkıyor. 2024 senesinde son rapor ile tahmin düzeyinin %24’e sıçradığı görülüyor. 17 Ağustos öncesindeki üçüncü rapor öncesindeki iki raporda %24’e tırmanan 2025 yılı tahmini; 5 puanlık çok yüksek bir marj ile %29 hedef rakamını güncel kılıyor. Zaten, sene sonu için yapılan tüm kestirim ve tahminlerde, bu üst limit olan %29’ın ön plana çıkarıldığı biliniyor. TCMB’nin resmi enflasyon beklentilerinde iyileşme bir yana, birkaç kat yukarı yönlü revizyon yapıldığı; her hangi bir iyileşmenin, henüz ortaya konul(a)madığı açıkça görülüyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

TCMB’nin Temmuz ayına ait Sektörel Enflasyon Beklentileri anketine de göz atmak gerekiyor. Piyasa katılımcıları (finans dünyası profesyonelleri) ve reel sektör (fiyatları belirleyen; esnafından büyük holdinglerine kadar ekonomik aktörlerin tamamı) için az düzeyde olsa bile iyileşme görülse de, hanehalkı (büyük çoğunluğu enflasyon kurbanı vatandaşlar) bakımından bir kötüleşme ortaya çıkıyor. Üstelik, hanehalkının sadece dörtte biri; “enflasyonun düşeceği” görüşünü taşıyor! Merkez Bankasının kendi raporu, değişik kesimler arasındaki bakış ve beklenti farkını da, bir kez daha Temmuz 2025 rakamları ile kayıt altına alıyor; %54,5 düzeyindeki hanehalkı beklentisi, piyasa katılımcılarının (%23,4) iki katından fazla ve reel sektörün ise (%39) yarısından fazla bir beklenti düzeyine işaret ediyor. Bu “beklenti uçurumu”, benzer oranlarda var olan makas açıklığını, aylardır sergilemeye devam ediyor. En üst düzeydeki Merkez Bankası tahmini (%29) ile hanehalkı beklentisi arasında yaklaşık bir kat fark/sapma bulunduğunu dikkatle not etmek gerekiyor. İlaveten, ekonomi çarklarını döndüren ve fiyatları (yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar hariç) tespit eden reel sektör güncel beklentisi de %39 ile en az 10 puanlık bir kötümser taraflı sapmaya tercüman oluyor. O halde, beklenti kulvarında, enflasyonun iniş trendine girdiği yönünde somut delil, henüz elde edilmiyor; varlığını göster(e)miyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İşin diğer cephesini teşkil eden fiyatlama davranışları kulvarına eğilirken, önce “bakkal hesabı” kabilinden enflasyon ölçüm sepetlerine bakmak gerekiyor: Öncü gösterge İTO İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi sepetindeki 336 kalem ürünün sadece 38 adedinde ve TÜİK 143 temel başlığından sadece 18’inde fiyatların düştüğü; ezici çoğunluğunda (120 adet) fiyat artışı yaşandığı görülüyor. Reel sektörün enflasyonist fiyat artışlarını sürdürme; elini korkak alıştırmama davranışının aynen/değişmeden süregeldiği ortaya çıkıyor. Bu durumda, “fiyatlar genel seviyesindeki sürekli artış” olarak da tanımlanan enflasyonun iniş trendine nasıl ve hangi suretle geçeceği sorusu ortada durmaya devam ediyor.

Ayrıca, Merkez Bankası tarafından hazırlanan değerlendirme raporunda, Hizmetler kaleminde yaşanan yüksek fiyat direncine işaret ediliyor; bu kulvarda %3,26 düzeyindeki sektörel enflasyon rakamının, TÜFE manşetinin (%2,06) çok üzerinde kaldığı görülüyor. Enflasyonda katılık ve yapışkanlık bakımından önemli bir gösterge olan çekirdek enflasyon yıllık manşetinin ( %34,70) TÜFE manşeti (%33,52) üzerinde yer alması dikkat çekiyor. Üstelik, TZOB (Türkiye Ziraat Odaları Birliği) Temmuz verilerine göre, fiyatı en çok düşen ürünlerin, aynı anda tarla-market fiyat farkı bakımından en yüksek oranı temsil etmeleri, gıda kaynaklı yapısal risklerin halen, kırılmak bir yana, enflasyon arttırıcı yerleşik etkilerini koruduklarına delil teşkil ediyor. Son aylarda enflasyona kaynaklık etme bakımından en ön sırada yer alan eğitim, sağlık, ulaştırma, konut (kira dahil) kulvarlarında görülür bir düzelme görülmemesine ek olarak, doğal gaz zammı ön plana çıkıyor. Her ikisi de manşet enflasyon (2,06) iki katından fazla olan kira (5,78) ile giyim-ayakkabı (-5,82) adeta birbirini dengelemesi dikkat çekiyor ve mevsim etkisi faktörünü gündeme getiriyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Geçici nitelik taşıdıkları için verilerde, başta “trend” olmak üzere, genel gidişat ve eğilimlerin okunmasını engelleyici/bozucu rol oynayan mevsim ve takvim kaynaklı etkilerin ayıklanması isabetli bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor. Bir başka deyişle, mevsimsel hareketler içeren verilerde, belirli bir dönemde, mesela yaz mevsiminde, meydana gelen değişikliklerin, verideki gerçek artış veya azalıştan mı, yoksa, mevsimsel etkilerden mi neşet ettiğini anlamak güçleşiyor. İşte bu bakımdan, Temmuz ayı TÜİK verisini de mevsimsel etkilerden arındırıcı işlem sonrasında güncellemek gerekiyor. Mevsimsel etkilerden arındırılmış TÜFE manşeti olarak karşımıza %2,65 rakamı çıkıyor ve bu manşet; son altı ayın en yüksek oranını temsil ediyor.
Güncellenmiş enflasyon rakamı ve ilgili arka plan okumaları; öngörülebilir / sürdürülebilir ve korunabilir nitelikte bir iniş trendi varlığına yeterli dayanak sağlamaktan, henüz uzakta bulunuyor. 17 Ağustos tarihindeki TCMB Dönemsel Enflasyon Raporunun, güncelleme temelli yaklaşımlar başta olmak üzere, tüm kapsam ve sunuşu ile önem ve ağırlığının arttığı değerlendiriliyor.