Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Eko-Politikte; "Adını Koyma" Zamanı

16.10.2025 Perşembe | 14:02Son Güncelleme:

“Adını Koyma(k)” deyimi güzel Türkçemizin bizlere sunduğu geniş ifade zenginlik ve kabiliyeti içerisinde yer alıyor. Şimdi, eko-politik alan için de bu deyimi kullanma zamanı gelmiş bulunuyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Beyaz Saray’da kendisine sorulan bir soru üzerine Başkan Trump, Çin ile yaşanılan ticaret eksenli gerginliğin bir ticaret savaşına dönüşme ihtimali değerlendirmesi için “işin adını koyuyor” ve bizzat; “zaten ticaret savaşının içindeyiz!” değerlendirmesini paylaşıyor. Üstelik, gümrük vergileri uygulamasını; ulusal güvenlik ve barışın korunması kuvvetli aracı olarak nitelendirmek suretiyle, şimdiye kadar yapılanların; teknik temeller ve karşılıklı ticaret dinamiklerine dayanmayan “sübjektif ve ben-merkezci” etiketinin de adını koymuş oluyor. İlaveten, Yüksek Mahkeme’nin incelemesinde bulunan gümrük vergilerinin Kongre onayı pas geçilerek kendisi tarafından belirlenmesi iddiası ile geçersiz kılınması riskinin “ esas mesele” olduğunu ifşa ediyor. Bu arada, ABD’nin, şimdilik Çin’in Rizhao Limanı (yasaklı İran petrol ihraç merkezi) için gündeme getirdiği yeni bir ticaret savaşı aracını; finansal ambargo kartını devreye soktuğunun ve süregelen ticaret savaşında dünyayı yeni gelişmelerin beklediğinin adını şimdiden koymak gerekiyor!.

IMF (Uluslararası Para Fonu), henüz yayınladığı bir raporu ile gelişmiş ülkeler için ortaya çıkan bir riskin; “kamu borcunun tarihi rekorlara ulaşma seyrinin” adını koyuyor ve kuvvetli dozdaki uyarısını paylaşıyor. Gerçekten, 2.Dünya Savaşı sonrasındaki yeniden inşa ihtiyacı ile 1948 zirve yapan kamu borçlanması / GSYH oranının, yakın vadede bu düzeyi dahi aşacağı ve halen %100 nispetini aşan tablonun, gelecek on yıl zarfında %123’lere tırmanacağı tespiti ortaya çıkıyor. Borç riskinin adını; tüm ekonomik gelişme düzeylerinde yer alan ülkeleri için koymak; resmin tümünü birlikte görmek elzem hale geliyor.

Dünya Bankası’nı takiben IMF’nin de Türkiye ile ilgili ekonomik öngörü güncellemeleri ortaya çıkıyor. Her iki kurumun da ekonomik büyüme rakamlarını ve aynı anda, enflasyon öngörü manşetlerini yukarı yönlü revize ettikleri görülüyor. IMF tarafından ortaya koyulan %34,9 yıl sonu enflasyonu ve TÜİK tarafından henüz açıklanan %46,83 düzeyine ulaşmış Eylül ayı Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) göz önüne alındığında, sene sonu enflasyon oranının (TÜFE manşeti) %30 eşiğini aşarken, kısa vade büyüme beklentisinin %5 kritik düzeyi altında seyredeceğini, şimdiden teslim etmek gerekiyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Merkez Bankası tarafından açıklanan Ağustos ayına ilişkin Ödemeler Dengesi verileri, cari açıkta önemli bir gelişmeye; aylık oranda cari fazla kaleminde aylık bazda dört kattan fazla bir iyileşmeye işaret ediyor. Ancak, bu gelişme, geniş kapsamlı bir arka plan okumasına tabi tutulursa; sezonluk “turizm etkisi” ağırlığı ve son bir yılda elde edilen 38 milyar dolar dış sermaye girişi ile doğru orantılı olmayan rezerv birikimi gerçeği karşımıza çıkıyor. Ayrıca, altın ithalatı kısıtlama tedbirinden bu yana Net Hata Noksan kaleminin sürekli olarak negatif değerler vermesi, muhtemel kayıt dışı altın girişini düşündürüyor. Portföy Yatırımları Çıkışı ve Net Gayrimenkul Açığı kalemlerindeki artış ile hız kesmeyen altın (ithalatı) talebi göz önüne alındığında; cari dengede sürdürülebilir iyileşme iklimine henüz girilmediğini ifade etme sonucuna ulaşılıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Geçtiğimiz Cuma günü başlayan ve piyasalarda “Trump şoku” olarak ortaya çıkan süreçte, kripto varlıkların amiral gemisi Bitcoin ve diğer altcoinlerde yaşanan ani ve şiddetli (Bitcoin için %25; diğerleri için %90’ lara varan) değer kaybı karşısında, bu varlıkların “yatırım istikrarı sağlama bakımından tartışmaya yakın; güvenli liman olmak açısından güven temini açısından uzak düştüklerini, geride kaldıklarını” vurgulamak gerekiyor. Kripto gelirlerine dayalı hazine-bütçe yönetimi yaklaşımı bakımından ise, da, bu uygulamanın öncüsü El Salvador örneğinde yaşanılan gelişmelerin adını; açık bir itibar /güven kaybı olarak koymak gerekiyor.

Burada ele alınan açık ve net eko-politik tespit okumaların kapsamının genişletilmesi ve detaylarının zenginleştirilmesi, daha sağlıklı analiz ve etkin çözüm odaklı stratejilerin geliştirilmesi bakımından önemini korumaya devam ediyor.