Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Enflasyon; Başköşede, Muhasebesi; Kapının Önünde...

08.05.2022 Pazar | 12:26

Pandemi sonrası Normalleşme Süreci’nin, Ukrayna’daki sıcak savaş süreci ile dejenere edildiği, daha karmaşık hale getirildiği zorlu bir konjonktür’den geçildiği gerçeği, hepimizin canını yakıyor. Geride bıraktığımız Ramazan Bayramı’nın; bir parça da olsa, “ağız tadımızın iyileştirilmesi” ve “moralimizin düzeltilmesi” bakımından müspet etki yarattığını ümit etmek isteriz.

Ülke çapında onbeş ilde düzenlenen güncel “Bayram Tüketim Alışkanlıkları” araştırmasına göre, her üç kişiden ikisi, bayramı; aile, komşu, tanıdık ziyareti yaparak veya ziyaretçi kabul ederek geçirmeyi tercih ederken, her dört kişiden birisi, tatile gitmeyi düşünüyor. Tüketicilerin % 91’ inin mutlaka bayram şekeri aldığı ve Türkiye’de hane başı yıllık tüketimin; ikibuçuk kilograma ulaştığı görülüyor. Ayrıca, bayram harçlığı verme geleneğini devam ettirenlerin oranı, halen % 86 oranında seyrediyor.

Ekonomik gidişatta, “özellikli dönem” olarak nitelendirdiğimiz ve Bayram Ekonomisi başlığı altında değerlendirdiğimiz bu zamanlar için geçerli bir “başparmak kuralı” nın bu sene de ortaya çıktığını; gerçekleştiğini görüyoruz: Ramazan bayramlarında, gıda fiyatları; özel kategorilerde ve genelde, daha yüksek fiyat artışı yaşanan ürünler sepetine işaret ediyor. Bununla birlikte, Mart-Nisan aylarındaki yüksek enflasyon manşetlerinin sadece bu dinamiklere bağlanamayacağı; içinde adeta hapis olunan “enflasyon kısır döngüsü/sarmalı”nın hükmünü icraya devam ettiği acıtıcı gerçeğini kabul etmeliyiz.

Nisan ayına ilişkin güncel TÜİK verilerine bakılacak olursa, gıda enflasyonu daha şimdiden ulaştığı oranlar (işlenmemiş gıdada %100,67 ve işlenmiş gıdada %78,09) ile, manşet enflasyonun üzerinde seyretmektedir ve % 115’lik üretici fiyat artışına bakılırsa, girilen yaz döneminden beklenen bolluk-bereket etkisine direnen bir sarmala girilmiştir. Bir önceki ay yataya yakın seyreden taze meyve-sebze fiyatları, yükselişe geçmiştir. Türkiye Ziraat Odaları Birliği(TZOB) tarafından izlenen Tarla-Market Rafı fiyat gelişmelerine göre aradaki oran; beş katı( %500 ) aşmaktadır. Fiyat artış oranlarında ilk sırada yeralan kuru soğan, domates gibi ürünler, öteden beri dikkat çektiğimiz İhracat Yoluyla Fakirleşme-İYF Sendromu’nun adeta, simgeleri haline gelmiştir. Dünyada artan gıda fiyatları, değeri düşen Türk Lirası yüzünden başkaları için “ucuz” hale gelirken, bizdeki fiyatları, arz yönlü olarak kısıtladığından, “pahalılaştırıcı”/ enflasyonu arttırıcı etki doğurmaktadır.

Öte yandan, enerji fiyatları bazında yıllık enflasyon rakamı, ulaştığı %118,20’lik oran ile kırılması zor ve kontrol-dışı bir dinamik olmaya devam etmekte; enerjide dışa bağımlılık kaynaklı risklerimizi arttırmaktadır. Sadece ham petrol ve doğal gaz kalemindeki artış %243,52 oranına yükselmiştir.

“Gerilmiş Zemberek Etkisi” ile, er-geç TÜFE( manşet enflasyon) rakamlarına yansıtılacak; geçişkenlik sağlayacak Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi(Yİ-ÜFE); tüm zamanların en yüksek oranına (% 121,82) ulaşmıştır ve yakın zamanda gerileyeceğine, aradaki, neredeyse iki misli makasın kapanacağına dair bir işaret görülmemektedir. Nitekim, ÜFE sepetindeki yirmidokuz sektörden yalnızca yedi tanesindeki artış oranı, manşet enflasyonun(TÜFE) altında gerçekleşmiştir.

Merkez Banka’mız da, yılın ikinci Enflasyon Raporu’nda, yılsonu tahminini; neredeyse, iki kat artırarak %42,8 oranına yukarı yönlü revize etmiştir. Bu radikal gözden geçirme çerçevesinde dahi, sene sonunda isabet sağlanması için, geride kalan sekiz ayın tamamında TÜFE’nin, %1 düzeyinde kalması gibi bir “aritmetik mucize”ye bel bağlamak gerçekçi olmayacaktır! Üstelik, hep sözü edilegelen “%5’lik enflasyon oranı”nın; 2023 ve 2024 seneleri için bile tedavülden kaldırıldığı açıktır.

İlave bir risk; FED’in faiz arttırma-parasal sıkılaştırma kararları temelinde ortaya çıkmaktadır. Güçlü bir Amerikan doları duruşu; Türk Lirası üzerinde parite-değer ve fon sağlama/borç ödeme kulvarlarında baskı kurma ve zorluk çıkarma sinyallerini vermektedir. Son dönemde oynaklığı “görece sabit tutulan” TL.’nin üzerinden yeni bir “kur geçişkenliği süreci” nin devreye girme ve enflasyonu yukarı yönlü etkileme ihtimali dikkate alınmalıdır.

Anlaşılıyor ki, yüksek enflasyon süreci öngörülebilir gelecekte varlığını sürdürecek ve sosyo-ekonomik tercihlerimizi / hayatımızı etkilemeye; kaderimizi belirlemeye devam edecektir. Kelime anlamı ile bir “şişirme-gerçekleri çarpıtma” perdesi olan enflasyon sürecine; gidişatı kayıt altına aldığımız ve medeniyetin gelişimi ile kayıt altına alınmasında kritik rol sahibi MUHASEBE Disiplini’nin birikimleriyle vaziyet etmenin teknik altyapısı ortaya çıkmıştır. Zira, son üç yılın kümüle enflasyonu, %100’ü; son 19 yılın toplamı ise % 880’i aşmıştır. Şimdi, “yüksek enflasyonlu ekonomilerde finansal raporlama standartı (UMS29) ”nı uygulama zamanıdır; uzunca bir süredir “hanelerimizde başköşeye kurulmuş ve yakın zamanda kalkıp gitmeyecek” enflasyona karşı, Enflasyon Muhasebesi, “hemen kapının dışında” tüm dirayet; teknik birikim ve ehliyeti ile beklemektedir!

Bu vesile ile, bundan tam yetmiş yıl önce, enflasyon muhasebesi alanındaki Türkçe ilk akademik yayını gerçekleştiren; “Hocaların Hocası” merhum babam Prof. Dr. Cumhur Ferman’ın aziz ve temiz hatırası önünde hürmet ve tazimle bir kere daha eğiliyorum..

Diğer Yazıları

Bunaltıcı Ve Uzun Bir Yaz'a Girerken...

“Bolluk ve bereket” sıfatları ile özdeşleşen bir Bahar döneminin tamamlandığı; Yaz sezonuna geçilmek üzere olunduğu günleri yaşıyoruz. Ukrayna temelli gelişmelerin, umut bağlanan Pandemi Sonrası Normalleşme Süreci’ne ket vurmaktan öte, adeta “berbat ettiği” hakim konjonktürde, tüm dünyayı uzun ve bunaltıcı bir yaz döneminin beklediğini söylemek, herhalde kehanet olmayacaktır.

Devamını Oku 15.05.2022

“Bitmeyen Oyun”da yeni perdeler…

Rusya’nın, kendisine uygulanan ekonomik ambargo-yaptırım paketine karşı attığı yeni adım ile Polonya ile Bulgaristan’a gaz ve petrol tedariğini durdurması, kritik değerlendirmeleri gündeme taşıyor. Nitekim, AB Komisyon Başkanı Ursula Von Der Layen’in; “şantaj” olarak nitelendirdiği bu hamlesi ile Rusya’nın; toplu bir “sinyal etkisi” yaratmaya, ambargocu/karşı bloğu, elindeki güçlü enerji kaldıracı’nı kullanarak zayıflatmaya çalıştığına şahit oluyoruz.

Devamını Oku 29.04.2022

"Kendim yaparım; kendim yıkarım!.."

İnsanlık tarihi; “birbirini takip eden DEĞİŞİM’ler ve yeni(lenen) DÖNEM-KONJONKTÜR’lerin akışı” olarak düşünülebilir. Tarihsel akışın belli dönemlerinde ortaya çıkan dinamikler, “Kırılma” veya “Büyük Değişim” sıfatları ile tanımlanan derinlik ve kapsayıcılık niteliklerini taşırlar. Şimdilerde cevaplandırılması gereken soru şudur: “İçinde bulunduğumuz (ahir) zaman; sözü edilen çapta bir kırılma ve/veya değişim sürecine mi işaret etmektedir?.”

Devamını Oku 24.04.2022
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS