Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Enflasyonda; Eğilim ve / veya Trend Sorunsalı

08.01.2026 Perşembe | 17:40Son Güncelleme:

Yeni yılın ilk haftalarını yaşadığımız bu günlerde, geride kalan Aralık ayı verilerinin ortaya çıkması ile birlikte ekonomik göstergelerin senelik/oniki aylık görünümü belirlenmiş oluyor. İşte bu çerçevede; “Enflasyon” kulvarı için bir kısım temel tespit ve değerlendirmeleri gerçekleştirme imkanı elde ediliyor:

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Yasal düzenleme ve mevzuat gereği pek çok ekonomik parametrede belirleyici etkiye sahip TÜİK enflasyon endeksine göre, 2025 yılı manşet enflasyonu %30,89 düzeyinde ölçümleniyor. Açıklanan aylık %0,89 oranı ile yıllıkta son 49 ayın en düşük rakamına ulaşılıyor. Bir yıllık süreçte, %40’ların üzerinden, %30’lu seviyelere gerileyen enflasyon için “iniş eğilimi” devam ediyor. Ancak, burada cevabı aranılması gereken soru; “enflasyonda sürdürülebilir bir iniş trendi konjonktürüne geçilmesi/düşüş kulvarına girilmesi “ başlığında düğümleniyor. Zira, tıpkı “huy” ve “karakter” arasındaki fark/kademe değerlendirmesine benzer olarak ekonomik gidişatta; “eğim/eğilim” ile “trend/yerleşik gidişat” arasındaki ilişkileri gözden kaçırmamak gerekiyor!

İlgili arka plan okumalarına, “çekirdek enflasyon” parametresi ile başlamak mantıklı bulunuyor; %31,08 düzeyi ile manşet rakamın (%30,89) üzerinde gerçekleşen bu gösterge, “katılık” ve “yapışkanlık” sendromlarının henüz kırılamadığına delil teşkil ediyor. Üstelik, mevsimsellikten arındırılma işlemi uygulandığında, 0,89 aylık çekirdek manşette, çıtanın yaklaşık üç katlık bir artışla; 2,81 düzeyine tırmandığı hesaplanıyor.

Hizmetler kalemindeki enflasyonun manşet üzerinde gerçekleşmesi de, ilgili kulvarda iniş trendine geçişi engelleyici bir set oluşturuyor. Nitekim, yıllık manşetin %30 seviyesinin altına düşmemesi, büyük ölçüde buradan kaynaklanıyor. İlaveten, enflasyon sepetindeki oniki ana kulvar arasında sırasıyla; Eğitim, Konut, Lokanta ve Oteller manşet TÜFE üzerinde kalırken, Haberleşme ve Giyim hariç diğer dört tanesinin, %30,89 çıtasına çok yakın düzeylerde gerçekleştiği görülüyor. Mesela, TÜİK Gıda enflasyonu %28,31 olmakla birlikte, gene TÜİK verilerine bakıldığında; son 22 yıldan bu güne, ortalama fiyatlardaki 35 kat artışa karşın, Gıda fiyatlarında 50 kat artış yaşandığı izleniyor. TZOB (Türkiye Ziraat Odaları Birliği) tarafından 20 yıldır gerçekleştirilen Tarla-Market Rafı Karşılaştırmalı Endeksi de Gıda kalemindeki (kesintisiz) artış gerçeğini ortaya koyuyor; mesela Aralık ayında havuçtaki tarla-raf fiyat farkı dört katı aşıyor! Enflasyonun, farklı toplum/gelir kesimleri üzerindeki “adaletsiz etkileri” de en net haliyle burada görünür hale geliyor; nüfusun en düşük %20’lik gelir grubu toplam gelirin sadece %6,3’ünü alırken, harcamaları içinde Gıdanın payı %30’u aşıyor. Nüfusun en yüksek %20’lik dilimi toplam gelirin %48’ini alırken, toplam harcamaları içinde Gıda payı sadece %13 seviyesinde kalıyor. Sadece Gıda kalemindeki enflasyon seyri dahi, genel tablo bakımından iniş yönlü bir trendin varlığını engelleyen dinamiklere referans teşkil ediyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

“Bakkal Hesabı” yaklaşımı çerçevesinde TÜİK endeksinde kapsanan 143 temel başlıktaki fiyat hareketleri mercek altına alındığında; tüm yıl boyunca fiyatı artan temel başlık nispetinin %70’in altına düşmediği, fiyatı tayin eden, küçük esnafından büyük holdinglere kadar, tüm ekonomik aktörlerin “fiyat arttırma eğilimleri” bakımından istikrarlı / kararlı davranmayı sürdürdükleri ortaya çıkıyor. Aynı “fiyat artışında elini korkak alıştırmama” trendi, şaşırtacak bir oransal yakınlık ile İTO İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi’ni oluşturan 336 ürün bazında da gözleniyor. Bu durumda, fiyatların muhtemel bir iniş “trendine” girmesi bahis konusu bile edil(e)miyor!

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Meseleye bir de “Beklenti Yönetimi” penceresinden bakıldığında, TCMB (Merkez Bankası), Koç Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi tarafından düzenlenen ilgili anketlerde, Hanehalkı beklenti ortalamasının birkaç puanlık iyileşmeler dahilinde bile %50 çıtasının altına düşmediği belgeleniyor.

Burada paylaşılan genel nitelikli değerlendirme ve arka plan okumalarından elde edilen çıkarım, açık ve net çizgileri ile varlığını ortaya koyuyor; “enflasyonda düşüş/gerileme eğilimi geçerli kalır ve varlığını korurken, henüz bir iniş kanalına girildiği/düşüş trendine geçildiğine dair somut veriler bulunmuyor.” Bir başka deyişle, iniş eğiliminin; trend form ve kararlılığına dönüştürülmesi yolunda engelleyici rol oynayan faktörler henüz bertaraf edilememiş oluyor!

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Belki de, esansiyel (yüksek) tansiyon benzetmesinden hareketle, direnç gösteren yerleşik tansiyona/enflasyona karşı “direnç kırıcı yeni kombine” tedavilerin devreye alınması gerekiyor.