Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Enflasyonda Kırk Satır; Kırk Katır Açmazı

03.05.2026 Pazar | 22:21Son Güncelleme:

Enflasyon ile mücadele eksen ve amaçlı; OVP (0rta Vadeli Program) referanslı yürütülen güncel ekonomik programın süresi kırk aya yaklaşıyor. Talep bacağı üzerinden ve “ekonomik sıkılaştırma” temelli ilerleyen bu sürecin, ilk planda, enflasyon manşetlerine bakılarak değerlendirilmesi gerekiyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Her ekonomik model ve/veya programın, esas itibarıyla, “amaçlara” ulaşılmasını sağlayacak “araç” niteliği taşıdığını ve ancak bunlara ulaşılması halinde başarılı bulunacağı biliniyor. Nitekim, M.B.O.  (Amaçlara Göre Yönetim) yaklaşımına göre, pro-aktif duruş ile yaklaşımlar çerçevesinde ve süreç  yönetimi temelinde adım-adım yürütülen programların başarısı, elde edilen çıktılardan bağımsız olarak değerlendirilemiyor. Enflasyon karşıtı ekonomik programa bakıldığında; hem gerçekleşen manşet TÜFE’ler, hem de, bir türlü iniş eğim ve eğiliminden;” istikrarlı iniş trend” kanalına geçemeyen bir seyir üzerinden amaçlanan noktaya gelinemediği görülüyor. Enflasyonda kırılamayan katılık; giderilemeyen yapışkanlık sendromlarını ortadan kaldırma bir yana, gıda-eğitim-kira üçlemesindeki akut sorunların kronik hale geçmesine engel olunamıyor. Başta TCMB tarafından gerçekleştirilen tüm ilgili çalışmalar, reel sektör ve hane halkları nezdinde enflasyon beklentilerinin iyileştirilemediğini ortaya koyuyor. İlginç bir tespit olarak; piyasa katılımcıları (ücretli profesyoneller) beklentilerine göre reel sektör beklentilerinin daima %50, hane halkı beklentilerinin ise %100 oranda yüksek çıkmasının yerleşik teamül hale geldiği görülüyor.

Haftanın ilk işgünü açıklanacak Nisan ayı enflasyon rakamlarının yukarıda çizilen tabloda önemli değişiklik ve iyileştirici katkı sağlaması yönünde bir beklenti bulunmuyor. Açıklanan öncü göstergelere bakıldığında, aylık manşette; %3, yıllıkta ise %30 oranları üzerinde bir beklenti seti ortaya çıkıyor. AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi katılımcıları, ortalaması %3,19 olmak üzere, 2,50 - 3,60 bandındaki tahminlerini paylaşıyor. Her halükarda, TÜİK tarafından %1,94 manşeti ile açıklanan önceki ay (Mart) enflasyonuna göre önemli oranda bir artışın öngörüldüğünü belirtmek gerekiyor.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi, Nisan ayı manşeti %3,74; yıllıkta ise %36,83 düzeyinde gerçekleşiyor. Yüksek oranlı bu artış hızı, beklentileri olumsuz yöne çekiyor; kira, giyim ve gıda kalemlerinin tamamında yukarı yönlü ortak hareket görülüyor. Azalan biricik harcama grubu olarak eğlence ve kültür kalemlerinin ortaya çıkması düşündürücü bulunurken, dört aylık enflasyon toplamı, İTO hesaplarına göre %16’ ya dayanmış bulunuyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Enflasyon kalemleri arasında bir türlü “rehabilite edilemeyen” ve artış eğilim ile oranları kontrol altına alınamayan gıda kalemi, her zaman manşeti yükseltici/arttırıcı etki doğuruyor. TÜRK-İŞ tarafından hazırlanan Mutfak Gıda Enflasyonu çalışması, Nisan ayı için %5,5’luk bir artışı işaret ediyor. Gene aynı kurum; dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcamasını (açlık sınırı) 34,600 Lira olarak açıklamış bulunuyor. Öte yandan, TEPAV tarafından açıklanan gıda fiyat endeksi %3,6 düzeyinde daha düşük bir seviyede kalsa da, bir önceki ayın (Mart) manşetine (%2,9) kıyasla ciddi bir artışı karşımıza çıkarıyor. Keza, TZOB ( Ziraat Odaları Birliği) Tarla-Market Rafı karşılaştırması, gıda fiyat ve fiyatlaması bakımından her hangi bir iyileşme yaşandığına dair delil sunmuyor. Çarpıcı bir örnek olarak; tarlada 18,7 Lira olan elmanın, market rafında tam beş kat fazlasına 92,5 Liradan satışa sunulduğu tespiti gündeme geliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ekonomik faaliyetlerde artan ağırlık ve katkısı paralelinde enflasyon bünyesindeki katkısı da yükselen Hizmetler kalemini ihmal etmemek gerekiyor. TÜİK’in henüz paylaştığı Mart ayına ait Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE); ilgili aylık manşeti %4,06 düzeyinde açıklıyor. Geçtiğimiz Aralık ayından bu yana artış oranının; %15’lere yaklaştığı ortaya çıkıyor. Hizmetler kulvarından kaynaklanan kritik enflasyon cephesinde, tansiyonun düşmediği anlaşılıyor.

Enflasyon ile mücadelede; öngörülebilir/sürdürülebilir bir iniş trendine geçilmesi bakımından “oyun değiştirici” bir gelişme beklen(e)miyor. Belki de, sıkılaştırıcı politikaların etkinliğini azaltan ve hatta ortadan kaldıran eko-politik çerçeve gelişmelerine yeniden göz atmak gerekiyor. Parasal politika-mali politika-yapısal reform üçlü yaklaşımının koordine ve senkronize uygulaması gerçekleşmediği bir düzlemde sonuç alma ihtimali azalıyor. Üstelik, gelir dağılımı ve servet transferi bakımından çok hızlı / aşırı denge bozucu gelişmelerin yaşandığı dönemlerde, talep üzerinden sıkılaştırıcı politikalar etkisiz kalıyor. Çoğunluğun kısmak durumunda kaldığı talep düzeyi, bazıları tarafından “misliyle” telafi edilerek sıkılaştırıcı politikalar “etkisiz eleman” konumuna düşüyor. İlkesel olarak net biçimde ortaya konulan; “Büyüme/Enflasyon İkileminin Ustalıklı Yönetimi” önceliğinin, gerçek koşullarda nasıl başarılacağı konusuna yeniden eğilmek gerekiyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Türkiye ekonomisinin adeta “mütemim cüzü”/ayrılmaz parçası haline gelen kronik yüksek enflasyon ile mücadelede, yine ve yeniden, özenli tahlil; objektif analiz; hakkaniyetli çözüm formüle etme ve kararlılıkla uygulamaya geçme zamanı gelip, çatıyor. Aksi halde, enflasyonda “kırk katır, kırk satır” açmazından kurtulma imkan ve ihtimallerine hep uzak düşme riskinden kaçma ihtimali bulunmuyor.