Yukarıdaki başlıklar ile eko-politiğin sürüp-giden maraton koşusuna göz atmadan evvel, orijinal “Maraton” kulvarında elde edilen bir müthiş kazanımı; tarihe geçen bir başarıyı selamlamak gerekiyor:
Geçtiğimiz Pazar günü düzenlenen Londra Maratonu’nda, Kenyalı atlet Sabastian Sawe, ve Etiyopyalı sporcu Yomif Kejelcha yıllardır beklenen bir atletik başarıyı sağlayarak, tarihte ilk kez “iki saatlik sürenin altına inmeyi”, resmen başarıyorlar. İnsanoğlunun bitmek bilmeyen performans arttırma yarışında yeni bir zirveye böylece ulaşılmış; yeni-nesil koşu ayakkabıları ile milyarlarca dolarlık spor malzemeleri pazarında büyük atılımların kapısı açılmış bulunuyor.
“Pas geçme” açıklaması ile piyasaların karar beklentilerine uygun sonuçlanan FED toplantısı, son sekiz yıldır başkanlık görevini aralıksız sürdüren Jerome Powell’ın “kesinleşmiş veda toplantısı” olması bakımından ise sürprizleri gündeme getiriyor. Powell, beklenen yeni isim Kevin Warsh döneminde “kendisini geri planda tutarak” yönetimdeki yerini ve reyini koruyacağını ifade ediyor. Trump ve Hazine Bakanı tarafından anında ağır tenkitler ile karşılanan bu gelişme, “rezerv paranın patronu” FED bünyesinde yeni açılımlara yol veriyor. Üstelik, 1992 yılından bu yana ilk kez ortaya çıkan, sekiz-dört oy çoğunluğu ile karar açıklaması dikkat çekici bulunuyor. Başkanlık döneminde toplam dokuz trilyon Dolar basılan Powell’ın, kendisine karşı açık tavır ve hukuki yaptırım sergileyen Trump yönetimine karşı duruş ve muhtemel aksiyonları, şimdiden piyasaların radarına giriyor.
Petrol piyasalarında “satıcı/arz” tarafını temsil eden OPEC ve OPEC+ yapılanması, altmış yıldan uzun bir süredir üyesi bulunan Birleşik Arap Emirlikleri’nin ayrılma kararı ile karşılaşıyor. Daha önce Ekvator, Endonezya, Katar ve Angola tarafından alınan benzer kararlar bulunmak ile birlikte, BAE’nin bu tasarrufu; orta-uzun vadeli etkileri bakımından farklı okumaları çağırıyor. Günlük fiili üretimi üç milyon varil olmasına karşın, beş milyona ulaşan bir kapasiteye sahip bulunduğu değerlendirilen BAE’nin bu kararı ile, OPEC’in malum üretim kota sınırlama çemberinin dışına çıkmasını amaçladığı ifade ediliyor. Ancak, kararın zamanlaması bakımından ABD ve İsrail’in açık destek faktörünü de unutmamak; bu karar ile Petro-Dolar sistemine karşı yükselen saldırılarının karşılandığını ilave etmek gerekiyor. Petrol piyasalarının geleceği ile ilgili değerlendirmelerde; hem Arz/Satıcı (OPEC), hem de Talep/Alıcı (IEA) yapılandırmaları üzerinden yeni yapısal değişiklik ve yapılanma seçenek ile senaryoların denkleme katılması zorunluluğu ortaya çıkıyor.
TÜİK tarafından paylaşılan yılın ilk üç aylık Turizm İstatistikleri, geçen yılın aynı dönemine göre %4’ü aşan bir büyüme ile on milyar Dolara ulaşan bir çeyrek dönem rekor gelirine işaret ediyor. Ziyaretçilerin dörtte birini yurtdışı ikametli vatandaşların oluşturulması dikkat çekiyor. Kişi başına elde edilen gelir kategorisinde bin Dolar, gecelik konaklama kaleminde yüz Dolar seviyelerinin üzerine çıkılması ile önemli bir eşik aşımı ortaya çıkıyor. Şimdi dikkatler, hemen önümüzdeki yüksek sezon dönemine çevrilmiş bulunuyor.
Mart ayına ilişkin Dış Ticaret İstatistikleri, bu alanda geçerli olan dış ticaret açığı sendromu bakımından hızlı bir bozulmayı; güncellenmiş 11,2 milyar Dolarlık hacim ve %56 artış oranı ile gösteriyor. Keza, ihracatın ithalatı karşılama oranında paralel bir zayıflama; geçen yıl aynı dönemde %76,5 olan endeksin, şimdi %66,1 seviyesine gerilemesi üzerinden okunuyor. Mart verileri ile birlikte tamamlanan ilk çeyrek tablosu; her iki göstergenin de olumsuz yönde seyrettiğini teyit ediyor. Gene tamamlanmış üç aylık istatistik seriye bakılırsa, Mart ayında en büyük fark gerçekleşerek, ihracat %3,2 azalırken, ithalatın %4,7 arttığı görülüyor. Dış ticaret alanında; yeni değerleme ve stratejik yapılandırma tartışmalarının artık, bir zaruret haline dönüştüğüne dair en güncel ve geçerli deliller; TÜİK’in bu verileriyle, bir kere daha, temin ve teyit ediliyor.
TÜİK tarafından açıklanan Mart ayı İşgücü İstatistikleri; işsizlik tablosunu daha gerçekçi form ve kapsamda yansıtan atıl işgücü oranı ile dar tanımlı/standart işsizlik oranı arasında büyük bir oransal farklılığı ortaya koyuyor. Görünen ve manşet olarak açıklanan %8,1 oranı ile gene ifade edilen %31,5 atıl işgücü endeksi arasında 23 puanı aşan üç katlık bir fark olduğu görülüyor. Üstelik, çalışmak istemesine rağmen iş bulamayan kesimin yaklaşık 5,5 milyon mertebesinde hesaplandığı biliniyor. Aradaki makasın bu denli açık seyretmesi, istihdam kulvarındaki beklenti ve öngörülerin iyimser platformlara taşınmasını engelleyici etki doğuruyor. Nitekim, TEPAV’ın; “son altı ayda istihdamda bir milyonluk kayıp ile sigortalı çalışan sayısının 25,4 milyon kişiye düştüğü” yönündeki tespitleri de dikkatle not ediliyor.
Sürüp giden ekonomi istatistikleri maratonu için de beklentilerin, sportif/gerçek maraton alanında yaşanan başarı ve rekor iyileşmelere paralel biçimde gelişmesini; sadece ümit ederek sağlamak, günümüzün zorlu eko-politik iklim şartlarında mümkün görünmüyor!.
Yukarıdaki başlıklar ile eko-politiğin sürüp-giden maraton koşusuna göz atmadan evvel, orijinal “Maraton” kulvarında elde edilen bir müthiş kazanımı; tarihe geçen bir başarıyı selamlamak gerekiyor:
Geçtiğimiz Pazar günü düzenlenen Londra Maratonu’nda, Kenyalı atlet Sabastian Sawe, ve Etiyopyalı sporcu Yomif Kejelcha yıllardır beklenen bir atletik başarıyı sağlayarak, tarihte ilk kez “iki saatlik sürenin altına inmeyi”, resmen başarıyorlar. İnsanoğlunun bitmek bilmeyen performans arttırma yarışında yeni bir zirveye böylece ulaşılmış; yeni-nesil koşu ayakkabıları ile milyarlarca dolarlık spor malzemeleri pazarında büyük atılımların kapısı açılmış bulunuyor.
“Pas geçme” açıklaması ile piyasaların karar beklentilerine uygun sonuçlanan FED toplantısı, son sekiz yıldır başkanlık görevini aralıksız sürdüren Jerome Powell’ın “kesinleşmiş veda toplantısı” olması bakımından ise sürprizleri gündeme getiriyor. Powell, beklenen yeni isim Kevin Warsh döneminde “kendisini geri planda tutarak” yönetimdeki yerini ve reyini koruyacağını ifade ediyor. Trump ve Hazine Bakanı tarafından anında ağır tenkitler ile karşılanan bu gelişme, “rezerv paranın patronu” FED bünyesinde yeni açılımlara yol veriyor. Üstelik, 1992 yılından bu yana ilk kez ortaya çıkan, sekiz-dört oy çoğunluğu ile karar açıklaması dikkat çekici bulunuyor. Başkanlık döneminde toplam dokuz trilyon Dolar basılan Powell’ın, kendisine karşı açık tavır ve hukuki yaptırım sergileyen Trump yönetimine karşı duruş ve muhtemel aksiyonları, şimdiden piyasaların radarına giriyor.
Petrol piyasalarında “satıcı/arz” tarafını temsil eden OPEC ve OPEC+ yapılanması, altmış yıldan uzun bir süredir üyesi bulunan Birleşik Arap Emirlikleri’nin ayrılma kararı ile karşılaşıyor. Daha önce Ekvator, Endonezya, Katar ve Angola tarafından alınan benzer kararlar bulunmak ile birlikte, BAE’nin bu tasarrufu; orta-uzun vadeli etkileri bakımından farklı okumaları çağırıyor. Günlük fiili üretimi üç milyon varil olmasına karşın, beş milyona ulaşan bir kapasiteye sahip bulunduğu değerlendirilen BAE’nin bu kararı ile, OPEC’in malum üretim kota sınırlama çemberinin dışına çıkmasını amaçladığı ifade ediliyor. Ancak, kararın zamanlaması bakımından ABD ve İsrail’in açık destek faktörünü de unutmamak; bu karar ile Petro-Dolar sistemine karşı yükselen saldırılarının karşılandığını ilave etmek gerekiyor. Petrol piyasalarının geleceği ile ilgili değerlendirmelerde; hem Arz/Satıcı (OPEC), hem de Talep/Alıcı (IEA) yapılandırmaları üzerinden yeni yapısal değişiklik ve yapılanma seçenek ile senaryoların denkleme katılması zorunluluğu ortaya çıkıyor.
TÜİK tarafından paylaşılan yılın ilk üç aylık Turizm İstatistikleri, geçen yılın aynı dönemine göre %4’ü aşan bir büyüme ile on milyar Dolara ulaşan bir çeyrek dönem rekor gelirine işaret ediyor. Ziyaretçilerin dörtte birini yurtdışı ikametli vatandaşların oluşturulması dikkat çekiyor. Kişi başına elde edilen gelir kategorisinde bin Dolar, gecelik konaklama kaleminde yüz Dolar seviyelerinin üzerine çıkılması ile önemli bir eşik aşımı ortaya çıkıyor. Şimdi dikkatler, hemen önümüzdeki yüksek sezon dönemine çevrilmiş bulunuyor.
Mart ayına ilişkin Dış Ticaret İstatistikleri, bu alanda geçerli olan dış ticaret açığı sendromu bakımından hızlı bir bozulmayı; güncellenmiş 11,2 milyar Dolarlık hacim ve %56 artış oranı ile gösteriyor. Keza, ihracatın ithalatı karşılama oranında paralel bir zayıflama; geçen yıl aynı dönemde %76,5 olan endeksin, şimdi %66,1 seviyesine gerilemesi üzerinden okunuyor. Mart verileri ile birlikte tamamlanan ilk çeyrek tablosu; her iki göstergenin de olumsuz yönde seyrettiğini teyit ediyor. Gene tamamlanmış üç aylık istatistik seriye bakılırsa, Mart ayında en büyük fark gerçekleşerek, ihracat %3,2 azalırken, ithalatın %4,7 arttığı görülüyor. Dış ticaret alanında; yeni değerleme ve stratejik yapılandırma tartışmalarının artık, bir zaruret haline dönüştüğüne dair en güncel ve geçerli deliller; TÜİK’in bu verileriyle, bir kere daha, temin ve teyit ediliyor.
TÜİK tarafından açıklanan Mart ayı İşgücü İstatistikleri; işsizlik tablosunu daha gerçekçi form ve kapsamda yansıtan atıl işgücü oranı ile dar tanımlı/standart işsizlik oranı arasında büyük bir oransal farklılığı ortaya koyuyor. Görünen ve manşet olarak açıklanan %8,1 oranı ile gene ifade edilen %31,5 atıl işgücü endeksi arasında 23 puanı aşan üç katlık bir fark olduğu görülüyor. Üstelik, çalışmak istemesine rağmen iş bulamayan kesimin yaklaşık 5,5 milyon mertebesinde hesaplandığı biliniyor. Aradaki makasın bu denli açık seyretmesi, istihdam kulvarındaki beklenti ve öngörülerin iyimser platformlara taşınmasını engelleyici etki doğuruyor. Nitekim, TEPAV’ın; “son altı ayda istihdamda bir milyonluk kayıp ile sigortalı çalışan sayısının 25,4 milyon kişiye düştüğü” yönündeki tespitleri de dikkatle not ediliyor.
Sürüp giden ekonomi istatistikleri maratonu için de beklentilerin, sportif/gerçek maraton alanında yaşanan başarı ve rekor iyileşmelere paralel biçimde gelişmesini; sadece ümit ederek sağlamak, günümüzün zorlu eko-politik iklim şartlarında mümkün görünmüyor!.