Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

HAFTANIN İSTATİSTİK BUKETİNDEN SÜZÜLENLER

04.06.2026 Perşembe | 12:48Son Güncelleme:

İç piyasaların, bir haftalık tatilin ardından açılması ile birlikte, çok sayıda güncel istatistik çalışmanın, birbirini takiben açıklandığı bir ekonomik takvim yaşanıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Haftanın ilk gününde, ekonomi istatistikleri dünyasında “eşitler arasında birinci” kabul edilen Büyüme rakamları ile başlayan yoğun temponun, son mesai günü açıklanacak Mayıs Enflasyonu manşeti ile soluklanması bekleniyor.

Sosyo-ekonomik gelişmeleri ortaya koyan ilgili istatistikler bakımından “doğru ölçüm” kriteri kadar, “zamanında/rutin paylaşım” ölçütünün önemli olduğunu, önemle vurgulayarak, güncel paylaşımların önemli bulgu ve çıkarımlarına, “sıcağı sıcağına” göz atmakta fayda bulunuyor:

TÜİK tarafından açıklanan yılın ilk üç ayına ait büyüme rakamları, yıl ve çeyreklik temelde büyüme beklentilerinin altında manşetleri gündeme getiriyor. Özellikle çeyreklik büyüme manşetinin %0,1 (binde on) olarak ortaya çıkan düzeyi; Stagflasyon (enflasyona ilaveten sıfır ya da sıfıra yakın büyüme) karşıtı ekonomi politika ayarları için acil bir çağrı niteliği taşıyor.

Dönemsel (palyatif) nitelikli bu çıkarımın yanı sıra, arka plan okumalarında ortaya çıkan; İmalat sanayinde küçülme ve Net İhracat katkısının altıncı kez ekside kalmayı sürdürmesi, yapısal ve köklü değişiklik gereği bakımından force-major (zorlayıcı) sebep oluşturuyor. Gümrük Birliği acil revizyonu ve ticaret rejimi güncellemesi yanında, kırk yılın yorgunluk ve yıpranmışlığını yaşayan dış ticaret modelinin, adeta sil-baştan ele alınması gerekiyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Gecik(tiril)miş Mayıs bulgusu öncesinde rutin zamanında açıklanan İTO (İstanbul Ticaret Odası) öncü göstergesi, önceki aya göre gerilemiş %1,53’lük manşetin alt kırımlarına bakıldığında; enflasyonda katılık ve yapışkanlık sendromunun kırılamadığına işaret ediyor. Merkez Bankası bulgularına ilaveten açıklanan Bahçeşehir ve Koç Üniversitesi Hanehalkı Beklenti bulgularının da bu tespiti desteklediği görülüyor.

TÜİK tarafından paylaşılan Hizmet Üretici Fiyat Endeksi verileri benzer çıkarımlara işaret ediyor. Keza, Türk-İş nezdinde yürütülen ve Açlık Sınırı/Yoksulluk Sınırı başlıkları altında kabul gören hesaplamalar çerçevesinde, yaşam maliyetlerinde artış-enflasyon kısır döngüsünün sürüp gittiğine yönelik deliller paylaşılıyor. Yılın ilk beş ayında aile bütçelerine yansıyan ilave mutfak harcamasının 3950; Açlık Sınırının Asgari Ücreti aşan miktarının 7099 Lira düzeyine ulaştığı ifade ediliyor.

2002 yılından bu yana düzenli olarak TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı Tüketim Harcaması çalışmalarının; değişen ve gelişen tüketim profili temelinde çok değerli-yarayışlı bilgiler sağladığı biliniyor. 2025 yılına ait güncel verileri ortaya koyan son çalışmada, yıllar boyunca tüketim harcamalarının dağılımına bakıldığında, gelir dağılımındaki eşitsizlik tablosunun aşılamadığı izleniyor, toplumun en yoksul kesimi tüketim harcamalarının %8’inin dahi altında bir kısmını; en zengin kesim ise yaklaşık %40’ını gerçekleştiriyor. Güncel harcamaların en büyük kısmını; sırasıyla, kira/konut, ulaştırma ve gıda kalemleri oluşturur iken, eğitim, sağlık ve sigorta kulvarlarına “eser miktarda” harcama yapıldığı/kaynak ayrıldığı ortaya çıkıyor. Bu tablo; yüksek

Haberin Devamı
Haberin Devamı

enflasyon kıskacında “günü kurtarmaya çalışırken, geleceği ıskalama” tuzağının varlığına işaret ediyor.

TÜİK kaynaklı ve en son 2022 yılında güncellenen Türkiye Sağlık Araştırması kapsamında 2025 yılına ilişkin sonuçlar da hafta içinde açıklanan veriler arasında yer alıyor. Fiziksel aktivite-spor yapmayan bireylerin neredeyse toplumun tamamını (%87) oluşturduğu ve 15 yaş üzeri obezite oranının %22’ ye yaklaştığı ortaya çıkıyor. Bir başka deyişle, her on kişiden birisi düzenli spor yapar iken, her dört kişiden birisi, obez birey kapsamına dahil ediliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

2008 yılından bu yana TÜİK tarafından yürütülen Ulusal Eğitim İstatistikleri de 2025 dönemine ait rakamlar ile güncellenmiş bulunuyor. 25 yaş üzeri nüfus esas alınarak yapılan hesaplamalarda; ülkemizde ortalama eğitim süresinin halen on yılın altında kalmaya devam ettiği (9,6 yıl) ancak, yükseköğretim mezun oranının artarak OECD ortalamasına yaklaştığı, 25-34 yaş grubundaki kesim arasında bu oranın; %45’i aştığı ortaya çıkıyor.

Nisan ayı verilerini yansıtan güncel İşgücü İstatistikleri ile, istihdam kulvarında farklılaşan bir tablodan ziyade, “rutin bir seyre oturmuş” istatistik seriye yeni bir veri seti ilave edilmiş oluyor. İstihdam eksenli ölçüm ve değerlendirmelerin, arka plan okumaları temelinde zenginleştirilmesi ihtiyacı geçerliğini koruyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Birbirini takip eden müzik parçalarından oluşan bir seçkiye, İngilizce “medley” karşılığı olarak “potpuri/buket” kavramı kullanılıyor. İçinde bulunduğumuz haftanın “İstatistik Potpurisi” üzerinden elde edilen çıkarım ve duyumlar ise yukarıdaki satırlarda paylaşılıyor..