Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Küresel ekonomide; "Kaya" ile "Sert Zemin" arasında kalmak..

18.09.2022 Pazar | 12:42

Bu haftaki makalemizin başlığı, İngilizce; “ Caught Between a Rock and a Hard Place “ deyiminden ilhamını alıyor ve bilindiği üzere, Türkçemizde; “ İki Arada, Bir Derede Kalmak “ veya “ Aşağı Tükürsen Sakal, Yukarı Tükürsen Bıyık! “ gibi deyişler ile örtüşüyor. Küresel konjonktürdeki gidişat ve buna paralel vaziyet edişlere bakıldığında, “ Enflasyon “ ile “ Resesyon “ sert tercihleri arasında kalınıp, adeta sıkışıldığına dair emareler ön plana çıkıyor.

2008 Krizi ile mücadele sürecinde başvurulan Yüksek Dozlu Reflesyonist (Serbestleştirici) Politikalar ile dünya piyasalarına “pompalanan” Amerikan doları miktarı olağanüstü artmış; “bol ve ucuz dolar” ile tüm dengeler altüst edilmişti. Aralarında Türkiye’ nin de bulunduğu ülkelerde, ulusal paraları ile borçlanma faizinin altında ve erişimi kolay dolar girdabına kapılmayan ekonomik aktör bulmak neredeyse imkansız duruma gelmişti. FED’ in, 1913 senesinden başlayarak yüz senede “bastığı” dolar kadarını, sadece birbuçuk yılda ikiye katladığını; icat edilen Q.E.(Quantitative Easing-Parasal Genişleme) mekanizması ile bütçesinin triyonlarca dolara ulaştığını hatırlatmalıyız. İşte bu ortamda, mesela, ülkemizdeki dolar cinsinden özel sektör borçlarının rekor düzeylere ulaşması ve günümüze dek taşınması benzeri gelişmelerin önü açılmıştır. İlaveten, Amerika’ nın, “ Dolar, anavatanına dönüyor! “ sloganı arkasına perdelenen, klasik Doldur-Boşalt Operasyonu henüz sonuçlanmadan patlayan Pandemi süreci, yeniden ve yeni reflesyonist açılımları çağırmış; değişik formülasyonlar ile bireylere; sektörlere “ cansuyu “ sağlanmaya çalışılmıştır.

Gelinen nokta, “ Çok Para; Yok Para! “ veciz ifademizi yeniden doğrulayan, “sürekli olarak, daha çok paranın, daha değersiz hale geldiği” ve insaf dışı koşulların dayatıldığı bunaltıcı Enflasyon İklimi’dir.

Bu para bolluğu’ nda, dünyanın en gelişmiş ekonomilerinin onlarca yıl sonra yeniden Enflasyon tehdit ve açmazı ile karşı karşıya kalmaları, deyim yerinde ise; “vaka-ı adiye” den sayılmalıdır. Sıradışı ve eğer gerekiyorsa şaşırılacak olan ise; gelişmiş ülkelerin başta olmak üzere, ekonomi yönetimlerinin bu duruma vaziyet etmedeki gecikme ve hatta aymaz tutum ile duruşlarıdır. Belki de, tanınmış finansçı Muhammed El-Arian’ ın; “FED’i direksiyon başında (aylar boyu) uyumuş olmakla” suçlamaya yönelten ana dinamik, burada aranmalıdır. “Beraber ve zamanında hareket etme hasleti” nin çoktan yitirilmiş olduğu Avrupa Birliği için durum daha ümitsiz görülüyor. Üstelik, Avrupa Merkez Bankası’nın emanet edildiği C. Lagarde ‘in, artık makyajlanamayan yetkinlik düzeyi gözönüne alındığında, Avrupa parasal bölgesi için değerlendirmelerin daha karamsar sulara sürüklendiğini belirtmeliyiz. Nitekim, seneler sonra ilk kez faiz arttırımı silahına başvuran Avrupa Merkez Bankası’nın bu sürece devamında karşısına adeta yeni bir Berlin Duvarı olarak nitelendirilebilecek Resesyon Perdesi açılmaktadır.

Bugünün Avrupası’nda, benzemezlik oranı yüksek ekonomilerin senkronizasyon içinde ilerleme kaydetmesi işinde aranılan “merkez bankacılığı ehliyet ve dirayeti” ne dair yeterli delilleri, maalesef görmek zorlaşmıştır. Resesyon tehditi karşısında, faiz aracı için “ Gaz-Fren Yaklaşımı” nı ustalıkla uygulama yeteneğinin “ mumla arandığı” bir Avrupa’dan söz ediyoruz. Keza, istihdam gücü başta olmak üzere, sıkılaştırıcı faiz politikaları karşısında “yüksek bir derinlik ve suplekse” sahip ABD ekonomisinin gücü, Avrupa özelinde mevcut değildir. Stagflasyonun kıyısındaki Avrupa, bir ve beraber hareket etmekten doğan Sinerji Gücü’ nü, enflasyon cephesinde de çoktan kaybetmiş gözükmektedir. Bu tablo, en büyük dış ticaret partnerimiz olması hasebiyle, bizim ekonomimizi doğrudan etkileme gücüne sahiptir ve ihracat kulvarında bazı öncü işaretler, daha şimdiden ortaya çıkmıştır.

Bu sene yayınlanan dördüncü raporlarında, Dünya Bankası’ nın Adil Büyümeden Sorumlu Birimi, tam da değindiğimiz hususlara vurgu yapmaktadır. “ Küresel Resesyon’ un Eli Kulağında mı? “ söyleminde tercüme edilebilecek kırkdokuz sayfalık politika notunda; 1970’ lerden sonra yaşanılan küresel resesyon dönemleri analiz edilerek, öngörülere ulaşılmaya çalışılıyor.(*) Özellikle, 1982 küresel resesyonunu takipeden dünyadaki kırkı aşkın “borç krizleri” ne vurgu yapıldığına işaret etmeliyiz. Esas öne çıkan yorum, tam da bizim ifade edegeldiğimiz noktaya parmak basıyor ve “enflasyonla mücadele için sürekli ve adeta senkronize faiz arttırımında” bulunan onlarca merkez bankasının, bu politikaları ile resesyon(lar)a mı yol verdikleri yaman çelişkisi sorgulanıyor.

“Her tercih, bir vazgeçiştir!”; doğrudur, ama herhalde, ekonomi yönetimlerinden beklenen; şu andaki, iki tane istenmeyen(enflasyon/resesyon) arasında kalınma sıkıntı ve darboğazını aşacak feraset ile ustalıklı politikaların, biran önce devreye alınmasından ibarettir.

(*) “Is a Global Recession Imminent?”, J.D. Guenette, M.A. Köse, N. Sugawara, EFI Policy Note 4, World Bank Group, September 2022.

Diğer Yazıları

Yılın son çeyreği ve sonrasında küresel ekonomi..

İki senelik olağanüstü Pandemi sürecini takiben, 2022 yılı başından intibaren küresel planda Normalleşme Süreci’ne geçileceği öngörülüyor; tahminler bu yönde yapılandırılıyordu. Ancak, yeni senenin hemen ilk haftalarında patlayan ve beklentilerin ötesindeki gelişmeler ile adeta bir çözümsüz denkleme dönüşen Ukrayna meselesi, tüm serim ve beklentileri dejenere etti, artık son çeyreğine girdiğimiz 2022’yi; küresel dinamik ile sorunların çözümünde Kayıp Yıl olma batağına çekiverdi. Nitekim, başta Dünya Bankası ve OECD olmak üzere saygın kurumların dönemsel tahmin ile analizlerinin, sürekli olarak “aşağı yönlü revize/düzeltmeleri” kapsamasına şaşırmamak gerekiyor.

Devamını Oku 02.10.2022

Petrol Mücadelesi'nden; Çip Savaşları'na uzanan yol..

Pandemi döneminde küresel ölçekte yaşanılan üretim-tedarik kaynaklı sorunların; gıda-petrol gibi temel kalemlere ilaveten, teknolojik ürünler için de ortaya çıktığını hatırlatarak başlayalım. Bu çerçevede pekçoğumuz nezdinde “kritik önem ve öncelik farkındalığının düşük olduğu” (Elektronik) ÇİP unsurunun hemen ön plana çıktığına şahit olduk. Gerçekten, başta araba ve cep telefonu olmak üzere, teknoloji gerektiren tüm ürünlerin temelinde yer alan yarı-iletkenlerin kritik-stratejik işlevleri, yeniden ve adeta metazori şekilde gözönüne getirilmiş oldu.

Devamını Oku 25.09.2022

OVP; “tahmin” ile “temenni” ortasında..

Ekonomide ileriye yönelik tüm tahmin ve öngörüler, temel kabul ile varsayımlar’ın ortaya konması ile başlar. Kabul gören bu genel çerçeve üzerine, uygun tahminleme teknikleri-hesaplama metotları dikkatle uygulanarak, ileriye yönelik rakamlar elde edilir. Henüz yaşanmamış gelecek’teki BELİRSİZLİK, bu suretle bir nebze azaltılmaya; “önceden hazırlanma-duruma şimdiden vaziyet etme” ihtimal ile imkanının elde edilmesine çalışılır. İleri derecede uzmanlık ve alanda yetkinlik gerektiren bu süreç; “Teknik” yönü ağır basmak ile birlikte, “Şans” ve “Kader” gibi kontrol-dışı faktörlerin etkisi altındadır.

Devamını Oku 11.09.2022
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS