Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Merkez Bankaları Sahnede..

14.09.2025 Pazar | 14:04Son Güncelleme:

Geride bıraktığımız günlerde başlayan farklı Merkez Bankası toplantılarına, önümüzdeki hafta, başta FED olmak üzere, yenilerinin eklenmesiyle beraber, bunların; küresel piyasaları birinci derecede şekillendiren dinamikler olması bekleniliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Avrupa Merkez Bankası (ECB) Haziran 2024’den bu yana gerçekleştirdiği sekiz faiz indirimi sonrasında, 11 Eylül toplantısında pas geçerek, politika faizini son iki yılın en düşük seviyesi olan %2’de tutmayı karara bağlıyor. ECB Başkanı Christine Lagarde, “darısı her merkez bankası başına” ifadesini hatırlatacak şekilde, “enflasyon hedefine ulaşıldığını” kuvvetle ifade ediyor. ABD ile ticaret yapılanması; Ukrayna-Rusya savaşı gibi dış tehdit ve riskler altında yola devam eden Avrupa Birliği’nin, en azından, merkez bankacılığı temelinde ulaştığı istikrarlı sonuçlar dikkatle kaydediliyor. Güçlü Avro temelinde çekirdek enflasyon riskinin baskılanma öngörülerinin genel kabul gördüğü izleniyor.

Rusya Merkez Bankası ise, beklentilerden daha düşük bir oranda; bir puanlık indirimle gösterge faizini 17 seviyesine çekiyor. Avrupa Birliğinin Rusya yaptırımlarını altı ay daha uzatma ve daha önemlisi, Trump’ın NATO üyesi ülkelerin kendisi ile petrol alışverişine yönelik sert uyarıları andacında verilen bu karar, etkinliği/yeterliliği bakımından yeni tartışmalara kapı açıyor. Benzer şekilde tartışma kapısı açan bir başka merkez bankası para politika kararı da, Merkez Bankası (TCMB) özelinde karşımıza çıkıyor.

250 bipslik faiz indirimi kararı ile Merkez’in; “orta yolu seçtiği” ve reel ekonomi/kredi maliyeti kulvarlarında somut bir fark yaratma gücü düşük tabela indirimi tadında kaldığı değerlendiriliyor. İlgili karar metninde yer verilen “ gerektiğinde sıkılaştırma” gibi ibareler ile bir taraftan “şahin tınısı” korunmaya çalışılırken, gelişmelere göre, “pas geçme ve/veya faiz arttırma opsiyonlarına sahip çıkacak araç bağımsızlığı” duruşuna dair kuvvetli teminat göstermekten kaçınılıyor. İnce bir görüşle, önceki metinlerde yer alan; “Türk Lirasında reel değerlenme”, “ara hedef” ve “maliye politikasının eşgüdümü” gibi ifadelerin çıkarılmasına karşın, “orta vadede %5 hedefi” ibaresinin ısrarla korunduğu tespitlerini paylaşmak gerekiyor. Metinde ayrıca referans verilen Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde, 2028 yılı için dahi enflasyon öngörüsünün %9 düzeyinde ilan edildiğini hatırlatmak ve “hedefe göre enflasyon yaklaşımı” özelinde bulunması gereken gerek koşul olan “gerçekçi-ulaşılabilir hedef” kavramını vurgulamak ihtiyacı ortaya çıkıyor. Üstelik, 2025 yılı Bütçe Kanunu borçlanma limitinin; sene sonuna dört ay daha kalmış iken, şimdiden aşılmış bulunması gibi bir dizi makro gelişmeleri de hesaba katmak gerekiyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Toplantı odaklı yaklaşım paralelinde, geride kalan Ekim ve Aralık PPK (Para Politika Kurulu) toplantılarında nasıl bir seyir izleneceği meselesi bakımından belirgin bir yol haritasının ortada bulunduğunu söylemek, henüz mümkün görülmüyor. Gıda ve Hizmette yukarı yönlü baskıların varlığına bağlı enflasyonist risklerin, yeni öğretim döneminin açılması; toplu taşıma zamları ve benzeri gelişmeler ile sene sonu enflasyon hedefi olan “30 puanın altı” manşetleri gerçekleşme ufkunun dışına itme ihtimalini arttırdığı fark ediliyor. Nitekim, TCMB piyasa katılımcıları anketinde %29,69 düzeyine çıkan güncel beklentilerin, önümüzdeki günlerde açıklanacak ilave reel sektör ve hanehalkı verileri ile aynı paralelde (hedef rakam üstü) ortaya çıkması bekleniyor. Koç Üniversitesi’nin henüz açıklanan hanehalkı sene sonu enflasyon beklentisi ise, %62’den; %65’e tırmanmış bulunuyor. Sene sonu enflasyon manşetinin yukarıya tırmandığı bir açılımın; Merkez’in önündeki faiz indirim opsiyonlarını kısıtlayıcı etki doğuracağını unutmamak gerekiyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Geçtiğimiz ay, gösterge faizini 25 bipslik indirime tabi tutan İngiltere Merkez Bankası’nı önümüzdeki hafta yeni bir para politikası kararı bekliyor. Zayıflayan işgücü piyasası ve %3.8 düzeyine ulaşan enflasyon göstergeleri ön plana çıkıyor. Hükümet kanadında yaşanan çalkantıların yanısıra, başkentte yaşanan toplu gösteri ve çatışmalar da sosyo-ekonomik çerçeve temelinde yakından izleniyor. Genel kanaat; bu toplantıda “pas geçme” tercihinin BoE tarafından ortaya konulacağı yönünde berraklaşıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Önümüzdeki haftanın son işgünü için planlanmış Japonya Merkez Bankası (BoJ) toplantısı, ülke Başbakanın istifasını takip eden günlerde gerçekleşiyor. Siyasi risklerin yanısıra, ABD ile devreye giren yeni ticaret anlaşmasının muhtemel etkilerinin hesaba katılacağı/dikkate alınacağı öngörülüyor. Düşük manşet ve çekirdek enflasyon manşetlerine karşın, reel ücretlerde altı aydır görülen sürekli gerileme gerçeği beklentileri olumsuz etkiliyor. BoJ’un bu toplantıda “pas geçmesi” bekleniliyor.

Son tarım-dışı istihdam verileri ile risk okuması bozulan Federal Rezerve (FED), kritik bir toplantı eşiğinde bulunuyor. İlgili tüm değerlendirmelere bakıldığında, FED’in, faiz indirim sürecini başlatması öngörülüyor. 25 ve 50 bipslik indirim alternatifleri, en fazla şans tanınan opsiyonlar olarak karşımıza çıkıyor. Sene sonuna kadar aksatmadan devam ederek, yeni yılın ilk çeyreğinde toplam 100 bips (1 puan) indirimin sağlanması senaryosu ağırlık kazanıyor. Tartışmalı metotlarla FED üye kompozisyonunu değiştirme operasyonundan vazgeçmeyen Başkan Trump’ın, açık ve net olarak tekrar ettiği; “hızla ve yüksek oranlı indirimlerle gösterge faizinin 1,00 puana kadar çekilmesi” yaklaşımının ise, FED yönetimi nezdinde henüz destek bul(a)madığı görülüyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Giderek karmaşık hale gelen; belirsizlik düzey ve derinliğinin sürekli olarak tırmandığı bir küresel konjonktürde, merkez bankalarının, bir kere daha sahnenin ön kısmına doğru ilerledikleri görülüyor.