Hal böyle olunca, gençliğin yüksek enerji ve heyecanını ekonomide katma değer sağlama yolunda etkinlikle kullanma fırsatı kaçırılmış; toplumsal dinamizm devreye alın(a)mamış oluyor. Karşımıza çıkan tabloda, “kullanılmayan/kaybedilmiş” bir sosyo-ekonomik potansiyel ön plana çıkıyor. İşte bu bakımdan, toplumun genç kesimini oluşturan nüfus profili üzerinde, bu konu ile ilgili çalışma ve araştırmaların gerçekleştirilmesi işi önem kazanıyor.
ASO (Ankara Sanayi Odası) tarafından hazırlanan ve bayram tatili döneminde kamuoyu ile paylaşılan “Kayıp Potansiyel” başlıklı 89 sayfalık rapor, bu alandaki en güncel çalışma olarak önemli tespit ile çözüm önerilerini sunuyor. NEET (Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan) genç kesimi konu edinen çalışma; “Türkiye’de NEET Gençlerin Profili, NEET’e Yol Açan Nedenler ve Çözüm Yolları” formel başlığını taşıyor. Demografi disiplininde, “genç nüfus kesimi” olarak 15-24 yaş aralığı temel alınmak ile birlikte, çalışmada; üst yaş olarak 29 yaşına çıkılmış ve 15-29 yaş kesiminin temel alınmış olması, isabetli bir seçim olarak değerlendiriliyor. Nitekim, ülkemizde ortalama yaşın; an itibarıyla, 33 yaşına eriştiğini, önemle vurgulamak gerekiyor.
15-29 yaş arasındaki gençlerin %26’sı (her dört gençten birisi) ne eğitimde, ne istihdamda (NEET) yer alıyor. Bu oran ile Türkiye, OECD (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) ortalamasının iki katı fazla bir NEET oranı sergiliyor. Kadın nüfus kesiminde ise bu oran %37’ye (her üç genç kadından birisi) yaklaşıyor. Sayıları 4,7 milyon kişiye ulaşan NEET kesiminin, her hangi bir iyileştirici tedbir alınmaması durumunda beş yıl sonra 5,2 milyona ulaşması bekleniyor. Genç nüfusun üretken ve dinamik yaşam evrelerinde, eğitim ve istihdam potansiyeli dışında kalmaları; etkileri uzun yıllar sürecek/taşınacak sosyo-ekonomik etki ile açılımları adeta, dayatmış oluyor. Geniş İşsizlik tanımı içerisine tümüyle hapsedilemeyecek kadar önemli Genç İşsizlik kulvarında ve eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki uyumsuzluk ekseninde ortaya çıkan çarpıcı tabloya dikkat kesilmek gerekiyor.
ASO çalışmasının en önemli katkılarından birisini; NEET olgusunun yol açtığı ekonomik kayıp hesabına ilişkin güncellenmiş öngörüler oluşturuyor. Eurofound metodolojisi temel alınarak yapılan hesaplama, ülke ekonomisi için ortaya çıkan kayıp potansiyelin; GSYH (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) yıllık değerinin %2,8-3,5 arasında ve 38-47,5 milyar Dolarlık bir düzeye eriştiğini gösteriyor. Söz konusu yıllık kayıp; 2025 bütçesinin, faiz hariç, %14-19 oranı düzeyinde ifade ediliyor ve yıllık savunma bütçesi kadar bir miktara ulaşıyor. Son beş yıllık dönem dikkate alındığında; Türkiye’nin NEET sendromuna bağlı potansiyel kaybı (gerçekleştirilemeyen katma değeri) 250 milyar Dolar tutarına ulaşıyor. Üstelik, hayatlarının en dinamik/enerjik ve beklentilerle örülmüş döneminde “eğitim ve istihdam şemsiyesi dışına itilmiş” genç kesimin, sonraki dönemlerde yaşayacakları maddi-manevi yıpranmışlık ve beceri ile motivasyon eksikliğinin çıkaracağı yüklü faturayı da dikkate almak gerekiyor.
Bir sanayici işveren örgütü kimliği ile ASO, çözüm önerilerini, ağırlıkla kendi penceresinden değerlendirme tercihini kullanıyor ve sanayi politikası; kalkınma stratejisi ve uzun erimli rekabet gücü perspektifleri ağırlıklı bir çözüm önerileri paketi sunuyor. NEET meselesinin kapsamı, tüm ülke ekonomisini dahi aşmak ile birlikte, bu aşamada, meselenin” istihdam” kulvarına ağırlık tanınması ve Ankara’nın “pilot il” olarak alınması teklifini de anlayışla kabul etmek gerekiyor. Altı ana başlık altında toplanan kritik adımların atılması halinde, genç kesim işsizliğinde 2 milyon ulaşan bir iyileştirme ve 18 milyar Dolarlık yeni katkı sağlanacağı ileri sürülüyor. İşveren mantığı ile ortaya konulan yatırım/getiri temelli analizler ile her genç başına gerçekleştirilecek ortalama 2 bin Dolar tutarında bir maliyet ile beş kat fazla ek ekonomik değer yaratılması yolunun açılacağı ifade ediliyor. Bu bağlamda, imalat sanayinde büyük açık bulunan “ara eleman” yetiştirilmesi işinin, raporda ön plana çıkarılması dikkate değer bulunuyor.
Dünyanın pek çok ülkesinde benzer bir NEET probleminin, giderek artan bir tempo ile yaygınlık kazandığı izleniyor. “Ev genci” benzeri, aslında içeriği tam doldurmayan bir kısım deyimlerin artık sıklıkla kullanıldığı bir eko-politik konjonktür ağırlık kazanıyor. “Z Kuşağı” gibi popülerlik kazanmış etiketlere ilaveten, “ümidini kaybetmiş kuşak” gibi dramatik kavramlar; ev sahibi olmaktan, yuva kurmaya; çocuk sahibi olmaktan, iş bulmaya kadar her hayat tercihi için yaygınlıkla kullanılıyor. Özellikle, yüksek öğrenim kulvarı ve Yapay Zeka (AI) eksenli tartışmalar, ön plana çıkıyor.
Ülkelerin farklı eko-politik durum ve yapılanmaları saklı kalmak kaydıyla, NEET platformu üzerinden, aslında tüm dünyanın geleceğine dair esaslı değerlendirmeler yapma zarureti karşımızda duruyor. Türkiye bakımından, meseleyi farklı kesim ve yaklaşımlar temelinde ve fakat daima bütünleştirici bakış açısıyla ele alan benzeri çalışmalara duyulan acil ihtiyacın karşılanması sorunu, varlığını yeniden hatırlatıyor.
Hal böyle olunca, gençliğin yüksek enerji ve heyecanını ekonomide katma değer sağlama yolunda etkinlikle kullanma fırsatı kaçırılmış; toplumsal dinamizm devreye alın(a)mamış oluyor. Karşımıza çıkan tabloda, “kullanılmayan/kaybedilmiş” bir sosyo-ekonomik potansiyel ön plana çıkıyor. İşte bu bakımdan, toplumun genç kesimini oluşturan nüfus profili üzerinde, bu konu ile ilgili çalışma ve araştırmaların gerçekleştirilmesi işi önem kazanıyor.
ASO (Ankara Sanayi Odası) tarafından hazırlanan ve bayram tatili döneminde kamuoyu ile paylaşılan “Kayıp Potansiyel” başlıklı 89 sayfalık rapor, bu alandaki en güncel çalışma olarak önemli tespit ile çözüm önerilerini sunuyor. NEET (Ne Eğitimde Ne İstihdamda Olan) genç kesimi konu edinen çalışma; “Türkiye’de NEET Gençlerin Profili, NEET’e Yol Açan Nedenler ve Çözüm Yolları” formel başlığını taşıyor. Demografi disiplininde, “genç nüfus kesimi” olarak 15-24 yaş aralığı temel alınmak ile birlikte, çalışmada; üst yaş olarak 29 yaşına çıkılmış ve 15-29 yaş kesiminin temel alınmış olması, isabetli bir seçim olarak değerlendiriliyor. Nitekim, ülkemizde ortalama yaşın; an itibarıyla, 33 yaşına eriştiğini, önemle vurgulamak gerekiyor.
15-29 yaş arasındaki gençlerin %26’sı (her dört gençten birisi) ne eğitimde, ne istihdamda (NEET) yer alıyor. Bu oran ile Türkiye, OECD (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) ortalamasının iki katı fazla bir NEET oranı sergiliyor. Kadın nüfus kesiminde ise bu oran %37’ye (her üç genç kadından birisi) yaklaşıyor. Sayıları 4,7 milyon kişiye ulaşan NEET kesiminin, her hangi bir iyileştirici tedbir alınmaması durumunda beş yıl sonra 5,2 milyona ulaşması bekleniyor. Genç nüfusun üretken ve dinamik yaşam evrelerinde, eğitim ve istihdam potansiyeli dışında kalmaları; etkileri uzun yıllar sürecek/taşınacak sosyo-ekonomik etki ile açılımları adeta, dayatmış oluyor. Geniş İşsizlik tanımı içerisine tümüyle hapsedilemeyecek kadar önemli Genç İşsizlik kulvarında ve eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki uyumsuzluk ekseninde ortaya çıkan çarpıcı tabloya dikkat kesilmek gerekiyor.
ASO çalışmasının en önemli katkılarından birisini; NEET olgusunun yol açtığı ekonomik kayıp hesabına ilişkin güncellenmiş öngörüler oluşturuyor. Eurofound metodolojisi temel alınarak yapılan hesaplama, ülke ekonomisi için ortaya çıkan kayıp potansiyelin; GSYH (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) yıllık değerinin %2,8-3,5 arasında ve 38-47,5 milyar Dolarlık bir düzeye eriştiğini gösteriyor. Söz konusu yıllık kayıp; 2025 bütçesinin, faiz hariç, %14-19 oranı düzeyinde ifade ediliyor ve yıllık savunma bütçesi kadar bir miktara ulaşıyor. Son beş yıllık dönem dikkate alındığında; Türkiye’nin NEET sendromuna bağlı potansiyel kaybı (gerçekleştirilemeyen katma değeri) 250 milyar Dolar tutarına ulaşıyor. Üstelik, hayatlarının en dinamik/enerjik ve beklentilerle örülmüş döneminde “eğitim ve istihdam şemsiyesi dışına itilmiş” genç kesimin, sonraki dönemlerde yaşayacakları maddi-manevi yıpranmışlık ve beceri ile motivasyon eksikliğinin çıkaracağı yüklü faturayı da dikkate almak gerekiyor.
Bir sanayici işveren örgütü kimliği ile ASO, çözüm önerilerini, ağırlıkla kendi penceresinden değerlendirme tercihini kullanıyor ve sanayi politikası; kalkınma stratejisi ve uzun erimli rekabet gücü perspektifleri ağırlıklı bir çözüm önerileri paketi sunuyor. NEET meselesinin kapsamı, tüm ülke ekonomisini dahi aşmak ile birlikte, bu aşamada, meselenin” istihdam” kulvarına ağırlık tanınması ve Ankara’nın “pilot il” olarak alınması teklifini de anlayışla kabul etmek gerekiyor. Altı ana başlık altında toplanan kritik adımların atılması halinde, genç kesim işsizliğinde 2 milyon ulaşan bir iyileştirme ve 18 milyar Dolarlık yeni katkı sağlanacağı ileri sürülüyor. İşveren mantığı ile ortaya konulan yatırım/getiri temelli analizler ile her genç başına gerçekleştirilecek ortalama 2 bin Dolar tutarında bir maliyet ile beş kat fazla ek ekonomik değer yaratılması yolunun açılacağı ifade ediliyor. Bu bağlamda, imalat sanayinde büyük açık bulunan “ara eleman” yetiştirilmesi işinin, raporda ön plana çıkarılması dikkate değer bulunuyor.
Dünyanın pek çok ülkesinde benzer bir NEET probleminin, giderek artan bir tempo ile yaygınlık kazandığı izleniyor. “Ev genci” benzeri, aslında içeriği tam doldurmayan bir kısım deyimlerin artık sıklıkla kullanıldığı bir eko-politik konjonktür ağırlık kazanıyor. “Z Kuşağı” gibi popülerlik kazanmış etiketlere ilaveten, “ümidini kaybetmiş kuşak” gibi dramatik kavramlar; ev sahibi olmaktan, yuva kurmaya; çocuk sahibi olmaktan, iş bulmaya kadar her hayat tercihi için yaygınlıkla kullanılıyor. Özellikle, yüksek öğrenim kulvarı ve Yapay Zeka (AI) eksenli tartışmalar, ön plana çıkıyor.
Ülkelerin farklı eko-politik durum ve yapılanmaları saklı kalmak kaydıyla, NEET platformu üzerinden, aslında tüm dünyanın geleceğine dair esaslı değerlendirmeler yapma zarureti karşımızda duruyor. Türkiye bakımından, meseleyi farklı kesim ve yaklaşımlar temelinde ve fakat daima bütünleştirici bakış açısıyla ele alan benzeri çalışmalara duyulan acil ihtiyacın karşılanması sorunu, varlığını yeniden hatırlatıyor.