Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Pandeminin kanırttığı varlık paylaşım eşitsizliği

18.07.2021 Pazar | 10:22

Ekonomide yaşanılan kriz dönemleri; adeta “işleyişin bir parçası ve belli zamanlarda ortaya çıkan bir gelişme” olarak kabul edilebilir. Bir yönü ile hayatın rutin gerçekleri arasında yer alan “hastalık” ve hatta, “ölüm” fenomenleri ile bağlantısı kurulabilir. Nitekim, hastalık-patolojik bozukluk etkisindeki klinik tablolara bakıldığında, bünyede önceden var olan bozukluk ve yetersizliklerin, savunma sisteminin en kırılgan cephesini oluşturdukları ve en büyük tahribatın buralarda ortaya çıktığını görmek mümkündür. Global ekonomide, önceden mevcut “ekonomik eşitsizlik” bünyesel hastalığı üzerinde içinde yaşadığımız pandemi temelli krizin dayattığı “bozucu etkiler”, bu gerçeğin güncel kanıtıdır.

Dünyada, varlık-zenginlik dağılımı bakımından derin bir eşitsizlik olduğu bilinen bir gerçektir. Üstelik bu keskin ve acıtıcı ayırım, “gelişmişlik düzeyi” gibi önemli temel kriterler bazında dahi istisnası görülmeyen bir insanlık gerçeği olup, insanlığı; “ HAVES and HAVE-NOTS “ gibi kavramlar ile “ Sahip Olanlar ve Sahip Olmayanlar” ekseninde eko-politik değerleme yaklaşımlarını gündeme getirmiştir.

Yetişkin dünya nüfusunun %60‘ ını temsil eden üç milyar kişinin sahip oldukları NET VARLIKLAR’ın, 10,000 doların altında olduğu biliniyor. Buna karşın, varlıkları bir milyon doların üzerindeki “dolar milyonerleri” nin sayısı, 56 milyon kişi olarak hesaplanıyor. Bu zengin demografik katman arasında gene “ kademeli eşitsizlik” durumu geçerli; dolar milyonerlerinin sadece %10’unun; beş milyon sınırının üzerinde zenginliğe sahip bulundukları anlaşılıyor. Çıtanın üzerindeki yedi milyonluk zengin kesimden sadece 215 bin kişi; elli milyon dolar üzerinde net varlık sahibi olarak sınıflandırılıyor.

Şimdi, pandemi temelli ekonomik kriz sürecinin, geçtiğimiz yıl bu zaten var olan ekonomik kırılganlık ve “yumuşak karın” gerçeğine nasıl daha bozucu-çarpıtıcı etki yaptığına bakalım. Krizin ilk senesi 2020’de, dolar milyonerleri sayısında % 11 oranında bir artış kaydedildi. Tüm ekonomilerde krize karşı uygulanan reflasyonist- genişlemeci politikalar temelinde küresel para-zenginlik kaynağında yirmi dokuz trilyon dolarlık artış ortaya çıktı ve dünyada mevcud net varlık toplamı 420 trilyon dolara ulaştı. Kuzey Amerika ve Avrupa’da, pandeminin ilk yılında hanehalkları ortalama %10 oranında varlık artışı elde ettiler. Bu toplam zenginliğin paylaşımında zaten var olan eşitsizlik, kriz dinamiklerinin bozucu etkisi ile daha büyük oranlara dönüştürüldü. Mesela, belirtildiği üzere dolar milyonerlerinin sayısı bir senede %11 artarken, bunlar içinde varlığı elli milyon doları aşanlar kesimindeki büyüme %25 olarak gerçekleşti.

Aynı bozucu etkinin bir başka tezahürünü, ülkelere baktığımızda görmek mümkündür: Endonezya, Rusya ve Hindistan için “ bin kişide bir kişi” olan dolar milyoneri sayısı; Çin için “ bin kişide beş kişi” tabelasıyla ortaya çıkmaktadır. Öte yandan, ABD nüfusunun %8’i; İsviçre nüfusunun ise % 15’i dolar milyoneri kategorisinde yer almaktadır. Keza, en yüksek aşılanma oranına sahip ilk on ülke için yıllık ekonomik büyüme beklenti oranı ortalama % 5.5 düzeyinde iken, en düşük aşılanma erişimi sağlayan yirmi dokuz ülke için geçerli beklenti ortalaması % 2.9 olmaktadır.

Kriz dönemlerinde, genel-geçer bir ifadeyle, “zenginin; daha zengin olma ihtimali ile fakirin; daha fakir hale gelme ihtimalleri, ters yönlü bir dinamik olsa da, birlikte artmakta”dır.

“Zenginin malı,( her zaman ) züğürdün çenesini yorar”; doğrudur, ama, krizin bozucu çarpıtıcı etkisi tüm dünyada sabırları ne kadar yorup; zorlayacak, belki kanırtacak, birlikte göreceğiz!.

CNNTÜRK.com’ un değerli takipçilerinin, esenliklerle dolu bir Kurban Bayramı geçirmelerini temenni ederim.

Diğer Yazıları

Ekonomide Ayrışma'nın gizlenemeyen görünümü

Pandemi konjonktörünün bunaltıcı etkisi altında ikinci yılını tamamlamak üzere olan dünya ekonomisi için büyüme tahminleri ve gerçekleşen-ortaya çıkan rakamlar gündemin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Krizin başlangıcından bu yana yaşanan ekonomik faaliyetteki çöküş-gerileme ve durağanlık; “Büyüme Özürlü” bir ekonomik tabloyu hakim kılmış ve NORMALLEŞME-TOPARLANMA tartışmalarına yol açmıştı. Kısmen “Baz Etkisi” ile desteklenmiş olsa da, tüm dünyada büyüme rakamlarının, hem öngörü, hem de gerçekleşme bazında OLUMLU’ya döndüğünü; bu yönde geliştiğini görüyoruz.

Devamını Oku 01.08.2021

Elli yıllık JIT’i; FORO'ya feda etmek...

“İnsan İçin Ekonomi” temel anlayışı geçerli kılındığında; istek ve ihtiyaçların karşılanmasında OPTİMAL Çözüm ile Duruş’ ların rehberlik ve sistematik yaklaşımlarına ihtiyaç duyulur. Tarihsel süreçte; “Toplu Üretim” gibi kritik gelişme-kazanımlar ile taçlandırılan kulvarda yaklaşık elli yıl önce ortaya çıkan bir başka stratejik model; JIT ( Just-in-Time / Tam Zamanında ) yaklaşım ve uygulamalarıdır.

Devamını Oku 27.07.2021

Turizmde sloganımız; ihtiyatlı iyimserlik

Ekonomi penceresinden bakıldığında, “ hareket-bereket kurgusu” nun en açık tezahürünü, turizm sektöründe görmek mümkündür. Nitekim, “insan hareketliliği(seyahat) olmadan, turizmde bereket ve katma değer’ in ortaya çıkması beklenemez. İşte bu yüzden, insan mobilite ve ilişkisi kulvarında adeta “ bıçakla kesme etkisi” nin dayatıldığı global pandemi koşullarında, olumsuz etkilere açık sektörlerin başında turizm gelmektedir.

Devamını Oku 11.07.2021
{$ item.Title $}
{$ item.Title $} © {$ item.Files[0].Sources[0] $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
{$ item.Title $}
{$ photo.Metadata.Title $}
{$ item.DailyVideosDetails.Section_Title $}
LG
MD
SM
XS