Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Sanayi İçin Yeniden Sorgula(n)ma Zamanları

21.06.2026 Pazar | 17:36Son Güncelleme:

Ülkemiz için “sanayileşme” ve ”kendi ihtiyaçlarını imal edebilme”, her daim öncelik tanınan ve ulusal dava olarak selamlanan bir tarihsel duruş olarak karşımıza çıkıyor. Osmanlı’dan bu yana, “kaçırdığımız” Sanayi Devrimi kazanımlarını yakalamak ve milli kaynaklarlar ile üretimi karşılama hedeflerine öncelik tanınıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Kendi fabrikalarımızı kurarak; kendi kaynaklarımıza dayanarak endüstriyel üretim yapma imkan ve kabiliyetlerine ulaşma çabası adeta bir “milli görev” konumuna yükseltiliyor. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında ortaya konan stratejik irade ile atılan adımlar ve elde edilen kazanımlar ile, daha sonra resme dahil olacak özel sektörün de önünü açarak, sanayileşme sürecinin yapılandırıldığı görülüyor. Gerekli teknoloji ve kapasitelere ulaşma yolunda, Soğuk Savaş döneminin en keskin zamanlarında hasım sayılan Sovyetler Birliği ile işbirliği adımları dahi atılıyor. Takip eden yıllarda, “ağır sanayi” ve “yerli motor üretimi” gibi temalar çerçevesi esas alınarak, çok sayıda “tesis yatırımı / temel atma” politikalarına girişiliyor. Sanayi ve imal sektörüne yapılacak her türlü yatırım ile projeler, öncelikli teşvik ve desteklere konu oluyor.

Sanayileşme heyecan ve gayreti, adeta toplumsal bir ülkü halinde algılanmaya ve her zaman öncelik görme; toplu destek kazanmaya devam ediyor. Üstelik, benzer motifler ile gelişen “ihracat hamlesi” ile, önceden dışarıdan aldığımız/muhtaç olduğumuz ürünlerin artık içeride üretilip; dış pazarlara satıldığı bir kabiliyete ulaşmanın toplu övünç ve heyecanı da devreye giriyor. Kalkınma yolunun, öncelikle sanayi ve ihracat kulvarlarından geçtiğine sürekli vurgu yapılır iken, meseleye “milli görev/ ulusal heyecan” penceresinden bakılmaya devam ediliyor.

Sanayileşme serüvenimizde başlangıç için geçerli olan “ithal ikameci” yaklaşım ve ayrılmaz parçası “korumacı” politikaların, gelişen rekabet ve değişen konjonktür çerçevesinde yeniden gözden geçirilmesi gerektiği, uzun zamandan bu yana biliniyor. Mesela, Avrupa Birliği ile yıllar öncesinin hal ve tercihleri temelinde imzalanan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi işinde somut mesafe alınamıyor. Serbest ve tercihli ticaret anlaşmalarının tamamı için yeni gözden geçirme kulvarında yapılacak çok iş; alınacak ciddi mesafe bulunuyor. Gene, katma değeri yüksek ve rekabetçi avantaja sahip sanayi/ihraç ürünü üretebilme ve bu topraklardan “küresel marka” çıkarma beklentisinin, fason üretim yapma gölgesinden kurtarılması gerekiyor. Çevre dostu ve sürdürülebilir; uluslararası standartları karşılayabilecek sanayi üretim konseptlerinin kuvvetlendirilmesine ihtiyaç duyulan ihtiyaç, istenilen düzeyde karşılanamıyor. Bu cümleden tespitlerin gereğini yapmak için artık “heyecan ve arzu” temelli yaklaşımlardan daha fazlasına gerek duyulduğu anlaşılıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Türkiye sanayinin ağırlıklı kesimini oluşturan İstanbul Sanayi Odası’nın, 1968 yılından bu yana düzenli olarak hazırladığı “İSO 500 – Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” çalışmasının 2025 yılı bulgularına dayanan güncel versiyonu kamuoyu ile henüz paylaşılıyor. Geçtiğimiz yıllarda, büyük heyecan ve ilgi ile karşılanan söz konusu çalışmanın, artık, ekonomi haberleri arasına karışıp gittiği; rutin bir çalışma olarak değerlendirildiği izleniyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Yılın ilk çeyreğinde, imalat sektörünün; ekonomik büyümeye (beklenen) katkı değil ve fakat ters yönlü etki yaptığı hatırlatıldığında, sanayi kesiminin daha keskin soru ve sorunlarla kaim olduğunu teslim etmek gerekiyor. İlaveten, net ihracatın (içinde sanayi olmak üzere) altı çeyrekten bu yana, büyümeye destek değil, köstek olduğu gerçeği dikkatlerden kaçmıyor.

Esasen, enflasyon muhasebesinin “düzeltici” etkisinden tam olarak yararlan(dırıl)mayan sanayi bilançolarının ne kadar gerçek rakam/tabloyu yansıtacağı ve güncellenmesi gereken tartışmalı kapasite kullanım oranları temelinde hangi düzeyde sağlıklı analizler elde edileceğini değerlendirmek gerekiyor.

Ekonomik büyüme manşetlerini; “ekonomik kalkınma” ana hedefine dönüştürme/taşıma bakımından en önemli dinamik olması gereken sanayi/imalat sektörü için, yıllar sonra gelinen noktada, toplumsal heyecan ve hamasetin ötesinde kazanımlara duyulan ihtiyaç, bir kere daha kendisini gösteriyor.