Trump’ın, kendi tartışmalı hesabıyla sona erdirilen sekiz güncel savaş haline; artık beşinci yılına giren Ukrayna-Rusya çatışmasının bir türlü ilave edilemediği izleniyor. Kökleri son büyük savaşa ve onlarca yıl öncesine dayanan NATO’nun dönüşüm sürecinde, 2022 yılında fiilen başlayan bu savaşın oynadığı ağırlıklı rol her geçen gün daha net anlaşılıyor.
ABD’nin, bu gelişme ve “yeniden yükselen Rusya tehditi” kartını iyi oynayarak, başta Almanya için geçerli olmak üzere, Avrupa’nın bu ülkeden ucuz enerji temini yolunu kestiği; Finlandiya ve İsveç’i NATO bünyesine kattığı; savunma harcamalarını rekor düzeyde arttırma ve silah alma yolunda ikna ettiği görülüyor. İşin içine Körfez Savaşının katılması ile Trump’ın aynı yöndeki şikayet ve taleplerinde el yükseltmeye devam ettiği, NATO Zirvesi’ndeki, yeni ve taze delilleriyle ve yaşananlar ile birlikte radara giriyor. Küresel plandaki gelişmeler, savaşın kalkmayan gölgesinde kalmaya; belirsizlik ve çatışma ikliminde şekillenmeye devam ediyor.
Nitekim, küresel ölçekte ekonomik gelişmeleri düzenli olarak izleyen IMF (Uluslararası Para Fonu) tarafından henüz yayınlanan Dünya Ekonomik Görünüm Raporu-Temmuz (*) başlığı bu durumu ustalıkla betimliyor; “ Savaş ve Teknolojinin Karşıt Akıntılarındaki Küresel Ekonomi ”. Ortaya konulan ana tespite göre; savaş hal ve beklentilerinin görece karamsarlık dalgası ile bozulan küresel tablo için, Yapay Zeka (YZ) başta olmak üzere teknoloji kulvarlarındaki kazanç ve gelişmelerin iyimser dokunuşu ile daha fazla kötüleşme riskleri dengeleniyor.
Çalışmanın "güncellenmiş tahminleri", bir bütün olarak, savaş etkisi olarak da adlandırılan; “enflasyon yukarı/büyüme aşağı” ikili riskinin sürdüğüne dair kuvvetli deliller sunuyor:
Geçtiğimiz yıl için %4,1 oranında gerçekleşen küresel enflasyon temelinde yukarı yönlü güncellenen öngörüler; bu seneye dair ortaya konulan %4,7 seviyesi ile önemli bir artışa işaret ediyor. Görece düzelmenin ancak 2027 yılı sonunda ve %3,9 oranına düşüş ile ortaya çıkacağı tahmini paylaşılıyor. Öte yandan, sadece haftalar önce, Nisan ayı raporunda, 2026 yılı için %3,1 manşeti ile paylaşılan beklenen küresel büyüme rakamının, aşağı yönlü bir revizyon ile bu kez %3 seviyesine çekildiği görülüyor. Takip eden yıl için ise %3,4 düzeyinde bir öngörü güncellemesine gidiliyor. 2026 yılı büyüme tahminleri bakımından süregelen savaşların tarafları söz konusu olduğunda; Rusya (%1,1); İran (%-5,4) ve ABD için %2,3 oranları ile karşılaşılıyor. IMF’nin, ülkemiz için de tahmin güncellemesine gittiği görülüyor ve önceki rapora göre, bu sene için büyüme öngörüsünü; %3,4 seviyesinden %2,9’a indirdiği kayıtlara geçiyor. 2027 yılına ilişkin olarak, 0,1’lik yukarı yönlü revizyon çerçevesinde %3,6 manşeti çalışmada yer alıyor.
Nisan ayı ile karşılaştırıldığında; küresel risklerin daha dengeli bir konjonktüre geçiş yapmak ile birlikte, halen “karamsar karakteristik sergilediği” ve buradaki temel faktörün, başta Körfez olmak üzere, sürüp-giden savaş halleri olduğuna önemle vurgu yapılıyor.
Kuruluş ve seneler süren varlığını “savaş ve tehdit” üzerinden kurgulayan NATO’nun, Ankara Zirvesi sonunda yayınlanan bildirgesine ve Savunma Forumu çerçevesinde imza koyulan yeni projelere birlikte bakıldığında; “Savunma İttifakı” etiketinden, “Savunma Üretimi/Sanayi” kimliğine doğru yönelen bir eğilimin farkına varılıyor.
Klasik “Kollektif Savunma” anlayışının yanında ve ötesinde, “Stratejik (Savunma) Sanayi Entegrasyonu” boyutunun gündeme geldiği anlaşılıyor.
NATO Savunma Sanayi Forumu çerçevesinde Avrupa merkezli devam eden projeler için yeni destek ve genişletmeler yapıldığı; bunların bir kısmının Türkiye’nin aktif katılımına açıldığı anlaşılıyor. Daha önemli bir gelişme olarak; Kanada ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu sekiz üye ülke ve Ukrayna’nın “Savunma, Güvenlik ve Direnç Bankası” başlığı ile bir yeni banka kuruluşuna gitme kararı karşımıza çıkıyor.
Sonuçlarından bağımsız olarak, Türkiye’ nin, gerçekleştirdiği ev sahipliği çerçevesinde; yumuşak güç ve katı güç elemanlarından oluşan uluslararası toplam güç ile imajını arttırıcı bir kazanım elde ettiği şimdiden kayıtlara geçiyor.
Jeo-Politik gelişmeler çerçevesinde şekillenen güncel Eko-Politik dinamiklerin, yakın ve orta vadede, deyim yerinde ise, “kısık ayarda sıcak tutulan savaş ateşi” üzerinde pişmeye devam edeceği değerlendiriliyor.
(*) “Global Economy in Crosscurrents of War and Technology” , World Economic Outlook Update, International Monetary Fund, July 2026, Washington D.C.
Trump’ın, kendi tartışmalı hesabıyla sona erdirilen sekiz güncel savaş haline; artık beşinci yılına giren Ukrayna-Rusya çatışmasının bir türlü ilave edilemediği izleniyor. Kökleri son büyük savaşa ve onlarca yıl öncesine dayanan NATO’nun dönüşüm sürecinde, 2022 yılında fiilen başlayan bu savaşın oynadığı ağırlıklı rol her geçen gün daha net anlaşılıyor.
ABD’nin, bu gelişme ve “yeniden yükselen Rusya tehditi” kartını iyi oynayarak, başta Almanya için geçerli olmak üzere, Avrupa’nın bu ülkeden ucuz enerji temini yolunu kestiği; Finlandiya ve İsveç’i NATO bünyesine kattığı; savunma harcamalarını rekor düzeyde arttırma ve silah alma yolunda ikna ettiği görülüyor. İşin içine Körfez Savaşının katılması ile Trump’ın aynı yöndeki şikayet ve taleplerinde el yükseltmeye devam ettiği, NATO Zirvesi’ndeki, yeni ve taze delilleriyle ve yaşananlar ile birlikte radara giriyor. Küresel plandaki gelişmeler, savaşın kalkmayan gölgesinde kalmaya; belirsizlik ve çatışma ikliminde şekillenmeye devam ediyor.
Nitekim, küresel ölçekte ekonomik gelişmeleri düzenli olarak izleyen IMF (Uluslararası Para Fonu) tarafından henüz yayınlanan Dünya Ekonomik Görünüm Raporu-Temmuz (*) başlığı bu durumu ustalıkla betimliyor; “ Savaş ve Teknolojinin Karşıt Akıntılarındaki Küresel Ekonomi ”. Ortaya konulan ana tespite göre; savaş hal ve beklentilerinin görece karamsarlık dalgası ile bozulan küresel tablo için, Yapay Zeka (YZ) başta olmak üzere teknoloji kulvarlarındaki kazanç ve gelişmelerin iyimser dokunuşu ile daha fazla kötüleşme riskleri dengeleniyor.
Çalışmanın "güncellenmiş tahminleri", bir bütün olarak, savaş etkisi olarak da adlandırılan; “enflasyon yukarı/büyüme aşağı” ikili riskinin sürdüğüne dair kuvvetli deliller sunuyor:
Geçtiğimiz yıl için %4,1 oranında gerçekleşen küresel enflasyon temelinde yukarı yönlü güncellenen öngörüler; bu seneye dair ortaya konulan %4,7 seviyesi ile önemli bir artışa işaret ediyor. Görece düzelmenin ancak 2027 yılı sonunda ve %3,9 oranına düşüş ile ortaya çıkacağı tahmini paylaşılıyor. Öte yandan, sadece haftalar önce, Nisan ayı raporunda, 2026 yılı için %3,1 manşeti ile paylaşılan beklenen küresel büyüme rakamının, aşağı yönlü bir revizyon ile bu kez %3 seviyesine çekildiği görülüyor. Takip eden yıl için ise %3,4 düzeyinde bir öngörü güncellemesine gidiliyor. 2026 yılı büyüme tahminleri bakımından süregelen savaşların tarafları söz konusu olduğunda; Rusya (%1,1); İran (%-5,4) ve ABD için %2,3 oranları ile karşılaşılıyor. IMF’nin, ülkemiz için de tahmin güncellemesine gittiği görülüyor ve önceki rapora göre, bu sene için büyüme öngörüsünü; %3,4 seviyesinden %2,9’a indirdiği kayıtlara geçiyor. 2027 yılına ilişkin olarak, 0,1’lik yukarı yönlü revizyon çerçevesinde %3,6 manşeti çalışmada yer alıyor.
Nisan ayı ile karşılaştırıldığında; küresel risklerin daha dengeli bir konjonktüre geçiş yapmak ile birlikte, halen “karamsar karakteristik sergilediği” ve buradaki temel faktörün, başta Körfez olmak üzere, sürüp-giden savaş halleri olduğuna önemle vurgu yapılıyor.
Kuruluş ve seneler süren varlığını “savaş ve tehdit” üzerinden kurgulayan NATO’nun, Ankara Zirvesi sonunda yayınlanan bildirgesine ve Savunma Forumu çerçevesinde imza koyulan yeni projelere birlikte bakıldığında; “Savunma İttifakı” etiketinden, “Savunma Üretimi/Sanayi” kimliğine doğru yönelen bir eğilimin farkına varılıyor.
Klasik “Kollektif Savunma” anlayışının yanında ve ötesinde, “Stratejik (Savunma) Sanayi Entegrasyonu” boyutunun gündeme geldiği anlaşılıyor.
NATO Savunma Sanayi Forumu çerçevesinde Avrupa merkezli devam eden projeler için yeni destek ve genişletmeler yapıldığı; bunların bir kısmının Türkiye’nin aktif katılımına açıldığı anlaşılıyor. Daha önemli bir gelişme olarak; Kanada ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu sekiz üye ülke ve Ukrayna’nın “Savunma, Güvenlik ve Direnç Bankası” başlığı ile bir yeni banka kuruluşuna gitme kararı karşımıza çıkıyor.
Sonuçlarından bağımsız olarak, Türkiye’ nin, gerçekleştirdiği ev sahipliği çerçevesinde; yumuşak güç ve katı güç elemanlarından oluşan uluslararası toplam güç ile imajını arttırıcı bir kazanım elde ettiği şimdiden kayıtlara geçiyor.
Jeo-Politik gelişmeler çerçevesinde şekillenen güncel Eko-Politik dinamiklerin, yakın ve orta vadede, deyim yerinde ise, “kısık ayarda sıcak tutulan savaş ateşi” üzerinde pişmeye devam edeceği değerlendiriliyor.
(*) “Global Economy in Crosscurrents of War and Technology” , World Economic Outlook Update, International Monetary Fund, July 2026, Washington D.C.