Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Son Dönemecin Satır Başları

11.12.2025 Perşembe | 18:39Son Güncelleme:

Sayılı kalan günleri ile artık son dönemecine girdiğimiz senenin öne çıkan satır başlıkları, hızlı bir tempo ile karşımıza çıkıyor:

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Tüm piyasaların beklenti odağında yer alan yılın son FED toplantısı; beklentilere paralel olarak 0,25 puanlık bir faiz indirimi ile sonlanıyor. Böylece, seneyi, 4,25-4,50 aralığında gösterge faizi ile açan FED’ in; geçtiğimiz Eylül ayına kadar süren bekleme sonrası tüm toplantılarda 0,25 puanlık indirim serisini bozmadan 2026 yılını 3,50-3,75 manşeti ile açması kesinlik kazanmış bulunuyor. %2’ lik enflasyon hedefinin neredeyse %50 fazlasında seyreden bir tabloya karşın FED tercihini faiz indiriminden yana kullanmış oluyor. Bir başka deyişle, enflasyona öncelik veren “şahin kanat”, istihdamı ön plana taşıyan “güvercin kesim” karşısında azınlığa düşüyor. 2019 Eylül toplantısından bu yana ilk kez FED komite kararı 9-3 oy çoğunluğu ile karara bağlanıyor. Üstelik, Trump, kararın hemen ertesinde, faiz indiriminde oranın “iki kat daha fazla olması” gerektiğini ifade etmekten geri durmuyor. Klasikleşmiş ve artık durağan/basmakalıp hale gelmiş üslubu ile FED Başkanı Powell’ ın gene ilerideki duruş ve kararları bakımından  “renk vermediği” izleniyor. Ancak, komite üyelerinin önümüzdeki yıla dair beklenti grafiği paylaşıldığı için 2026 ve 2027 yıllarında sadece birer kez faiz indirimi bekledikleri ortaya çıkıyor. Kesin olan ve 12 Aralık itibarıyla başlatılacak 40 milyar dolarlık yeni parasal genişleme/ ABD tahvil alımı ile finansal gevşeme (QE) döneminin yeniden başlayacağı haberi, Aralık toplantısının en açık sonucunu teşkil ediyor. Bu arada, Başkan Trump’ ın ekonomi politikaları alanındaki kamu destek ve başarı algısının, AP-NORC güncel araştırmasına göre %31 düzeyine düştüğü açıklanıyor.

TCMB Para Politika Kurulu Aralık kararı, 1,50 puanlık bir faiz indirimi beklentilere uygun bir profil içinde kalıyor. Karar açıklama metninde Merkez’in bundan sonraki duruş ve politika bütünlüğü bakımından aydınlatıcı ibarelere rastlanmıyor. Teknik bir okuma ile “metin ile karar arasında ilgi ve kanıt sağlama temelindeki zayıflık” faktörünün henüz bertaraf edilemediği değerlendiriliyor. Dolar cinsi ticari kredi kullanımında ulaşılan yeni rekor düzeylerin de işaret ettiği üzere, dualite / iki paralı ekonomi gerçeği karşısında (yastık altı altını da hesaba katarak) enflasyon mağduru ve mağlubu Türk Lirasının gösterge faizi üzerinden elde edile(bi)lecek piyasa aktarım ile beklenen etkileri kısıtlı kalıyor. 2026 yılının 38,00 Türk Lirası gösterge faiz manşeti ile açılacağı bir serimde, halen geçerli yıl sonu hedef manşetinin (%16) Şubat ayındaki Enflasyon Görünüm Raporunda değiştirilmesi senaryosunun yakın takibe alınması bekleniyor. TÜİK’in, önümüzdeki yıl devreye alacağı yeni enflasyon endeks ölçüm formatının da işleri daha komplike hale getireceği öngörülüyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

21 Aralıkta sona erecek ondört günlük bütçe maratonu başlamış bulunuyor. Teknik yaklaşım açısından, 2026 Merkezi Yönetim Bütçesi’nin, bir “yatırım bütçesi” olmaktan daha çok,  “harcama/faizli borç ödeme” niteliğine yakın durduğu değerlendiriliyor. Gelir ve gider kalemleri arasındaki fark (bütçe açığı) olan 2,7 trilyon liranın; planlanan faiz ödemeleri rakamı ile bire-bir örtüştüğü not ediliyor. Yıllık faiz ödemesinin; borç ödemesi miktarının yarısından fazlasına ulaşması, faiz olgusunun bilinen maddi ve manevi yüklerinin ağırlık ile vahametine bir kere daha işaret ediyor. İlaveten, dolaylı / dolaysız vergi oranı bakımından ortada olan çarpık durumun düzelmeyeceği; sadece KDV ve ÖTV toplamı (6,0 trilyon lira) ile Gelir ve Kurumlar Vergisi toplamı (5,2 trilyon lira) karşılaştırması neticesinde dahi görülüyor.

Yaklaşan Noel tatili ile piyasaların çok yakında “defter kapatacağı” 2025 yılı, son dem ve dönemecinde keskin çıkış ile açılımlarını sürdürüyor. An itibarıyla, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ nin, bu satırları kaleme aldığımız esnada Berlin’de sarf ettiği sözler ön plana çıkıyor:

Haberin Devamı
Haberin Devamı

“ NATO’nun 32 üyesi, Rusya ile büyükbabalarımızın maruz kaldıkları kadar şiddetli bir savaşa maruz kalmamak için savunma kabiliyet ile hazırlıklarını arttırmak zorundadır!”

Bu keskin ifadeleri okur iken, jeo-politik dinamiklerin, eko-politik gelişmeleri doğrudan etkilediği/biçimlendirdiği gerçeğini göz önünde tutmak gerekiyor.