Prof. Dr. Murat Ferman Prof. Dr. Murat Ferman

Yine; Yeniden ve Mecburen Enflasyon..

07.05.2026 Perşembe | 22:59Son Güncelleme:

TÜİK tarafından açıklanan %4,18’lik Nisan ayı TÜFE manşeti arka planına bakıldığında; enflasyon gidişatında, uzun bir süredir beklenen, iyileşme/iniş trendine geçiş göstergelerine ulaşılamıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Senenin henüz üçte birinin tamamlandığı dönemde, OVP (Orta Vadeli Program) ve TCMB yıl sonu hedeflerini aritmetik olarak imkansız kılan %14 düzeyine şimdiden erişilmiş bulunuyor. Enflasyon dinamiklerinde ortaya çıkan bozulma, uluslararası kuruluşların ( Citigroup, BBVA, vb.) yılsonu beklenti çıtasını %30’a, yukarı yönlü revizyon açıklamalarının hemen önünü açıyor. Merkez Bankası‘nın; 2026 yılı için, “ara hedefi” %16 olmak üzere belirlediği, 15-21 aralığında; ne oranda ve hangi zamanlama ile benzer tahmin yenilemesine gideceği tartışılıyor. Muhtemel faiz indirim kararları bakımından bir alan daralması ortaya çıktığına dair şüphe bulunmaz iken, bundan sonra artık, faiz artışı senaryoları da masada yerini alıyor. Nitekim, sene sonu enflasyon beklentisinde, %26 oranı ile daha düşük bir düzeyde güncelleme yapan Goldman Sachs, TCMB’nin yılın son çeyreğine kadar gösterge faiz oranına   dokunmayacağını; son aylardaki indirimler çerçevesinde 2026’nın %34 seviyesinden kapanacağı görüşünü açıklıyor.

Gıda, Konut, Eğitim, Gıda ve Ulaştırma ana kulvarlarında manşet rakamı aşabilen artış oranları ve yerleşik yükselme eğilimi dikkat çekiyor. Çekirdek enflasyon endekslerinin tamamına bakıldığında, enflasyonda “katılık” ve “yapışkanlık” sendromlarının, kronik dejenerasyon morfolojisi gösterecek şekilde varlığını koruduğu; bunların kırılıp aşılamadığı teşhis ediliyor. Bu tespit; “gerilmiş zemberek etkisi” taşıyan Yİ-ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi) alt kırımlarının incelenmesi ile somut destek kazanıyor. Özellikle enerji kalemi hariç çekirdek endeks kalemleri incelendiğinde, Körfez Savaşı ile ilgili kontrol dışı gelişmelerin, son iki ay için en fazla 2,5 puan ilave artış etkisi getirebileceğine işaret ediliyor. Enflasyon seyrinin son altı aydan bu yana %30 çıtasının altına in(e)mediğini hatırlamak gerekiyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

TÜİK’in hesaplarında yer alan 174 adet alt sınıf endeksinin 147 tanesinde fiyat artışı; sadece 8’inde fiyat düşüşü yaşanması, enflasyon yayılımı cephesinde de, herhangi bir düzelmeyi göstermiyor. Aksine olmak üzere, ekonomik aktörlerin fiyatları arttırma-zam konusunda “ellerini hiç de korkak alıştırmamaya” devam ettiklerini ortaya koyuyor. Buna karşın, elde ettikleri geliri arttırma yönünde imkan ve kabiliyetin uzağına düşen ücretli aktif ve pasif çalışan (emekli) ücretlilerin kayıplarında artış hızlanarak devam ediyor. İlk dört aylık TÜİK enflasyon rakamlarına göre asgari ücret bazında gerileme 4100 Lirayı, en düşük memur maaşında ise 8800 Lirayı geçerken; en düşük emekli aylığında 3000, en düşük memur emeklisi aylığında ise 4000 Lirayı aşıyor. Yüksek enflasyonun aşındırıcı etkisine ilaveten, ücretli çalışanların üzerindeki vergi yükünün ağırlaştırıcı etkisinin bindiği görülüyor. 2000’lerin başında ilk vergi dilimi, asgari ücretin yirmi katından fazla iken, günümüzde bu oran altı kata kadar çekilmiş duruma geliyor; ücretlinin vergide koruma alanı dört misli daralmış bulunuyor, dolayısıyla maaşlar artsa dahi çalışanların net gelir kayıpları engellenemiyor. Asgari ücretin üç katı ve daha fazlası düzeyde olan ücretlerin yaklaşık %40’ının enflasyon, vergi ve kesinti karşısında erimesi gibi tespitler, vergi dilimi güncellemesi bakımından ortaya çıkan zarurete işaret ediyor. Nisan ayında işçilerin en az on bir günlük mesailerini; enflasyon farkı, vergi ve kesintiler için harcadığını tespit eden çalışmalar dikkat çekiyor. Kurban Bayramı öncesinde küçükbaş kurbanlıklarda yaşanan yaklaşık on katlık (%981) artışlar benzeri fiyat gelişmeleri sıkıntı yaratıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Öte yandan, devletin ihraç ettiği enflasyona endeksli onsekiz ayrı adet tahvil üzerinden Hazine’nin ödemelerine ek yük gelme riski gerçekleşiyor ve 2033 vadesine kadar 2,7 trilyon Lira hedefe paralel beklenen faiz ödemesinin 4 trilyon Lira’ya yükselmesi (1,3 trilyon fark) bekleniyor. Bütçe üzerinde faiz yükü; vatandaşın sırtındaki geçim yükü gibi artıyor, enflasyon “kıskaç etkisi” bakımından hayatın her bölümünde menfi etkisini gösteriyor.

Küresel gelişmelerin andacında ve büyük fırsat ve risklerin kıyısında ve karşısındaki Türkiye, bünyesini zayıflatan; potansiyel ile fırsatlarını örseleyen, “kısmetini kapatan” yüksek enflasyon illetinden bir an önce kurtulmanın hal çarelerini aramayı sürdürüyor.