Isı adası etkisi on yıllardır biliniyor. Esasen, beton ve asfalt gibi kentsel yapı malzemelerinin gündüz ısıyı emip gece geri yayabilmesinden kaynaklanıyor; bu durum, bitki örtüsüyle kaplı alanlara göre çok daha fazla ısı yaymalarına neden oluyor. Bu etki, sıcak havalarda sağlık sorunlarını ve enerji kullanımını önemli ölçüde artırabilir; bu nedenle, giderek daha fazla insanın şehirlerde yaşadığı bir çağda, bu etkiyi neyin ürettiğini daha iyi anlamak önemli olacaktır.
Isıtma etkisindeki farklılıkların, binaların ısıyı yeniden yayma ve daha sonra doğrudan karşısındaki diğer binalar tarafından yeniden emilme şeklinden kaynaklanmaktadır. Özellikle yeni şehirlerin hızla inşa edildiği ve İstanbul gibi mevcut şehirlerin hızla genişlediği diğer bölgeler için bu bilgi önemlidir. Sıcak bölgelerde şehirler, ek ısıtmayı en aza indirgeyecek şekilde tasarlanabilir; ancak daha soğuk yerlerde bu etki aslında bir avantaj olabilir ve şehirler buna göre tasarlanabilir.

Sıcaklardan korunmanın en iyi yollarından biri de, şehirlerde daha fazla ağaç örtüsü oluşturmaktır. Böylelikle gölge alanları genişletmiş olunur. Bu da yüzey sıcaklıklarını ve dolayısıyla sıcak hava dalgalarında ısıya bağlı sağlık risklerini düşürür.
Ağaç örtüsünün miktarının şehirler içinde büyük ölçüde değiştiğini ve genellikle zenginlik seviyeleriyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Dört kıtada farklı enlemlerdeki şehirlerin bir kesitini inceleme sonucunda, daha varlıklı sakinler genellikle yakındaki kaldırımlarda çok daha fazla ağaç ve gölgeye sahip oluyor. Ağaçları sadece kentsel estetiğin hoş bir parçası olarak değil, işlevsel açıdan da düşünmek gerekir.
Planlamacılar ve şehir yetkilileri, ağaç yerleştirme konusunda en azından kısmen ağaçların ısıyı azaltıcı etkisini de göz önünde bulundurmalıdır. Ağaç dikerek gölge sağlamak gerekir. Yaya alanında gölge sağlayan bir ağacı kaldırıp parka iki ağaç daha dikerseniz, ağacın kamusal işlevinin bir kısmını ortadan kaldırmış olursunuz. Artan sıcaklıklarla birlikte, gölge sağlamak temel bir kamu hizmeti haline geliyor. Ulaşım sağlamanın yanı sıra, yaya alanlarında gölge sağlamanın neredeyse bir kamu hakkı olması gerektiğini düşünülebilir. Bunu unutmamak gerekir.
Isı adası etkisi on yıllardır biliniyor. Esasen, beton ve asfalt gibi kentsel yapı malzemelerinin gündüz ısıyı emip gece geri yayabilmesinden kaynaklanıyor; bu durum, bitki örtüsüyle kaplı alanlara göre çok daha fazla ısı yaymalarına neden oluyor. Bu etki, sıcak havalarda sağlık sorunlarını ve enerji kullanımını önemli ölçüde artırabilir; bu nedenle, giderek daha fazla insanın şehirlerde yaşadığı bir çağda, bu etkiyi neyin ürettiğini daha iyi anlamak önemli olacaktır.
Isıtma etkisindeki farklılıkların, binaların ısıyı yeniden yayma ve daha sonra doğrudan karşısındaki diğer binalar tarafından yeniden emilme şeklinden kaynaklanmaktadır. Özellikle yeni şehirlerin hızla inşa edildiği ve İstanbul gibi mevcut şehirlerin hızla genişlediği diğer bölgeler için bu bilgi önemlidir. Sıcak bölgelerde şehirler, ek ısıtmayı en aza indirgeyecek şekilde tasarlanabilir; ancak daha soğuk yerlerde bu etki aslında bir avantaj olabilir ve şehirler buna göre tasarlanabilir.

Sıcaklardan korunmanın en iyi yollarından biri de, şehirlerde daha fazla ağaç örtüsü oluşturmaktır. Böylelikle gölge alanları genişletmiş olunur. Bu da yüzey sıcaklıklarını ve dolayısıyla sıcak hava dalgalarında ısıya bağlı sağlık risklerini düşürür.
Ağaç örtüsünün miktarının şehirler içinde büyük ölçüde değiştiğini ve genellikle zenginlik seviyeleriyle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Dört kıtada farklı enlemlerdeki şehirlerin bir kesitini inceleme sonucunda, daha varlıklı sakinler genellikle yakındaki kaldırımlarda çok daha fazla ağaç ve gölgeye sahip oluyor. Ağaçları sadece kentsel estetiğin hoş bir parçası olarak değil, işlevsel açıdan da düşünmek gerekir.
Planlamacılar ve şehir yetkilileri, ağaç yerleştirme konusunda en azından kısmen ağaçların ısıyı azaltıcı etkisini de göz önünde bulundurmalıdır. Ağaç dikerek gölge sağlamak gerekir. Yaya alanında gölge sağlayan bir ağacı kaldırıp parka iki ağaç daha dikerseniz, ağacın kamusal işlevinin bir kısmını ortadan kaldırmış olursunuz. Artan sıcaklıklarla birlikte, gölge sağlamak temel bir kamu hizmeti haline geliyor. Ulaşım sağlamanın yanı sıra, yaya alanlarında gölge sağlamanın neredeyse bir kamu hakkı olması gerektiğini düşünülebilir. Bunu unutmamak gerekir.