Reha Erus Reha Erus

ADASININ RUHUNU DÜNYAYA TAŞIYAN CAPRİ'Lİ PEPPINO'YA SON VEDA

15.07.2026 Çarşamba | 11:20Son Güncelleme:

Capri Adası'ndan beklediğim telefon nihayet Napoli'den geldi. Hoş sesli bir hanım, ahizenin diğer ucundan Maestro Giuseppe Faiella'nın bana röportaj vermeyi kabul ettiğini ve Napoli'deki Radio Kiss Kiss stüdyosunda benimle görüşeceğini söyledi. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Nihayet, Capri Adası'yla takma adını özdeşleştiren Peppino di Capri ile İstanbul konseri öncesinde bir araya gelecektim. Peppino, Giuseppe adının yerleşmiş lakabıdır. 

Fotoğrafçımız Vito Quinto ve Napoliten şarkıların önderiyle tanışmayı çok isteyen eşimle birlikte, Roma'dan yaklaşık bir buçuk saat uzaklıktaki Napoli'ye doğru yola çıktık. 

Oysa ben, ünlü turistik Capri Adası'nı tercih ederdim. Dar sokaklarında dolaşmayı, Funicolare treniyle limon bahçelerinin içinden geçerek yükseklerdeki Anacapri Meydanı'na çıkmayı, lüks kafelerde limon ve portakal çiçeklerinin kokusunu hissederek bir espresso içmeyi hayal ediyordum. 

Sorularımı titizlikle hazırlamıştım. Elbette, oğlu Igor'un çok sevdiği ve aşık olduğu Roberta için yazdığı romantik, hüzün dolu şarkısını da soracaktım. Roberta ilk eşiydi ve onu terk etmişti. Bu şarkı, derin bir hüznün lirik ifadesiydi. 

Daha sonra dönemin çılgın modası olan Twist dansını ve Rock'n Roll şarkılarını Napoliten tarzına uyarlamış, uzun süre ülkesinde liste başı olmuştu. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Piyano çalmaya dört yaşında başlamış, Capri Adası'na bir süreliğine yerleşen Amerikalı Müttefik askerlerinin maskotu haline gelmişti. 

Yanlışlıkla Napoli'nin İspanyol Mahallesi'ne (Quartieri Spagnoli) girince hepimizi korku sardı. Camlar kapatıldı, kapılar kilitlendi, takılar gizlendi. Bizim Vito ise yanlış yola girdiği için kendi kendine söylenip duruyordu. O yıllarda navigasyon cihazları yoktu. 

Nihayet Radio Kiss Kiss'i bulduk. Büyük bir sürpriz bizi bekliyordu. Peppino di Capri bizi plak kayıt stüdyosunda karşıladı. Röportajı, loş ışıklı, ses yalıtımlı ve teknik cihazlarla dolu bu odada yapacaktık. 

Hoş beşten sonra yardımcısı bana bir kulaklık uzattı. Ardından playback'ten tanıdık bir melodi yükseldi. Bu, ünlü bestesi "Luna Caprese" idi. Neyse ki sözlerini biliyordum. Detone olmamaya çalışarak Maestro'ya eşlik ettim ve sonunda bir "Bravo!" aldım. 

ADASININ RUHUNU DÜNYAYA TAŞIYAN CAPRİLİ PEPPINOYA SON VEDA

Koyu bir sohbete daldık. Ben sordum, o anlattı. Röportajın sınırlarını aşan samimi bir söyleşi oldu. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Capri Adası'na aşık olduğunu, başka bir yerde yaşamayı hiç düşünmediğini, yalnızca işleri nedeniyle Napoli'ye geldiğini anlattı. 

Altı yıl konservatuvarda eğitim gördükten sonra Rock'n Roll'a ilgi duymaya başladığını, adada The Rockers grubunu kurduğunu ve hayranı olduğu Chubby Checker'ın "Let's Twist Again" şarkısının Napoliten versiyonuyla ilk büyük çıkışını yaptığını söyledi. 

Ben de, Ben E. King'in "Don't Play That Song" eserini "Voce 'e Notte" yorumuyla seslendirdikten sonra dünyada tanınmaya başladığını hatırlattım. O yıllarda gece kulüplerinde, özellikle yabancı turistlere her gece sahne alıyordu. 

İşin ilginç yanı, bütün şarkılarında piyanosuyla bizzat kendisinin eşlik etmesiydi. 

Unutamadığı anılardan biri de, 1965 yılında The Beatles'ın İtalya turnesinde aynı sahneyi paylaşmalarıydı. 

"Gençlerin çığlıkları arasında 'Peppino' adını duymak benim için büyük bir gururdu." derken, kalın miyop gözlüklerinin ardındaki bakışları sanki o günlere yeniden dönüyordu. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Sanremo Şarkı Festivali'nin gediklilerinden olmuş, yarışmayı iki kez kazanmıştı. Toplam 15 kez Sanremo'ya katıldı. Bir kez de Eurovision Şarkı Yarışması'nda İtalya'yı "Comme è ddoce 'o mare" adlı şarkıyla temsil etti, ancak yedinci olabildi. 

Asıl sormak istediğim soruyu bilerek sona bırakmıştım: Roberta'yı… 

Hayatının ilk büyük aşkını… 

Onun geri dönmesi için yazdığı o unutulmaz şarkıyı… 

"Gençlik aşkımdı. Beni terk etti. Çok yıkılmıştım. Onu yeniden kazanabilmek için bu şarkıyı yazdım. Bir itiraftı, bir özürdü. Nitekim tekrar birlikte olmayı denedik ama olmadı. Maalesef sekiz yıl sonra boşandık." dedi. 

Daha sonra ofisine geçtik. Sohbetimiz orada da aynı samimiyetle sürdü. 

Türkiye'den Sezen Cumhur Önal'ı tanıdığını söyledi. İstanbul konseri öncesinde Türkçe bir şarkı seslendireceğini ve o günlerde ezber yapmaya çalıştığını da gülümseyerek itiraf etti. 

Röportaj sona erdiğinde şöyle dedi: 

"Benim iki saat içinde canlı yayınım var. Ama önce sizi Napoli'nin en ünlü pizzacısına götüreceğim." 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Arabasına atladı ve bizi güvenli sokaklardan geçirerek Santa Lucia Kalesi yakınındaki Lungomare'deki ünlü pizzacıya bıraktı. 

Hesabı istediğimde garsonun cevabı çok anlamlıydı: 

"Maestro'nun konukları bizim de misafirimizdir." 

Peppino di Capri, geçtiğimiz 11 Temmuz'da, çok sevdiği Capri Adası'nda 86 yaşında hayata gözlerini yumdu. 

Bugün İtalya'da konuşulan sadece büyük bir sanatçının ölümü değil; bir dönemin, bir yaşam biçiminin ve milyonlarca insanın ortak hafızasının sessizce kapanan bir sayfası... 

Peppino di Capri, Napoliten müziği dünya sahnesine taşıyan birkaç isimden biriydi. Elvis Presley'nin, The Beatles'ın ve Rock'n Roll'un yükseldiği yıllarda, o kendi ülkesinin melodilerini modern ritimlerle buluşturmayı başardı. Gelenekle yeniliği aynı potada eriten ender sanatçılardan biri olarak İtalyan müziğinin uluslararası yüzü haline geldi. 

Peppino di Capri'nin başarısı sadece plak satışlarıyla ya da ödülleriyle ölçülemez. O, Capri Adası'nın kartpostallardaki güzelliğini notalara dönüştürdü. Dünyanın dört bir yanından gelen turistler, adayı gezerken onun şarkılarıyla tanıştı. Bir bakıma Capri'nin en güçlü kültür elçisi oldu. 

İtalya, savaşın yaralarını sarmaya çalıştığı yıllarda onun şarkılarında yeniden umut buldu. Gençler onun müziğiyle dans etti, aşıklar onun sözleriyle duygularını anlattı, ayrılıklar onun ezgileriyle teselli buldu. Birkaç kuşak aynı şarkıları dinleyerek büyüdü. 

Ölüm haberinin ardından İtalya adeta yasa büründü. Ulusal televizyonlar yayın akışlarını değiştirdi, radyolar gün boyunca onun şarkılarını çaldı, gazeteler ilk sayfalarını bu büyük kayba ayırdı. Sosyal medyada milyonlarca kişi çocukluk ve gençlik anılarını Peppino'nun şarkıları eşliğinde paylaştı. 

En dokunaklı veda ise elbette Capri Adası'ndaydı. 

Dar sokaklar, meydanlar ve liman, onu son kez uğurlamak isteyen insanlarla doldu taştı. Sarı güller, sevdiği adanın sokaklarını adeta bir sevgi seline dönüştürdü. Cenaze töreni, sıradan bir sanatçı vedasından çok, ulusal bir değere duyulan minnetin ifadesiydi. 

Çünkü Peppino di Capri, İtalyanlar için yalnızca bir şarkıcı değildi. 

O, "Made in Italy" denildiğinde akla gelen zarafetin, romantizmin ve Akdeniz yaşam kültürünün sesiydi. 

O gerçekten Capri Adası'nın ruhunu taşıyan ve onu dünyaya tanıtan eşsiz bir semboldü. 

Cenazesinde büyük bir izdiham yaşandı. Çok sevdiği sarı güller eşliğinde son yolculuğuna uğurlandı. 

Nobel Edebiyat Ödüllü Orhan Pamuk, Kar adlı romanında çocukluğunda Peppino'nun "Roberta" ve "Melancolie" şarkılarından çok etkilendiğini yazar. 

Ben ise Peppino'nun neredeyse bütün şarkılarını ezbere biliyorum. 

Benim favorim "Champagne"

Bugün şampanya kadehimi senin şerefine kaldırıyorum sevgili Maestro… 

Işıklarda uyu.