Reha Erus Reha Erus

Damızlık aygır Stallone'ye 80 mum

08.07.2026 Çarşamba | 09:08Son Güncelleme:

Başlığa bir açıklık getireyim. Konumuz, hafta başında 80 yaşına basan, İtalyan asıllı Amerikalı aksiyon filmlerinin efsane oyuncusu Sylvester Stallone. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Stallone" sözcüğü Türkçede "damızlık aygır" anlamına gelir. Atçılıkta, yarışlarda üstün başarı göstermiş aygırlar, sahip oldukları güçlü genetik özellikleri yavrularına aktarmaları amacıyla damızlık olarak kullanılır. 

Roma'da yaptığımız özel röportajda Sylvester Stallone'ye şu soruyu sordum: 

"Stallone soyadınızdan memnun musunuz?" 

Çocukluğunda bu soyadı nedeniyle alay konusu olduğunu anlattı. Ancak yaşadıkları bununla sınırlı değildi. 

Babası İtalyan bir kuaför, annesi ise Ukrayna kökenli bir astrologtu. Doğumu sırasında yaşanan bir komplikasyon nedeniyle yüz sinirleri zarar gördü. Bunun sonucunda göz kapağı düştü, ağzının bir tarafı hafifçe kaydı ve yüzünde kısmi felç oluştu. İlerleyen yıllarda konuşması da peltekleşti. 

Okul yıllarında bu durumu nedeniyle arkadaşlarının alaylarına maruz kaldı. Öğretmenleriyle de sorunlar yaşadı ve sık sık okul değiştirmek zorunda kaldı. Ama hiçbir zaman pes etmedi. 

Boş zamanlarında tarihi filmler izlerdi. O yıllarda İtalya'da Herkül filmleriyle ünlenen Steve Reeves'e hayrandı. Çevresindekilere, bir gün onun gibi kaslı ve üçgen vücutlu olacağını söylerdi. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Daha sonra sinemaya ilgi duymaya başladı. Bu hayalini gerçekleştirebilmek için düzenli olarak spor salonlarına gidiyor, vücudunu geliştiriyordu. 

Bundan sonra yazımda kendisinden kısaca Sly diye söz edeceğim. 

Sly... Rocky... Rambo... Bunlar artık Sylvester Stallone ile özdeşleşen isimlerdi. Kelimelerin anlatamadığını, bedeniyle anlatmayı seçmişti. 

1970 yılında karşısına tesadüfen Morton M. Lewis çıktı ve sinemadaki ilk deneyimini düşük bütçeli erotik bir filmle yaşadı. O günlerde kimsenin yüzüne bakmak istemediği Sly, ilerleyen yıllarda herkesin görmek istediği bir yıldız haline gelecekti. 

Sly'ın boksa ilgisi, Muhammad Ali hayranlığıyla başladı. Ali'nin Chuck Wepner ile yaptığı maçtan çok etkilendi. Odasına kapanıp sadece üç gün içinde, daha sonra tüm dünyanın tanıyacağı Rocky Balboa karakterinin senaryosunu yazdı ve yapımcılar Irwin Winkler ile Robert Chartoff'a götürdü. 

Senaryo çok beğenildi. Ancak kendisine 150 bin dolar teklif edilerek başrolün James Caan ya da Burt Reynolds tarafından oynanması istendi. 

Sly buna direndi. 20 bin dolar ve hasılattan küçük bir pay karşılığında yarattığı karakteri kendisi canlandırdı. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Rocky, ezeli rakibi Apollo Creed'e yenildi; ancak son raunttaki insanüstü direnişiyle seyircinin gönlünü kazandı. "Bu yolda mağlup oldu ama aslında galip geldi." mesajını vererek kendi kusurlarını da seyirciyle paylaştı. 

Bu süreçte başka aksiyon filmlerinde de rol aldı. Artık çarpık ağzı ve peltek konuşması kusur değil, karakterinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul görüyordu. 

1982 yılında ise Rambo dönemi başladı. 

David Morrell, romanında Vietnam Savaşı'ndan ülkesine dönen ve hayata tutunamayan askerleri John Rambo karakteri üzerinden anlatıyordu. İlk senaryoda Rambo, yaşadığı bunalımın sonunda intihar ediyordu. 

Ancak Sly buna karşı çıktı. Rambo'nun güçlü bir karakter olarak yaşamaya devam etmesini ve yeni maceralara atılmasını istedi. Böylece Rambo tek filmlik bir hikaye olmaktan çıkıp unutulmaz bir seriye dönüştü. 

Bu arada başka filmlerde de rol aldı. Örneğin Escape to Victory filminde, Alman subaylarıyla müttefik savaş esirleri arasında oynanan futbol maçında kaleci rolündeydi. Pelé, Michael Caine, Bobby Moore ve Osvaldo Ardiles ile aynı kadroyu paylaşırken yaptığı kurtarışlarla büyük beğeni topladı. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ama Sly'ın aklı hep Rocky ve Rambo'daydı. 

Ring ile savaş meydanı arasında gidip geldi. Artık senaryolarını da kendisi yazıyor, yönetmen koltuğuna da oturuyordu. 

Rocky III ile birlikte kariyerinde bir duraklama dönemi başladı. Sıradan bir senaryo ve zorlama oyunculuk eleştirileri alırken, kendisini elinde bir tuvalin başında buldu. Resim yapmaya başladı, sergiler açtı ve bundan da önemli gelir elde etti. 

Ama sinema onun en büyük tutkusuydu. Gelen teklifleri değerlendirmeyi sürdürdü. 

Dışarıdan bakıldığında Sylvester Stallone denildiğinde akla ilk gelen şey güçtür. Rocky'nin yumrukları, Rambo'nun cesareti ve yıllarca aksiyon sinemasına damga vuran o sert bakışlar... 

Oysa onu yakından tanıyanların anlattığı Sly kamera önündeki karakterlerinden oldukça farklıdır. 

Hollywood'da hakkında en sık dile getirilen özelliklerinden biri çalışma disiplinidir. Sete zamanında gelmesi, senaryolar üzerinde titizlikle çalışması ve fiziksel hazırlığını son ana kadar sürdürmesi, yapımcıların ve birlikte çalıştığı oyuncuların ortak görüşüdür. Şöhretini hiçbir zaman kolay kazanmadığını bildiği için emeğe büyük saygı duyar. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Sly aynı zamanda beklenenden çok daha duygusal bir insandır. Resim yapması tesadüf değildir. Yıllardır tuvalin başına geçerek iç dünyasını renklerle anlatır. Birçok tablosu sergilenmiş ve koleksiyoncular tarafından ilgi görmüştür. Sert görünümünün arkasında sanatla beslenen hassas bir ruh vardır. 

Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde birçok genç oyuncunun önünü açmaya çalışması, Hollywood'da takdir edilen özelliklerinden biridir. 

Hayır işlerini gösterişten uzak yürütmeyi tercih eden isimlerdendir. Çocuk sağlığı, gaziler ve çeşitli yardım kuruluşlarına yıllar içinde destek verdiği bilinmektedir. Yaptığı yardımları çoğu zaman manşetlere taşımamayı seçmesi de onun karakterini anlatan ayrıntılardan biridir. 

Damızlık aygır Stalloneye 80 mum

Peki Hollywood yıldızları onu sever mi? 

Elbette herkesle yakın dost olduğu söylenemez. Ancak uzun kariyeri boyunca pek çok önemli isimle saygıya dayalı ilişkiler kurdu. Arnold Schwarzenegger ile yıllarca gişe rekabeti yaşadıktan sonra yakın arkadaş olmaları bunun en güzel örneklerinden biridir. İkili bugün birbirlerine açıkça övgüde bulunuyor ve dostluklarını sürdürüyor. 

Birlikte rol aldığı oyuncuların önemli bir bölümü Stallone'yi egosu yüksek bir yıldızdan çok, ekibin parçası gibi davranan bir profesyonel olarak tanımlar. 

Belki de Sly’nin büyük başarısı Oscar kazanıp kazanmaması değildir. Asıl başarısı, kusurlarını saklamadan dünyanın en tanınan yıldızlarından biri olabilmesidir. İşte çocukluğunda konuşmasıyla alay edilen, yüzündeki felç nedeniyle küçümsenen bir çocuk, milyonlara ilham veren bir sinema ikonuna dönüştü. 

Bugün insanlar Rocky'yi ya da Rambo'yu sadece güçlü oldukları için sevmiyor. Yenildiklerinde ayağa kalktıkları, umudu kaybetmedikleri ve mücadeleden vazgeçmedikleri için seviyor. 

Sanırım Sly’nin gerçek mirası tam da budur: Güçlü olmak, hiç düşmemek değil; her düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir. 

Onunla Grudge Match filmi için Roma'da bir araya gelmiştik. Başrolü Robert De Niro ile paylaşıyordu. Türkiye'de vizyona girmeyen bu film aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz röportajda, o tanıdık çarpık gülümsemesi ve kendine özgü sesi hemen dikkat çekiyordu. Atletik vücudunu koruyor, kırlaşmış saçları ise yaşının izlerini taşıyordu. 

Robert De Niro'nun aksine oldukça konuşkan ve samimiydi. 

Rocky ve Rambo'nun kahramanıyla röportaj yapmak benim için önemliydi. Elimi sıkarken parmaklarının zarifliğini hissettim. Sonra kendi kendime gülümsedim: 

"Doğru ya... O aynı zamanda bir ressamdı." 

80.yaşını yürekten kutluyorum Sly.

Sylvester Stallone bir efsanedir. Soyadının anlamını taşırcasına kudretli, güçlü ve mücadeleden asla vazgeçmeyen bir isimdir.