Reha Erus Reha Erus

Evet - Hayır Derken, Aynen

13.06.2026 Cumartesi | 09:29Son Güncelleme:

TRT’de 1985 yılında pazar günleri yayınlanmaya başlayan ve büyük ilgi gören Evet – Hayır yarışma programını, efsane sunucu rahmetli Erkan Yolaç yönetiyordu. Yarışmacılar, belirli bir süre boyunca sorulan sorulara “evet” veya “hayır” diye yanıt vermeyecekti. Ağzından bu iki kelimeden biri çıkarsa eleniyordu. Erkan Yolaç, soruları peş peşe sıralayıp bir de tuzaklar ekleyince yarışmacıların büyük çoğunluğu refleks olarak “evet” ya da “hayır” diyordu. Gerçekten refleks isteyen bir yarışmaydı. Zaten Erkan Yolaç’ın ününe ün katması ve programın rekor düzeyde izlenmesi, “evet” ve “hayır”ın çaresizlik yaratmasındandı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Günümüzde bu programı, Power FM’de akşam kuşağında radyo sunucusu Geveze yapıyor. Ancak “Evet – Hayır”a bir de “aynen” kelimesi eklendi. Çünkü yarışmacılar sıkıştıklarında bu iki kelime yerine “aynen”i kullanmaya başladılar. Aynen adeta bir kurtarıcı olmuştu. Zaten bu kelime her iki sözcüğün de yerine geçebiliyordu. Geveze, yarışmada “aynen” kelimesinin kullanımını da yasaklayınca yarışmacılar karşısında üstünlüğü ele geçirmiş oldu.

Türkçemizde en çok kullanılan kelimelerden biri artık “aynen”di. Herkesin diline pelesenk oldu. “aynen”in sözlük karşılığı; onaylama, tıpkısı veya söylenen bir şeyi olduğu gibi kabul etmek anlamına geliyor.

Etrafımdaki dostlarımla ya da tanımadığım insanlarla konuşurken “aynen” sözcüğünü kullananlardan rahatsız oluyorum. Özellikle telefonda bir soru sorduğunuzda karşılığında mutlaka “aynen” yanıtı geliyor.

Geçenlerde belediye işleriyle ilgili bir telefon görüşmesi yaptım. Karşımdaki hanım, 2 dakika 6 saniye içinde tam 11 kez “aynen” kelimesini kullandı.

Bir yönetim kurulu toplantısına gittim. Üyeler, alınan ya da alınacak kararlara sürekli “aynen” yanıtını verince kendilerini uyardım. Belli ki herkesin dili alışmış. “evet” ve “hayır” çoktan mazide kalmış.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Televizyon izliyorum; yorumcular bile “aynen” aşağı, “aynen” yukarı konuşuyor. Onaylama sözcüğü artık “aynen” olmuş.
“Sizinle aynı fikirdeyim” demek yerine “aynen” iş görüyor.

Evde “aynen” kelimesinin kullanımını yasakladım.

Ama geçenlerde bankamdan gelen bir telefon görüşmesinde, güvenlik amacıyla sorulan baba adımın ilk iki harfiyle ilgili soruya karşıdaki hanım, “N ve A mı?” diye sordu. Ağzımdan refleks olarak “aynen” kelimesi çıktı. O anda, “Tanrım, bu ne kadar bulaşıcı bir kelimeymiş!” diye hayıflandım. Ancak karşımdaki görevli de bana yanıt olarak “aynen” deyince telefonu elimden düşürecek gibi oldum.
İşin ilginç yanı, bu durumdan şikayet eden ben de artık aynı hastalığa yakalanmışım.

Dijital çağ, hayatımızı kolaylaştırırken dilimizi de sessizce dönüştürüyor. Yeni nesil uzun metinler okumak yerine kısa, hızlı ve net içerikleri tercih ediyor. Telefon ekranında geçirilen zaman arttıkça kelimeler kısalıyor, cümleler sadeleşiyor ve düşünceler birkaç sözcüğe sığdırılmaya çalışılıyor.

Oysa dil, sadece iletişim kurmanın aracı değildir; bir milletin hafızası, kültürü ve varoluş sebeplerinden biridir. Kelimeler azaldıkça düşünceler de fakirleşir. Kendimizi ifade edebileceğimiz sözcük sayısı ne kadar genişse, duygularımızı, fikirlerimizi ve hayata bakışımızı da o kadar zengin anlatabiliriz.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bugün farkında olmadan birçok kelimeyi günlük hayatımızdan çıkarıyor, onların yerine birkaç kalıp ifadeyi kullanıyoruz. Ancak her kaybettiğimiz kelimeyle birlikte kültürümüzün bir rengini, düşünce dünyamızın bir tonunu da kaybetme riski taşıyoruz.

Bu nedenle dilimize daha fazla önem vermeli, okumayı teşvik etmeli ve Türkçenin zenginliğini gelecek nesillere aktarmalıyız. Çünkü güçlü bir dil, güçlü bir toplumun temelidir. Kelimelerimizi korumak, aslında kimliğimizi ve kültürümüzü korumaktır.

Rahmetli Erkan Yolaç’ın “Evet – Hayır” yarışmasından sonra, Geveze’nin de “aynen” kelimesini yasaklamasını oldukça yerinde buluyorum.

Kelimelerimizi kaybettiğimiz gün, yalnızca dilimizi değil; düşünme biçimimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi de kaybetmeye başlarız. Çünkü bir milletin geleceği, kullandığı kelimelerin zenginliği kadar güçlüdür.

Bu konuda ‘’aynen’’ böyle düşünüyorum.