Reha Erus Reha Erus

Fenerbahçe Seçimleri; Uygarlık, Zarafet ve Birlik

28.09.2025 Pazar | 11:35Son Güncelleme:

Ankara’da, babamın Ziraat İstatistikleri Dairesi’nde çalışan bir Orhan abim vardı. Amatör futbol hakemiydi. Hayatımda ilk defa futbol maçına götürdü. Toprak sahada PTT ile Ankaragücü oynuyordu. PTT sarı-siyah, Ankaragücü ise sarı-lacivert renkli formalarıyla sahadaydı. Ve ben tribünde birden Ankaragücü’lü oldum.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Tabii bu sarı-lacivert aşkı ilerleyen yıllarda beni Fenerbahçe sevdalısı yaptı. Roma’dan üniversitede okumak için İstanbul’a geldiğimde Milliyet Gazetesi spor servisine girdim ve kısa süre sonra Fenerbahçe muhabiri oldum. İlk amacın haber atlamamak olduğunu çabucak öğrendim. Elbette pişene kadar birkaç kez haber atladım ve azarlandım. Antrenörler genellikle yabancıydı ve benim dil bilmem büyük avantaj sağlıyordu.

Sonra ünlü Brezilyalı eski milli yıldız oyuncu Didi, sarı-lacivertli takımın başına getirildi. Moda’da kaldığı otelin önünde adeta karargâh kurdum ve Türkiye’de bulunduğu süre boyunca en güzel haber ve röportajlara imza attım.

O dönemde Fenerbahçe’nin başkanları rahmetli Faruk Ilgaz ve Emin Cankurtaran’dı. Çok kibar ve zarif insanlardı. Onlar, benim daha da Fenerbahçeli olmamı sağladılar.

Sonraki yıllarda Fenerbahçe’yi İtalya’dan takip ettim. Kimler geldi, kimler geçti... Başkanlar, yöneticiler, antrenörler, oyuncular. İsimlerini burada yazsam sayfaya sığmaz.

Uzatmayayım; bu köklü kulüp geçenlerde bir başkanlık seçimi yaptı. Aziz Yıldırım sonrası 7 yıl kulübü yöneten Ali Koç’un karşısına Sadettin Saran çıktı. Bu arada bugüne kadar Fenerbahçe’nin başına hiçbir zaman spor kökenli başkan seçilmemişti. İlk kez, geçmişinde yüzme dalında rekorları olan bir sporcu aday çıktı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Kıran kırana geçen seçimde Başkan Ali Koç, 257 oy farkla rakibine kaybetti. Geçmişte birçok kulüp seçiminde 1000 oy farkın üzerinde itirazlar olurken, Fenerbahçe’nin son seçiminde Ali Koç’un itiraz etmeden yenilgiyi centilmence kabul etmesi, yeni başkan Sadettin Saran’ın da konuşmasında uygarca birlik ve beraberlikle kulübü sırtlayacaklarını; hatta kazanılacak kupaları Aziz Yıldırım’la, Ali Koç’la birlikte üç koldan havaya kaldıracaklarını söylemesi, taraftarları şimdiden fethetmiş oldu.

Fenerbahçe büyük bir kulüp ve büyük bir camia. İnanın, siyasi seçimlere girse büyük oy alacak güçte. Sadece futbol değil; basketbol, voleybol, atletizm, boks, kürek gibi spor branşlarında da uluslararası başarıları var. Unutmayalım, EuroLeague’in son şampiyonu Fenerbahçe basketbol takımıdır.

Tekrar son seçime dönersek; siyaset alanını kıskandıracak bir seçim oldu. Buram buram demokrasi kokan, uygarlığa damga vuran; centilmenliğin, zarafetin, kibarlığın öne geçtiği örnek bir rekabet yaşandı. Kazanan, kaybedenin; kaybeden ise kazananın sırtını sıvazladı ve birlik beraberlik perçinleşti.

Fenerbahçe'nin başkanlık seçiminde yaşananlar, yalnızca bir spor kulübünün geleceği için değil, ülkemizin demokrasi kültürü açısından da örnek alınması gereken tablo sundu. Ali Koç ve Sadettin Saran, seçim yarışının ardından sergiledikleri olgunluk ve kucaklayıcı tavırla, sadece Fenerbahçeliler’in değil, tüm Türkiye'nin takdirini kazandı. Dün ayrı ayrı tezahürat yapan iki taraf, bugün aynı amaç için omuz omuza yürümeyi kabul etti, işte gerçek demokrasi ve fair-play budur.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Yarış biter, rekabetin yerine saygı, kırgınlığın yerine kucaklaşma gelir. Bu tablo, aslında siyasetten spora, is dünyasından toplumsal hayata kadar hepimizin görmek istediği bir manzaradır.

Fenerbahçeli ve farklı görüşte olan iki başkanın birbirini kucaklaması, aslında milyonlarca insanın yüreğini de birleştirdi. Fenerbahçe bize bunun mümkün olacağını gösterdi.

Ali Koç, başkanlığı döneminde Fenerbahçe camiasını futbol sahasında şampiyonluk hedefine ulaştıramasa da, kulübün mali yapısını güçlendirdi. Borç yükünün azaltılması, şeffaf mali yönetim anlayışı sayesinde, Fenerbahçe ekonomik açıdan çok daha sağlam temeller üzerinde, geleceğe taşınan bir kulüp haline geldi.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Şimdi Fenerbahçe’nin başında amatör spordan gelen yeni bir başkan var. Sadettin Saran, yıllardır şampiyon olamayan futbol takımına mutlak bir neşter vuracaktır. Bunun için de Samandıra Tesisleri ile soyunma odası arasında mekik dokuyacaktır.

Bu durumda kafamda bin bir soru oluşuyor. Peki Sadettin Saran ne yapabilir?

Bana göre avantajları;

Sporcu geçmişi: Sporcuların ruh halini, psikolojik iniş çıkışlarını ve motivasyon süreçlerini yakından tanıyor. Bu, futbolcularla güçlü bir empati kurmasını sağlayabilir.

Motivasyon gücü. “Onlardan biri” kimliğiyle, oyunculara sahada ekstra enerji ve güven verebilir.

Mali disiplin ve yönetim : İş dünyasındaki tecrübeleri sayesinde kulübün ekonomik yönetiminde şeffaf ve disiplinli olursa kulübün mali gücünü kuvvetlendirebilir.

Ve yine bana göre dezavantajları;

Futbol yönetimindeki zorluklar, camia baskısı, sabırsız bir taraftar ve taraftarın şampiyon olma isteği.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bunlar Sadettin Saran'ı zorlayacaktır. Sonuç olarak, Sadettin Saran’ın başkanlık vizyonu ve sporculuktan gelen disiplini birleşirse, Fenerbahçe’de yalnızca saha içinde değil, saha dışında da güçlü bir ekip ruhu doğabilir. Ancak bunun sahadaki başarıya dönüşmesi, doğru strateji ve uzun vadeli istikrarla mümkün olacaktır.

Ben, Fenerbahçe’nin tıpkı seçimlerde verilen söz gibi üç başkanın dayanışmasıyla çok daha ileriye gideceğine inanan taraftarlardan biriyim.

Biz Fenerbahçe’yiz, bizde kaybeden olmaz. Kazanan daima sarı-lacivertin onurudur.