Nitekim Mourinho, saha içinde ve dışında sadece kendisini ön plana çıkarma gayretiyle şov yapmayı amaçladı ve kısmen hedefine ulaştı. Rakiplerine ve özellikle hakemlere sataşması, Portekizli hocayı her geçen gün daha antipatik hale getirdi ve sarı lacivertli taraftarı bile isyan ettirdi. Nihayetinde bu başarısızlık sonucu kovulmaktan beter oldu. Arkasında ise dağılmış, enkaz altında kalmış bir kadro bıraktı.
Saadettin Saran başkan olduktan sonra futbolda köklü bir değişim yaşandı. Öncelikle Mourinho sonrası takımın başına 41 yaşındaki Domenico Tedesco getirildi.
Kendisini yakından tanır ve takdir ederim. Çalıştırdığı kulüplerde başarılı oldu. Domenico’nun soyadı Tedesco, yani İtalyanca “Alman” anlamına gelir. Zaten kendisi İtalya’nın Calabria bölgesinde doğmasına karşın henüz 2 yaşındayken ailesiyle birlikte Almanya’ya göç etti. Böylece hem İtalyan hem de Alman vatandaşı oldu. Tam 6 dil biliyor: İtalyanca, Almanca, İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Rusça. Bu durum soyunma odasında kendisine büyük bir avantaj sağlıyor; sanki tercümana ihtiyaç yok.
Domenico Tedesco’nun altı dili akıcı şekilde konuşabilmesi çok büyük bir özellik. Bu özellik, onu soyunma odasında yalnızca bir teknik direktör değil, aynı zamanda güçlü bir iletişim lideri haline getiriyor. Çünkü futbol sadece taktikten ibaret değildir. Bu motivasyon ve inanç ta oyunun en az plan kadar belirleyici unsurlarıdır. Bir teknik adamın vermek istediği hissin önce tercümana, ardından futbolculara aktarılması çoğu zaman istenen etkiyi tam olarak yaratamaz. Arada kaybolan kelimeler, eksilen tonlama ve zayıflayan duygu, mesajın gücünü azaltır.
Oysa Tedesco, yabancı futbolcularıyla doğrudan iletişim kurarak düşüncelerini, beklentilerini ve duygularını bire bir aktarabiliyor. Bu durum sahaya yansıyan oyunda net bir karşılık buluyor. Futbolcu, hocasının ne istediğini yalnızca duymuyor, hissediyor. İşte bu da takım içinde güveni, aidiyeti ve mücadele ruhunu üst seviyeye taşıyor.
Taktik olarak, takımındaki oyuncuların yeteneklerine göre 3-4-2-1 dizilişini benimsiyor. Amacı, futbolcularını saha yerleşiminde boş alanlar yaratarak hızla hücuma geçirmek ve rakip savunmayı zaman zaman bire birde geçebilmek.
Burnu Fatih Sultan Mehmet’e benzetilen Domenico Tedesco’nun kısa sürede takımı toparlamasının asıl nedeni, doğru ara transferleri iyi kullanması ve bu süreçte yönetimle uyum içinde olmasıdır.
Futbolda başarı, sadece saha kenarında alınan kararlarla değil, kulüp içindeki birliktelikle de doğrudan ilişkilidir. Teknik direktör ile yönetim aynı hedefe kilitlenmişse, bu uyum futbolculara da yansır. Oyuncular kendilerini güvende hisseder, motive olur ve sahaya çok daha inançlı çıkar.
Kısacası, teknik direktör ile yönetim arasındaki sağlıklı ilişki, takımın tamamını motive eder ve başarıya giden yolu açar. Tedesco’nun Fenerbahçe’de yarattığı etki, bunun en somut örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor.
Tam 11 yıldır Süper Kupa’yı kazanamayan Fenerbahçe’nin, finalde ezeli rakibi ve favori Galatasaray’ı iki farklı skorla yenerek kupayı müzesine götürmesinin ardında, İtalyan asıllı Alman hocanın oyunu çok iyi okuması ve rakibine fırsat vermemesi yatıyor. Ligde lider Galatasaray’ın adeta ensesine yapışan Fenerbahçe, rakibine gözdağı vererek şampiyonluk yarışında ne kadar ciddi olduğunu son transferlerle açıkça ortaya koydu. Tedesco, çok kısa sürede Fenerbahçe’yi yeniden diriltti ve taraftarların kalbini kazandı.
Çarşamba günü Lazio’da son maçını oynadıktan sonra Fenerbahçe’ye transfer olan Fransız Matteo Guendouzi’yi cesaretle Galatasaray karşısında ilk 11’de sahaya süren Tedesco, bu tercihinin meyvesini bir golle fazlasıyla aldı. Bence Fenerbahçe mucizesinde en büyük payın sahibi kendisidir. Tüm bu gelişmeler bir araya geldiğinde, ortaya son derece net bir tablo çıkıyor. Yönetim, doğru teknik adam tercihinin huzurunu yaşıyor.
Taraftar ise uzun zamandır özlemini duyduğu mücadeleci, akıllı ve sahaya karakter koyan bir takım izlemekten memnun. Biz medya açısından bakıldığında, sahada ne yaptığını bilen bir Fenerbahçe teknik direktörü görmek son derece sevindirici.. Kısacası, Domenico Tedesco yönetiminde ortaya çıkan bu tablo, kulübün doğru yolda ilerlediğinin en açık göstergesi. Söyledikleriyle yaptıkları örtüşen, futbol aklıyla konuşan bir teknik adamın takımın başında olması, kulüp adına umut veriyor.
Fatih Sultan Mehmet burunlu hoca, Mourinho sonrası sarı lacivertlilere adeta ilaç gibi geldi. Yönetim memnun, taraftar memnun; hatta biz medya bile fazlasıyla memnunuz.
Nitekim Mourinho, saha içinde ve dışında sadece kendisini ön plana çıkarma gayretiyle şov yapmayı amaçladı ve kısmen hedefine ulaştı. Rakiplerine ve özellikle hakemlere sataşması, Portekizli hocayı her geçen gün daha antipatik hale getirdi ve sarı lacivertli taraftarı bile isyan ettirdi. Nihayetinde bu başarısızlık sonucu kovulmaktan beter oldu. Arkasında ise dağılmış, enkaz altında kalmış bir kadro bıraktı.
Saadettin Saran başkan olduktan sonra futbolda köklü bir değişim yaşandı. Öncelikle Mourinho sonrası takımın başına 41 yaşındaki Domenico Tedesco getirildi.
Kendisini yakından tanır ve takdir ederim. Çalıştırdığı kulüplerde başarılı oldu. Domenico’nun soyadı Tedesco, yani İtalyanca “Alman” anlamına gelir. Zaten kendisi İtalya’nın Calabria bölgesinde doğmasına karşın henüz 2 yaşındayken ailesiyle birlikte Almanya’ya göç etti. Böylece hem İtalyan hem de Alman vatandaşı oldu. Tam 6 dil biliyor: İtalyanca, Almanca, İngilizce, Fransızca, İspanyolca ve Rusça. Bu durum soyunma odasında kendisine büyük bir avantaj sağlıyor; sanki tercümana ihtiyaç yok.
Domenico Tedesco’nun altı dili akıcı şekilde konuşabilmesi çok büyük bir özellik. Bu özellik, onu soyunma odasında yalnızca bir teknik direktör değil, aynı zamanda güçlü bir iletişim lideri haline getiriyor. Çünkü futbol sadece taktikten ibaret değildir. Bu motivasyon ve inanç ta oyunun en az plan kadar belirleyici unsurlarıdır. Bir teknik adamın vermek istediği hissin önce tercümana, ardından futbolculara aktarılması çoğu zaman istenen etkiyi tam olarak yaratamaz. Arada kaybolan kelimeler, eksilen tonlama ve zayıflayan duygu, mesajın gücünü azaltır.
Oysa Tedesco, yabancı futbolcularıyla doğrudan iletişim kurarak düşüncelerini, beklentilerini ve duygularını bire bir aktarabiliyor. Bu durum sahaya yansıyan oyunda net bir karşılık buluyor. Futbolcu, hocasının ne istediğini yalnızca duymuyor, hissediyor. İşte bu da takım içinde güveni, aidiyeti ve mücadele ruhunu üst seviyeye taşıyor.
Taktik olarak, takımındaki oyuncuların yeteneklerine göre 3-4-2-1 dizilişini benimsiyor. Amacı, futbolcularını saha yerleşiminde boş alanlar yaratarak hızla hücuma geçirmek ve rakip savunmayı zaman zaman bire birde geçebilmek.
Burnu Fatih Sultan Mehmet’e benzetilen Domenico Tedesco’nun kısa sürede takımı toparlamasının asıl nedeni, doğru ara transferleri iyi kullanması ve bu süreçte yönetimle uyum içinde olmasıdır.
Futbolda başarı, sadece saha kenarında alınan kararlarla değil, kulüp içindeki birliktelikle de doğrudan ilişkilidir. Teknik direktör ile yönetim aynı hedefe kilitlenmişse, bu uyum futbolculara da yansır. Oyuncular kendilerini güvende hisseder, motive olur ve sahaya çok daha inançlı çıkar.
Kısacası, teknik direktör ile yönetim arasındaki sağlıklı ilişki, takımın tamamını motive eder ve başarıya giden yolu açar. Tedesco’nun Fenerbahçe’de yarattığı etki, bunun en somut örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor.
Tam 11 yıldır Süper Kupa’yı kazanamayan Fenerbahçe’nin, finalde ezeli rakibi ve favori Galatasaray’ı iki farklı skorla yenerek kupayı müzesine götürmesinin ardında, İtalyan asıllı Alman hocanın oyunu çok iyi okuması ve rakibine fırsat vermemesi yatıyor. Ligde lider Galatasaray’ın adeta ensesine yapışan Fenerbahçe, rakibine gözdağı vererek şampiyonluk yarışında ne kadar ciddi olduğunu son transferlerle açıkça ortaya koydu. Tedesco, çok kısa sürede Fenerbahçe’yi yeniden diriltti ve taraftarların kalbini kazandı.
Çarşamba günü Lazio’da son maçını oynadıktan sonra Fenerbahçe’ye transfer olan Fransız Matteo Guendouzi’yi cesaretle Galatasaray karşısında ilk 11’de sahaya süren Tedesco, bu tercihinin meyvesini bir golle fazlasıyla aldı. Bence Fenerbahçe mucizesinde en büyük payın sahibi kendisidir. Tüm bu gelişmeler bir araya geldiğinde, ortaya son derece net bir tablo çıkıyor. Yönetim, doğru teknik adam tercihinin huzurunu yaşıyor.
Taraftar ise uzun zamandır özlemini duyduğu mücadeleci, akıllı ve sahaya karakter koyan bir takım izlemekten memnun. Biz medya açısından bakıldığında, sahada ne yaptığını bilen bir Fenerbahçe teknik direktörü görmek son derece sevindirici.. Kısacası, Domenico Tedesco yönetiminde ortaya çıkan bu tablo, kulübün doğru yolda ilerlediğinin en açık göstergesi. Söyledikleriyle yaptıkları örtüşen, futbol aklıyla konuşan bir teknik adamın takımın başında olması, kulüp adına umut veriyor.
Fatih Sultan Mehmet burunlu hoca, Mourinho sonrası sarı lacivertlilere adeta ilaç gibi geldi. Yönetim memnun, taraftar memnun; hatta biz medya bile fazlasıyla memnunuz.