Reha Erus Reha Erus

Günümüzde Hava Durumu Kanallarının Önemi

26.10.2025 Pazar | 09:55Son Güncelleme:

1981’de Amerika’ya gittiğimde, kaldığımız evde yukarıda bağımlısı olduğum Columbo dizisinde hırpani, sıradışı komiseri izlerken; aşağıdaki televizyonda Weather Channel (hava durumu kanalı) sabitlenmişti. Bu bana tuhaf gelirdi.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Weather Channel, her 15 dakikada bir önce ülkenin, sonra eyaletlerin, ardından dünyanın ve nihayetinde oturduğunuz bölgenin hava durumunu seyircilere aktarırdı. Tabii o zamanlar bugünkü teknoloji yoktu. Güneş, bulut, yağmur, kar simgeleri ön plandaydı.

Aradan yıllar geçti ve Weather Channel hala reyting rekorları kırıyor. En çok izlenen paralı kanallardan biri. Artık radar, haritalar, uydudan kuş bakışı görüntüler ve yerden canlı yayınlarla hava tahminlerini verebiliyor. Yanılma payı ise neredeyse sıfır. Ani doğal afetlerde canlı yayın aracı olay yerinde bitiyor.

O zamanlar genç sayılırdım ve 60 yaş üstü Amerikalılar’ın hava durumuna bu kadar önem vermelerini pek anlamazdım.

Şimdi ise her sabah radyodan tahminleri dinliyor, internetten takip ediyorum. Gerekirse akraba ve dostlara soruyorum.

Malum, iklimler değişiyor. İçinde bulunduğumuz hafta birçok bölgemizde kötü hava koşullarına tanık olduk. Seller köprüleri yerinden etti. Foça’da sokakta sandalla, botla kürek çekenler oldu. Araçlar sürüklendi, kaybolanlar oldu. Karadeniz kentlerinde de keza.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Ege’de, bizim köyde bir günde dört mevsimi yaşadık. Sabah balkonda kahvaltı ederken birden etrafımızı kara bulutlar sardı. Yağmur öyle bir indirdi ki göz gözü görmedi. Ardından sanki gök delindi, yıldırım evimizin çok yakınına düştü. Bu moral bozukluğuyla modemimiz dumanlar çıkararak sizlere ömür oldu. Elektrikler kesildi, geldi gitti; bu arada beyaz eşyaların da kafası attı.
Sonra kar gibi dolu yağdı, evi su bastı. Ertesi gün İstanbul’a gitmeye karar verdik. Gelin görün ki hava birden açtı; günlük güneşlik oldu, sıcaklık 25 dereceye çıktı.

Dün de İstanbul'da bir telaş başladı. Gökyüzü sabahın erken saatlerinden itibaren kararınca, İstanbul Valiliği çocukların güvenliği için okulları erken tatil etti. Doğru bir karardı elbette. Kim ister, küçüklerin o yoğun yağmurda trafikte kalmasını?

Ancak İstanbul bu kararlara alışık değil. Hava durumu değiştiğinde, şehir adeta nefesini tutuyor. Birkaç saat içinde yollar kilitleniyor, toplu taşıma dolup taşıyor, sinirler geriliyor. Sanki yağmurla birlikte sabrımız da onunla akıp gidiyor.

Havalimanında tahminlere baktım. Fırtına bekleniyordu. İstanbul’a kara bulutların arasında mücadele ederek indik. İGA’dan Bağlarbaşı’na 2,5 saatte ulaşabildik. Trafik feciydi ve yağmura silecekler yetişmiyordu. Gece, gök gürültüsü ve şiddetli sağanak nedeniyle pek uyuyamadık. Neyse ki bugün Kıbrıs’a uçacağız. Tahminlere göre hava parçalı bulutlu olmasına karşın sıcaklık 28 derece olacakmış.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Küresel iklim değişikliği artık hayatın kenarında duran bir konu değil; tam ortasında. Eskiden mevsim geçişleri yumuşaktı, şimdi sert. Ani sağanaklar, bir saatte yaşanan mini fırtınalar, dolular... İstanbul gibi metropoller bu tür hava olaylarından en çok etkilenen yerler. Çünkü milyonlarca insan aynı anda aynı yöne gitmeye çalışıyor.

İklim değişikliğinin temel nedeni, insan faaliyetleri sonucu atmosfere salınan sera gazlarının (özellikle karbondioksit) artması. Bu gazlar yeryüzündeki ısıyı hapsediyor, ve dünyanın doğal dengesini bozuyor Sonuç: Daha sıcak yazlar, ani yağışlar ve öngörülemez hava olayları.

Yetkililerin böyle günlerde, düzenleme yapması yerinde bir önlem. Fakat bu önlemler alınırken, şehir trafiğinin yönetimi de eş zamanlı planlanmalı. Böylece ani yoğunluk, zincirleme bir kaosa dönüşmeden hafifletilebilir.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Küresel değişiklikler ve insanlığın doğaya vurdumduymazlığı sayesinde iklim değişikliğini her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Ve Komiser Columbo yerine hava tahmini izlemenin, artık çok daha önemli olduğunu fark etme zamanı geldi de geçti bile.

Bugün Amerika’da Weather Channel’in önemi her geçen gün daha fazla hissediliyor.

Türkiye'de de The Weather Channel gibi kanalın olması, hem bilgilendirici hem de yönlendirici olurdu. Çünkü biz genellikle havayı konuşuyoruz ama hava koşullarına göre yaşamayı pek bilmiyoruz. Oysa şehir planlamasından toplu taşıma düzenine kadar, meteoroloji artık günlük hayatın tam kalbinde.

Belki de İstanbul’un kendisine söyleyeceği söz şu olmalı; "Yağmuru ,fırtınayı durduramayız ama bu havalarda akıllıca hareket etmeyi öğrenmeliyiz.

GÖKYÜZÜ HEP ORADA, DEĞİŞMESİ GEREKEN BİZİZ.