Bu haber sadece bir ticari karar değil, binlerce üreticinin, çiftçinin, ihracatçının emeğini doğrudan etkileyen gelişme. Türkiye, yıllardır dünya fındık üretiminde açık ara lider. Karadeniz'in bereketli topraklarında yetişen fındık, hem ekonomimize hem de ihracatımıza ciddi katkı sağlıyor. Ancak son yıllarda iklim değişikliği, don olayları, yanlış planlama ve verim düşüklüğü fındık üretiminde ciddi bir sorun haline geldi.
Bütün dünyada, özellikle büyüme çağındaki çocuklar için pediatri uzmanlarının bile şiddetle önerdiği Nutella, bugüne kadar Türk fındığının dışında, başka ülkelerden ithal ettiği fındıklarla lezzet açısından aynı sonucu alamamıştı.
Edinilen bilgiye göre Ferrero Grubu, ilk imalatını 1964 yılında yapıp piyasaya sürdüğü fındıklı çikolata kremasıyla bütün dünyada ses getirmişti. Şimdi ise kendine özgü kavanozundaki bu efsane lezzetin, olmazsa olmazı Türk fındığının yerine, alternatif arayışlarına girmiş durumda.
Bu yaz başında beklenmedik don olayı ve zararlı böcek salgını nedeniyle piyasadaki fındık miktarının azalması, tüccarların da alım fiyatını neredeyse iki katına çıkarması, İtalyanları fazlasıyla ürkütmüş görünüyor.
Daha önce de üretimde fındık sıkıntısı yaşayan grup, Şili ve ABD’den fındık ithal etmiş ancak Türk fındığındaki tadı yakalamakta zorluk çekmişti.
Aynı gazetenin internet sitesinde, normalde yılda 600 ila 700 bin ton fındık üretilen Kuzey Karadeniz bölgesinde, bu yılki rekoltenin 500 bin tona kadar düşebileceği, hatta Türk Fındık Satış Birliği (Fiskobirlik)’e göre bu rakamın 300 bin tona kadar revize edilebileceği duyuruldu. Don olayı ve sputnik (kokarca) adı verilen kahverengi mermer kokulu böcek istilası nedeniyle hasadın tehlikeye düşmesi sonucu, ton başı 9.000 dolar olan fiyatın iki katına çıkarak 18.000 dolardan işlem göreceği belirtiliyor.
Son dönemde yaşanan zararlı böcek salgını, piyasadaki fındık miktarını ciddi biçimde azalttı. Bu durum, Türkiye'nin en büyük alıcılarından biri olan İtalyan üreticileri de tedirgin etmiş görünüyor.
Nutella gibi markalar, kendi üretimlerini korumak için yeni tedarikçiler ararken, bizim de aynı hızla önlem almamız ve ihracattaki kaybı engellememiz gerekiyor.
Fındık üretimi için hem bilimsel hem de tarımsal tedbirleri bir an önce devreye sokmalıyız. Bugün bu süreci doğru yönetirsek, yarın Türkiye fındığı yeniden dünya sahalarında hak ettiği yeri tekrar alacaktır. Ferrero Hazelnut Company Genel Müdürü Marco Botta, Financial Times’a yaptığı açıklamada, “Bu yıl çok geniş kapsamda stoğumuz mevcut. Hiç acelemiz yok. Alternatifler üzerinde çalışıyoruz.” dedi.
Genel Müdür Marco Botta bunu söyledi ama Ferrero Grubu’nun, damak tadına alıştıkları Nutella’dan vazgeçemeyen tüketicilerini hayal kırıklığına uğratma lüksü yok gibi görünüyor.
Ferrero'nun Türkiye'den fındık alımını durdurması hepimiz için üzücü bir gelişme oldu. Bu kararın ardından Sırbistan ve Romanya, Karadeniz iklimine yakın toprak yapılarından faydalanarak fındık üretimine yöneldi.
Ferrero'nun, Türkiye'den tedarik edemediği fındığı bu ülkelerden temin etmeye çalışması da dikkat çekici. Zirai don ve kokarca böceğinin kurbanı olan fındık üreticilerinin zorunlu fiyat artışı üzerine, toprağı Karadeniz toprağına yakın özellikte olduğu söylenen Sırbistan ile bir anlaşmaya gidildi ve bu ülkeye tam 1 milyon 800 bin fındık fidanı bağışlandı. Bu arada, Karadeniz iklimine benzer koşullara sahip Romanya da 500 bin fidanla işin içine girdi.
Ferrero’nun niyeti, bu ülkelerde fındık tarımını sil baştan başlatmak, İtalyan tarım mühendisleriyle geleceğe ışık tutmak ve grubu güçlendirmek. Grup, teknik destek sistemiyle Sırbistan ve Romanya’da eğitim merkezleri kurarak üretimi gelecek yıllar için garanti altına almayı hedefliyor. Ferrero'nun bu kararı, elbette bizim için üzücü. Fakat bu durumu yalnızca dışa dönük bir kayıp olarak değil, içeride yeniden yapılanma fırsatı olarak görmeliyiz. Çünkü sorun aslında tek bir alıcının tercihi değil, üretim istikrarımızdaki kırılganlık.
Bu bize şunu gösteriyor: Kendimizi hiçbir zaman garantide hissetmemeliyiz. Çünkü doğa olayları, iklim değişiklikleri ya da beklenmedik afetler üretimi etkilediğinde, biz ürünü eksik verdiğimiz anda Nutella gibi büyük tedarikçiler üretimi durdurup başka ülkelere yönelebiliyor.
Bu kaybı yaşamamak, fındıkta liderliğimizi koruyabilmek için hep birlikte bazı adımlara dikkat etmemiz şart. Nasıl mı?
. Üreticiye yönelik destek politikaları güçlendirilmeli,
. Kalite ve sürdürülebilirlik esas alınmalı. Fındıkta markalaşma ve katma değer yaratma süreci hızlandırılmalı,
. Kooperatifler ve yerel birlikler aktif şekilde devreye girmeli.
.Ayrıca Nutella gibi, dünya devleriyle iletişim yeniden kurulmalı.
Güveni kazanmanın yolu istikrarlı üretimden, kalite standardını korumaktan ve uzun vadeli iş birliğini sürdürmekten geçiyor Fındık üretimiyle doğrudan ilgilenen kurum Tarım ve Orman Bakanlığı. Bu nedenle bu süreçte en büyük sorumluluk da onlara düşüyor. Unutmayalım, fındık sadece bir tarım ürünü değil, ülkemizin emeği, geleneği ve dünyaya açılan yüzüdür. Bugün bu süreci doğru yönetirsek, yarın Türkiye fındığı yeniden dünya sahalarında hak ettiği yeri alacaktır.
İtalyanlar fındık konusunda dünyada söz sahibi ülkelerden biridir. Babamın Roma yakınlarındaki Lago di Vico Gölü kıyısında küçük bir fındık bahçesi vardı. Toplam 18 ağaçlık bir bahçeydi. Hatırlıyorum, zamanı gelince gider, kamp kurar ve bol bol kırıp, taze fındık yerdik. Güzel günlerdi. Sonra bahçeyi belediyeye sattı.
Tekrar asıl konuya dönersek; Fiskobirlik, devlet desteğiyle Nutella konusunda dikkatli bir politika izlemeli, Ferrero grubunun taleplerini dikkate almalı ve yıllardır süregelen Türk fındığı iş birliğini sürdürmek için çaba göstermelidir. Türk fındığının dünya markalarındaki yerini korumak adına İtalyanlarla yeniden masaya oturup bir anlaşmaya varılması büyük önem taşımaktadır. Zira İtalyanlar, verdikleri karardan dönebilecek kadar olgun ve uzlaşmaya açık insanlardır.
Oğlum “merenda” yani kahvaltı ve atıştırmalık saatlerinde Nutella tüketirdi. Yetişkin olarak hala Nutella ’dan vazgeçemedi. Türk fındıksız bir Nutella, benim gibi, milyonlarca tüketici içinde asla düşünülemez.
Dünya bilsin ki; fındığın gerçek lezzeti hala Karadeniz’in bereketli topraklarında, Türk üreticisinin alın terinde hayat buluyor. Türk fındığının o eşsiz tadı ne formüllerde saklı, ne de fabrikalarda...Onun lezzeti KARADENİZ TOPRAĞINDA...
Bu haber sadece bir ticari karar değil, binlerce üreticinin, çiftçinin, ihracatçının emeğini doğrudan etkileyen gelişme. Türkiye, yıllardır dünya fındık üretiminde açık ara lider. Karadeniz'in bereketli topraklarında yetişen fındık, hem ekonomimize hem de ihracatımıza ciddi katkı sağlıyor. Ancak son yıllarda iklim değişikliği, don olayları, yanlış planlama ve verim düşüklüğü fındık üretiminde ciddi bir sorun haline geldi.
Bütün dünyada, özellikle büyüme çağındaki çocuklar için pediatri uzmanlarının bile şiddetle önerdiği Nutella, bugüne kadar Türk fındığının dışında, başka ülkelerden ithal ettiği fındıklarla lezzet açısından aynı sonucu alamamıştı.
Edinilen bilgiye göre Ferrero Grubu, ilk imalatını 1964 yılında yapıp piyasaya sürdüğü fındıklı çikolata kremasıyla bütün dünyada ses getirmişti. Şimdi ise kendine özgü kavanozundaki bu efsane lezzetin, olmazsa olmazı Türk fındığının yerine, alternatif arayışlarına girmiş durumda.
Bu yaz başında beklenmedik don olayı ve zararlı böcek salgını nedeniyle piyasadaki fındık miktarının azalması, tüccarların da alım fiyatını neredeyse iki katına çıkarması, İtalyanları fazlasıyla ürkütmüş görünüyor.
Daha önce de üretimde fındık sıkıntısı yaşayan grup, Şili ve ABD’den fındık ithal etmiş ancak Türk fındığındaki tadı yakalamakta zorluk çekmişti.
Aynı gazetenin internet sitesinde, normalde yılda 600 ila 700 bin ton fındık üretilen Kuzey Karadeniz bölgesinde, bu yılki rekoltenin 500 bin tona kadar düşebileceği, hatta Türk Fındık Satış Birliği (Fiskobirlik)’e göre bu rakamın 300 bin tona kadar revize edilebileceği duyuruldu. Don olayı ve sputnik (kokarca) adı verilen kahverengi mermer kokulu böcek istilası nedeniyle hasadın tehlikeye düşmesi sonucu, ton başı 9.000 dolar olan fiyatın iki katına çıkarak 18.000 dolardan işlem göreceği belirtiliyor.
Son dönemde yaşanan zararlı böcek salgını, piyasadaki fındık miktarını ciddi biçimde azalttı. Bu durum, Türkiye'nin en büyük alıcılarından biri olan İtalyan üreticileri de tedirgin etmiş görünüyor.
Nutella gibi markalar, kendi üretimlerini korumak için yeni tedarikçiler ararken, bizim de aynı hızla önlem almamız ve ihracattaki kaybı engellememiz gerekiyor.
Fındık üretimi için hem bilimsel hem de tarımsal tedbirleri bir an önce devreye sokmalıyız. Bugün bu süreci doğru yönetirsek, yarın Türkiye fındığı yeniden dünya sahalarında hak ettiği yeri tekrar alacaktır. Ferrero Hazelnut Company Genel Müdürü Marco Botta, Financial Times’a yaptığı açıklamada, “Bu yıl çok geniş kapsamda stoğumuz mevcut. Hiç acelemiz yok. Alternatifler üzerinde çalışıyoruz.” dedi.
Genel Müdür Marco Botta bunu söyledi ama Ferrero Grubu’nun, damak tadına alıştıkları Nutella’dan vazgeçemeyen tüketicilerini hayal kırıklığına uğratma lüksü yok gibi görünüyor.
Ferrero'nun Türkiye'den fındık alımını durdurması hepimiz için üzücü bir gelişme oldu. Bu kararın ardından Sırbistan ve Romanya, Karadeniz iklimine yakın toprak yapılarından faydalanarak fındık üretimine yöneldi.
Ferrero'nun, Türkiye'den tedarik edemediği fındığı bu ülkelerden temin etmeye çalışması da dikkat çekici. Zirai don ve kokarca böceğinin kurbanı olan fındık üreticilerinin zorunlu fiyat artışı üzerine, toprağı Karadeniz toprağına yakın özellikte olduğu söylenen Sırbistan ile bir anlaşmaya gidildi ve bu ülkeye tam 1 milyon 800 bin fındık fidanı bağışlandı. Bu arada, Karadeniz iklimine benzer koşullara sahip Romanya da 500 bin fidanla işin içine girdi.
Ferrero’nun niyeti, bu ülkelerde fındık tarımını sil baştan başlatmak, İtalyan tarım mühendisleriyle geleceğe ışık tutmak ve grubu güçlendirmek. Grup, teknik destek sistemiyle Sırbistan ve Romanya’da eğitim merkezleri kurarak üretimi gelecek yıllar için garanti altına almayı hedefliyor. Ferrero'nun bu kararı, elbette bizim için üzücü. Fakat bu durumu yalnızca dışa dönük bir kayıp olarak değil, içeride yeniden yapılanma fırsatı olarak görmeliyiz. Çünkü sorun aslında tek bir alıcının tercihi değil, üretim istikrarımızdaki kırılganlık.
Bu bize şunu gösteriyor: Kendimizi hiçbir zaman garantide hissetmemeliyiz. Çünkü doğa olayları, iklim değişiklikleri ya da beklenmedik afetler üretimi etkilediğinde, biz ürünü eksik verdiğimiz anda Nutella gibi büyük tedarikçiler üretimi durdurup başka ülkelere yönelebiliyor.
Bu kaybı yaşamamak, fındıkta liderliğimizi koruyabilmek için hep birlikte bazı adımlara dikkat etmemiz şart. Nasıl mı?
. Üreticiye yönelik destek politikaları güçlendirilmeli,
. Kalite ve sürdürülebilirlik esas alınmalı. Fındıkta markalaşma ve katma değer yaratma süreci hızlandırılmalı,
. Kooperatifler ve yerel birlikler aktif şekilde devreye girmeli.
.Ayrıca Nutella gibi, dünya devleriyle iletişim yeniden kurulmalı.
Güveni kazanmanın yolu istikrarlı üretimden, kalite standardını korumaktan ve uzun vadeli iş birliğini sürdürmekten geçiyor Fındık üretimiyle doğrudan ilgilenen kurum Tarım ve Orman Bakanlığı. Bu nedenle bu süreçte en büyük sorumluluk da onlara düşüyor. Unutmayalım, fındık sadece bir tarım ürünü değil, ülkemizin emeği, geleneği ve dünyaya açılan yüzüdür. Bugün bu süreci doğru yönetirsek, yarın Türkiye fındığı yeniden dünya sahalarında hak ettiği yeri alacaktır.
İtalyanlar fındık konusunda dünyada söz sahibi ülkelerden biridir. Babamın Roma yakınlarındaki Lago di Vico Gölü kıyısında küçük bir fındık bahçesi vardı. Toplam 18 ağaçlık bir bahçeydi. Hatırlıyorum, zamanı gelince gider, kamp kurar ve bol bol kırıp, taze fındık yerdik. Güzel günlerdi. Sonra bahçeyi belediyeye sattı.
Tekrar asıl konuya dönersek; Fiskobirlik, devlet desteğiyle Nutella konusunda dikkatli bir politika izlemeli, Ferrero grubunun taleplerini dikkate almalı ve yıllardır süregelen Türk fındığı iş birliğini sürdürmek için çaba göstermelidir. Türk fındığının dünya markalarındaki yerini korumak adına İtalyanlarla yeniden masaya oturup bir anlaşmaya varılması büyük önem taşımaktadır. Zira İtalyanlar, verdikleri karardan dönebilecek kadar olgun ve uzlaşmaya açık insanlardır.
Oğlum “merenda” yani kahvaltı ve atıştırmalık saatlerinde Nutella tüketirdi. Yetişkin olarak hala Nutella ’dan vazgeçemedi. Türk fındıksız bir Nutella, benim gibi, milyonlarca tüketici içinde asla düşünülemez.
Dünya bilsin ki; fındığın gerçek lezzeti hala Karadeniz’in bereketli topraklarında, Türk üreticisinin alın terinde hayat buluyor. Türk fındığının o eşsiz tadı ne formüllerde saklı, ne de fabrikalarda...Onun lezzeti KARADENİZ TOPRAĞINDA...