Reha Erus Reha Erus

Infantino'nun Dünya Kupası'nı Sevmedim

23.07.2026 Perşembe | 10:59Son Güncelleme:

Aynı zamanda bir spor yazarıyım. Bugüne kadar dört Dünya Kupası finalini yerinde izledim.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

1982 yılında İspanya’da düzenlenen büyük futbol şöleninde, daha sonra dünya şampiyonu olacak İtalya Milli Takımı’nı takip etme görevi bana verilmişti. İtalya, İspanya’nın Galicia bölgesinde maçlarını oynuyor, kampını ise Vigo’da yapıyordu.

O dönemde iletişim şartlarının ne kadar zor olduğunu bana sorun. Türkiye ile telefon bağlantısı kurmak neredeyse imkansızdı. Basın merkezinden acil telefon yazdırabilmek için bile en az iki saat beklemek gerekiyordu. Çektiğimiz fotoğrafları telefoto sistemiyle gazeteye göndermek ise başlı başına bir sıkıntıydı. Telefoto sırası beklemek de ayrı bir eziyetti.

Sonuçta İtalya, beklenmedik bir çıkış yaparak rakiplerini birer birer eledi ve Madrid’te Batı Almanya ile oynadığı finali 3-1 kazanarak dünya şampiyonu oldu.

1994 Dünya Kupası ABD’de düzenlendi. Teknolojinin gelişmesi sayesinde medya mensupları iletişim ve haber aktarımı konusunda büyük ölçüde rahatladı. Ancak bu kez de maçları takip edebilmek için uzun uçak yolculukları yapmak zorunda kaldık.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Final karşılaşması, Los Angeles’ın Pasadena banliyösünde İtalya ile Brezilya arasında 43 derece sıcakta oynandı. O günü çok iyi hatırlıyorum. Tribünlerdeki seyircileri serinletmek için tazyikli su sıkılmış, böylece bunaltıcı sıcak biraz olsun hafifletilmişti. İtalya, uzatmaların ardından penaltılara kalan finalde Roberto Baggio’nun son penaltıyı kaçırmasıyla kupayı Brezilya’ya kaptırdı.

Neyse, gelelim İspanya’nın hak ederek kazandığı Dünya Kupası’na.

ABD, Kanada ve Meksika’nın ortaklaşa düzenlediği bu futbol şölenine damgasını ise ABD Başkanı Donald Trump vurdu. Kendini adeta bir futbol otoritesi gibi gören Trump’ın, FIFA Başkanı Gianni Infantino üzerinde büyük bir etkisi olduğu gözlerden kaçmadı. Hatta öyle ki Infantino’nun, Trump gibi giyinmeye, kravatının rengini bile ona benzetmeye başladığı yorumları yapıldı.

Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri, ABD’li futbolcu Florin Balangon’un gördüğü kırmızı kart sonrası yaşandı. Trump’ın, "O pozisyon kırmızı kartlık değildi." diyerek futbolcunun tek maçlık cezasının kaldırılmasını istediği, Infantino’nun da yoğun tepkilere rağmen bu talebi kabul ettiği iddia edildi. Bu olay, ikili arasındaki yakın ilişkinin en somut göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.

Tam da bu satırları yazarken dikkat çekici bir iddia gündeme düştü. Etkili yayın organlarından New York Post, Donald Trump’ın Gianni Infantino’yu Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği için desteklemeyi düşündüğünü öne sürdü. Gazetenin haberine göre Trump, 31 Aralık 2026’da görev süresi dolacak olan Antonio Guterres’in yerine Infantino’nun seçilebilmesi için BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri nezdinde girişimlerde bulunmayı planlıyor. Haberde, Dünya Kupası sonrasında Trump ile Infantino’nun dünya siyasetinde de birlikte hareket edebileceği yorumuna yer verildi.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Dünya Kupası'nda, beni en çok düşündüren konulardan biri de FIFA'nın siyasallaşması oldu. Fifa’nın futbolun dışına taşan bir görüntü vermesi ise doğru değildi. Eskiden FIFA, yalnızca futbolun kurallarını koyan ve organizasyonları düzenleyen bir kurum olarak görülürdü. Bugün ise dünya siyasetinin tam ortasında yer alan küresel bir güç haline gelmiş durumda.

Gianni Infantino'nun özellikle Donald Trump ile verdiği yakın görüntüler, futbol dünyasında olduğu kadar uluslararası kamuoyunda da tartışma yarattı. Final töreninden organizasyonun birçok önemli anına kadar Trump'ın sürekli ön planda tutulması, FIFA'nın siyasi tarafsızlığı konusunda soru işaretlerini artırdı. Bu Dünya Kupası'nın en çok eleştirilen yönlerinden biri oldu.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Dünya Kupası boyunca birçok ülke federasyon başkanıyla sorun yaşayan Gianni Infantino’nun, Donald Trump’ın desteği sayesinde bu sıkıntıları büyük ölçüde aştığı da konuşuluyor. Buna karşılık Trump’ın katkısıyla FIFA’nın önemli ticari gelirler elde ettiği biliniyor.
Buna örnek olarak, maçların her iki devresinin 22. dakikasında verilen su molalarının reklam gelirleri gösteriliyor. İddialara göre FIFA, yalnızca bu reklam uygulamasından yaklaşık 250 milyon dolar gelir elde etti. Kanada’da serin havada oynanan karşılaşmalarda bile su molası verilmesi, birçok kişi tarafından şaşkınlıkla karşılandı.

Futbol kamuoyunda bu molaların, yayıncı kuruluşlara reklam alanı açmak amacıyla planlandığı yönünde ciddi eleştiriler yapıldı. Eski futbolcular, teknik direktörler ve yorumcular, futbolun doğal akışının reklam uğruna kesilmesini doğru bulmadıklarını dile getirdi.
Bir başka tartışma konusu ise final seremonisiydi. Turnuvanın resmi şarkısı dışında final konserinde sahne alan dünyaca ünlü Kolombiyalı sanatçı Shakira’ya 17.5 milyon dolar ödendiği öne sürüldü. Bu rakam, FIFA’nın "parayı bol keseden dağıttığı" yönündeki eleştirileri de beraberinde getirdi.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Infantino'nun üzerinde durduğu bir başka konu ise Dünya Kupası'na katılacak ülke sayısının artırılması.

Ancak Dünya Kupası'nı değerli yapan, ona katılmanın ne kadar zor olduğudur. Birçok eski futbolcu ve teknik adam, Dünya Kupası'nın giderek ticari bir organizasyona dönüştüğünü, sportif rekabetin ise ikinci plana itildiğini söylüyor.

Elbette bizim durumumuz da ayrı bir hayal kırıklığıydı. Koca turnuvada tek bir Türk hakemin görev alamaması düşündürücüydü. Büyük umutlarla, adeta VİP töreniyle uğurlanan ve neredeyse kupayla döneceğine inanılan A Milli Takımımızın yaşadığı fiyasko ise ne yazık ki kısa sürede unutuldu.

Ancak üzülmeyelim. Görünen o ki Gianni Infantino, görevini sürdürebilmek adına neredeyse tüm FIFA üyelerinin eleme oynamadan katılabileceği bir Dünya Kupası hayal ediyor. Daha şimdiden gelecek turnuvada takım sayısının 60’a çıkarılabileceği yönündeki iddialar kulislerde konuşulmaya başlandı.

Dünya Kupası sona ererken uluslararası basında dikkat çekici kulis haberleri yer aldı. Bazı yayın organları, Donald Trump'ın görev süresi dolacak olan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in yerine Gianni Infantino'nun adını destekleyebileceğini öne sürdü.
Bu iddialar resmi olarak doğrulanmış değil.

Dünya Kupası boyunca Donald Trump ile Gianni Infantino arasında kurulan yakın ilişkinin ardından uluslararası basında ortaya atılan BM Genel Sekreterliği iddiaları ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor: Bu yakınlık yalnızca futbolun doğal akışı mıydı, yoksa perde arkasında çok daha farklı siyasi hesaplar mı vardı?

Sonuç olarak İspanya’nın hak ederek kazandığı bir Dünya Kupası izledik. İspanya ile Donald Trump arasındaki siyasi gerilim de turnuvaya yansıdı. Filistin’e açık destek veren bazı İspanyol futbolcuların, İsrail yanlısı politikalarıyla eleştirilen ABD Başkanı Trump’ın elini sıkmak istemedikleri öne sürüldü. Zor durumda kalan FIFA Başkanı Gianni Infantino ise madalya töreninde taraflar arasında adeta arabuluculuk yapmak zorunda kaldı.

Dünya Şampiyonu olan İspanya’nın Madrid’e dönüşünde kaptan Rodri’nin prestijli Dünya Kupası’nı bir plastik torbada taşıması ise alenen FİFA ve Başkanı Gianni İnfantino’ya karşı bir tepki olarak okundu. Bugün FIFA, milyarlarca dolarlık ekonomik gücüyle yalnızca spor dünyasını değil, uluslararası siyaseti de etkileyen bir organizasyona dönüşmüş durumda. İşte beni asıl rahatsız eden de bu.

Milyarlarca doların döndüğü bu Dünya Kupası’nda Trump–Infantino iş birliğini ne beğendim ne de sevdim. Üstelik doğru da bulmadım.