Antik İasos’taki evimizde bir çoban köpeğimiz ve 26 kedimiz var. Titan dışında hepsi bahçede yaşıyor ve onların tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz; kısırlaştırma, aşıları ve elbette günlük mamaları… Her birinin de adı var.
Sabahları kedilerimize de bakan yardımcımız Aynur ile görüşüyoruz. Bir sorun olursa hemen köydeki veterinerimiz sevgili Burak ile iletişime geçiyoruz.
Geçenlerde kedi sayısı 28’e ulaşmış. Zaten kedilerden kurtulmak isteyenler, bizim evin kapısına bırakıyorlar.
Bağlarbaşı’nda ise parkta mesken tutan kedileri sabah akşam besliyoruz. Bunu da gönülden yapıyoruz.
İstanbul’un sabahları erken uyananları vardır. Fırıncılar, balıkçılar, vapur düdükleri… Bir de kediler. Şehrin en sessiz ama en kalabalık sakinleri onlar. Gürültü yapmıyorlar. Ne tapuları var ne kira sözleşmeleri ama İstanbul’un gerçek sahipleri olduklarını kimse inkar edemez.
Geçenlerde Fransız haber ajansı AFP, İstanbul’un kedileriyle ilgili bir belgesel hazırlamış. Araştırdım; bugüne kadar bu konuyu işleyen tam 34 görüntülü haber ya da hikaye yapılmış. Kedilerin egemen olduğu şehir… Boğaz’ın simgesi canlı hayvanlar; yani sokak kedileri.
Patililerin İstanbul’da en çok yaşadığı semt Cihangir. Kedileri konu edenler, çekim için soluğu Cihangir’de alıyorlar. Sokakta yaşamalarına rağmen her birinin bir besleyici ailesi var. Kapı önlerinde su ve mama kapları eksik olmuyor.

Bazıları daha da şanslıdır. Metro istasyonlarında sıcak köşeleri keşfetmiş olanlar vardır. Bu kediler metrolarda yaşıyor. Geçenlerde Marmaray’ın Üsküdar İstasyonu’nda iki kedi turnikenin üzerine keyifle yatmıştı. Kimse onları rahatsız etmek istemediği gibi, kalan turnikelerin önünde kuyruğa girerek kartlarını okutabildi. Sıcak yeri bulmuşlar, kuyruklarını sıkıştırmışlar; mutlu görünüyorlardı. Onlara “oradan kalk” denmez. Yolcular kartlarını okutmak için başka turnikeye yönelir. İstanbul’da bazen kuraları kediler koyar.
Avrupa’da en çok kedi Fransa ve Almanya’da; sayı 10 milyonun üzerinde görünüyor. Hemen hepsi ev kedisi. Sokak kedisi yok denecek kadar az ve haliyle çoğu cins. Türkiye’de ise tahmini kedi sayısı 7 milyon civarında. Ev kedisi sayısının 650 bin olduğu belirtiliyor.
Eskiden kuru ya da yaş mama yoktu. Evdeki yemek artıkları kedilerin gıdasıydı. Ama artık devir değişti. Mamalar neredeyse yok satıyor. 15 kiloluk kâğıt çuvallar revaçta.
Her ne kadar köpekleri terbiye edebilseniz de kediler için o kelime yok sayılır. Temizlikleri titizlik derecesindedir. Uykuyu severler; ortalama 17 saat uyurlar, rüya bile görürler. Örneğin bizim Titan hem uykucudur hem de rüya görürken mırıldanır. Bazen korkuyla uyanır, etrafına bakınır ve koynuma girer.
Sosyal medyayı tarıyorum. Kedilerle ilgili 10 konu varsa, köpeklerle ilgili ancak 2 tane gözüme ilişir. Son zamanlarda yapay zeka, kedi hikayelerini biraz sulandırdı ama… Gerçeküstü olanlar pek yakışmıyor.
Yıllar önce Catwoman (Kedi Kadın) adlı filmin basın tanıtımına gitmiştim. Halle Berry başroldeydi. Röportaj sırasında elbette konu kedilerdi. Altı tane kedisi olduğunu söyledi ve aslında bu filmi kabul etmeden önce onları ayrıntıyla izlediğini itiraf etti.
Bir başka Hollywood yıldızı Brad Pitt ise, “Kedi sevmeyenlere güvenemem” diyerek patililere olan bağlılığını dile getirdi.
Kedilerin görevi kentlerde yaşayan fareleri avlamaktır. Zaten zaman zaman kediler bu iş için beslenir. Baktım; İstanbul, bunca nüfusuna karşın fareyle mücadelede kediler sayesinde hayli başarılı. En çok farenin ise New York ve Paris’te bulunduğu söyleniyor.
“Kediler nankördür” diyenlere samimi yanıtım şu: Çocukluğumdan beri evimizde hep kedi oldu. Onları öfkelendirmedikçe tırnaklarını çıkarmazlar. Yeter ki karınlarına dokunmayın. En duyarlı ve huylandıkları bölgedir. Isırma yolunu seçebilirler. Bir kedi sevgisini köpek gibi bağırarak göstermez. Sessizdir, mesafelidir ama gerçekçidir. Güveni kazandığınızda koynunuza girer, mırıldanır, orada olduğunu hissettirir. İstanbul gibi bir kez bağlandınız mı kopamazsınız.
Konumuz İstanbul kedileriydi… Nerelere geldik. YouTube’a girip “İstanbul kedileri” yazarsanız karşınıza onlarca belgesel çıkar.
Dünyanın en değerli kedileri arasında en arananı Bengal cinsidir. Soyu sanki çitalardan gelmiş gibidir. Sonra İran kedileri, daha sonrasında ise tek gözü yeşil, diğeri mavi olan Ankara ve Van kedileri gelir. Amerika kıtasında ise uzun tüylü Maine Coon öne çıkar. British Shorthair, Siyam ve Birmanya kedileri de evde beslemek için idealdir.

Kedilerin yaş ortalaması 12’dir. Ancak son yıllarda sağlıklı beslenme ve sık veteriner kontrolüyle bu rakam 16 sınırına dayandı. Bizim kara kedimiz Zeytin 22 yıl yaşadı ama son üç yılında sağlık sorunlarıyla bize epey çektirdi, rahmetli.
Bir sabah Cihangir’de yürürken, kaldırım kenarında kahvesini yudumlayan bir esnafla aynı rahatlıkta uzanmış bir kedi görürsünüz.
Yanından geçenlere aldırmaz, acele etmez. Çünkü İstanbul kedisi bilir: Bu şehir ona dokunmaz. O da şehre karışır.
Cihangir’de kediler çoktur. Bu bir tesadüf değildir. Semtin dokusunda sanatçılar, yazarlar, entelektüel insanlar fazladır ve hayatlarında mutlaka bir hayvan dostları vardır. Evlerinde, atölyelerinde ya da kapı önlerinde… Bir kedi, bir köpek ya da birkaç patili dost eksik olmaz. Sokaktaki kediler de bu sevgi zincirinin dışında kalmaz; aksine en büyük payı onlar alır.
Ben şöyle düşünüyorum: Hayatı hayvanlarla paylaşmak, bu insanların ruhunu da kalbini de besliyor. O yüzden Cihangir’de kediler sadece sokakta yaşamaz; görünür, korunur ve kabul görür. Bir kap mama, bir tas su, bir okşama… Küçük ama sürekli dokunuşlar.
Bu durum dünyanın da ilgisini çekmiş oluyor. Yabancıların en çok şaşırdığı şey de budur zaten. Sokakta yaşayan ama korkmayan, kaçmayan, kendinden emin kediler… Bu yüzden İstanbul, dünyanın dört bir yanından gelen belgesel ekiplerinin ilgisini çeker.
İstanbul kedileri üzerine yapılan belgesellerin sayısı her geçen gün artıyor. Kamera en çok nerede duruyor dersiniz? Elbette Cihangir’de. Kedilerle birlikte yaşayan bir semtin hikayesi, yabancıların gözünde İstanbul’un ruhunu anlatıyor.
Turizm açısından da bu ilgi küçümsenecek gibi değil. Cihangir, İstanbul’un en eski semtlerinden biri. Tarihiyle, insanıyla ve kedileriyle yaşayan bir yer. Burada çekilen her belgesel, paylaşılan her görüntü İstanbul’un dünyaya anlatılan diğer bir yüzü oluyor..

Geçenlerde belgesellerden birini rastgele açtım. Malum, havalar soğuk. Kediler otomobillerin ön kaputunun üzerine kıvrılmış. Demek ki araç hala sıcak. Son zamanlarda motosikletlerin selesine de kıvrılıp yatıyorlar. Nefis görüntüler…
Üsküdar’da kediler için kulübeler yapmışlar. Bizim mahallede kedilerin bir “Uğur abisi” var. Her sabah ve her akşam patiler yolunu gözlüyor. Karınlarını doyurduktan sonra mutluluk belirtisi olarak mırıldanıyorlar. O sesi duymak bile bize görevimizi yapmış olduğumuzu hissettiriyor.
Yakında RAI İtalyan televizyonu, “İstanbul kedileri” için belgesel çekmeye gelecekmiş. İstikamet elbette öncelikle Cihangir olacak. Bu durum İstanbul kedilerinin ününe ün katıyor; bu da bir turizm gerçeği olsa gerek.
İstanbul kedileri bulundukları semtin belediye başkanlarıdır. Kimse onları seçmez, kampanya yapmazlar ama herkes kurallarını bilir. Bir kaldırımda yatıyorlarsa yol değişir, bir bankta keyif yapıyorlarsa, kaldırılmaz yanına oturulur. Kediler için şikayet hattı yoktur..Yapılan itirazlar da kabul edilmez. Değerlendirmeye bile alınmaz. İstanbul’da bazı düzenlemeleri kediler koyar, insanlar uyar.
Antik İasos’taki evimizde bir çoban köpeğimiz ve 26 kedimiz var. Titan dışında hepsi bahçede yaşıyor ve onların tüm ihtiyaçlarını karşılıyoruz; kısırlaştırma, aşıları ve elbette günlük mamaları… Her birinin de adı var.
Sabahları kedilerimize de bakan yardımcımız Aynur ile görüşüyoruz. Bir sorun olursa hemen köydeki veterinerimiz sevgili Burak ile iletişime geçiyoruz.
Geçenlerde kedi sayısı 28’e ulaşmış. Zaten kedilerden kurtulmak isteyenler, bizim evin kapısına bırakıyorlar.
Bağlarbaşı’nda ise parkta mesken tutan kedileri sabah akşam besliyoruz. Bunu da gönülden yapıyoruz.
İstanbul’un sabahları erken uyananları vardır. Fırıncılar, balıkçılar, vapur düdükleri… Bir de kediler. Şehrin en sessiz ama en kalabalık sakinleri onlar. Gürültü yapmıyorlar. Ne tapuları var ne kira sözleşmeleri ama İstanbul’un gerçek sahipleri olduklarını kimse inkar edemez.
Geçenlerde Fransız haber ajansı AFP, İstanbul’un kedileriyle ilgili bir belgesel hazırlamış. Araştırdım; bugüne kadar bu konuyu işleyen tam 34 görüntülü haber ya da hikaye yapılmış. Kedilerin egemen olduğu şehir… Boğaz’ın simgesi canlı hayvanlar; yani sokak kedileri.
Patililerin İstanbul’da en çok yaşadığı semt Cihangir. Kedileri konu edenler, çekim için soluğu Cihangir’de alıyorlar. Sokakta yaşamalarına rağmen her birinin bir besleyici ailesi var. Kapı önlerinde su ve mama kapları eksik olmuyor.

Bazıları daha da şanslıdır. Metro istasyonlarında sıcak köşeleri keşfetmiş olanlar vardır. Bu kediler metrolarda yaşıyor. Geçenlerde Marmaray’ın Üsküdar İstasyonu’nda iki kedi turnikenin üzerine keyifle yatmıştı. Kimse onları rahatsız etmek istemediği gibi, kalan turnikelerin önünde kuyruğa girerek kartlarını okutabildi. Sıcak yeri bulmuşlar, kuyruklarını sıkıştırmışlar; mutlu görünüyorlardı. Onlara “oradan kalk” denmez. Yolcular kartlarını okutmak için başka turnikeye yönelir. İstanbul’da bazen kuraları kediler koyar.
Avrupa’da en çok kedi Fransa ve Almanya’da; sayı 10 milyonun üzerinde görünüyor. Hemen hepsi ev kedisi. Sokak kedisi yok denecek kadar az ve haliyle çoğu cins. Türkiye’de ise tahmini kedi sayısı 7 milyon civarında. Ev kedisi sayısının 650 bin olduğu belirtiliyor.
Eskiden kuru ya da yaş mama yoktu. Evdeki yemek artıkları kedilerin gıdasıydı. Ama artık devir değişti. Mamalar neredeyse yok satıyor. 15 kiloluk kâğıt çuvallar revaçta.
Her ne kadar köpekleri terbiye edebilseniz de kediler için o kelime yok sayılır. Temizlikleri titizlik derecesindedir. Uykuyu severler; ortalama 17 saat uyurlar, rüya bile görürler. Örneğin bizim Titan hem uykucudur hem de rüya görürken mırıldanır. Bazen korkuyla uyanır, etrafına bakınır ve koynuma girer.
Sosyal medyayı tarıyorum. Kedilerle ilgili 10 konu varsa, köpeklerle ilgili ancak 2 tane gözüme ilişir. Son zamanlarda yapay zeka, kedi hikayelerini biraz sulandırdı ama… Gerçeküstü olanlar pek yakışmıyor.
Yıllar önce Catwoman (Kedi Kadın) adlı filmin basın tanıtımına gitmiştim. Halle Berry başroldeydi. Röportaj sırasında elbette konu kedilerdi. Altı tane kedisi olduğunu söyledi ve aslında bu filmi kabul etmeden önce onları ayrıntıyla izlediğini itiraf etti.
Bir başka Hollywood yıldızı Brad Pitt ise, “Kedi sevmeyenlere güvenemem” diyerek patililere olan bağlılığını dile getirdi.
Kedilerin görevi kentlerde yaşayan fareleri avlamaktır. Zaten zaman zaman kediler bu iş için beslenir. Baktım; İstanbul, bunca nüfusuna karşın fareyle mücadelede kediler sayesinde hayli başarılı. En çok farenin ise New York ve Paris’te bulunduğu söyleniyor.
“Kediler nankördür” diyenlere samimi yanıtım şu: Çocukluğumdan beri evimizde hep kedi oldu. Onları öfkelendirmedikçe tırnaklarını çıkarmazlar. Yeter ki karınlarına dokunmayın. En duyarlı ve huylandıkları bölgedir. Isırma yolunu seçebilirler. Bir kedi sevgisini köpek gibi bağırarak göstermez. Sessizdir, mesafelidir ama gerçekçidir. Güveni kazandığınızda koynunuza girer, mırıldanır, orada olduğunu hissettirir. İstanbul gibi bir kez bağlandınız mı kopamazsınız.
Konumuz İstanbul kedileriydi… Nerelere geldik. YouTube’a girip “İstanbul kedileri” yazarsanız karşınıza onlarca belgesel çıkar.
Dünyanın en değerli kedileri arasında en arananı Bengal cinsidir. Soyu sanki çitalardan gelmiş gibidir. Sonra İran kedileri, daha sonrasında ise tek gözü yeşil, diğeri mavi olan Ankara ve Van kedileri gelir. Amerika kıtasında ise uzun tüylü Maine Coon öne çıkar. British Shorthair, Siyam ve Birmanya kedileri de evde beslemek için idealdir.

Kedilerin yaş ortalaması 12’dir. Ancak son yıllarda sağlıklı beslenme ve sık veteriner kontrolüyle bu rakam 16 sınırına dayandı. Bizim kara kedimiz Zeytin 22 yıl yaşadı ama son üç yılında sağlık sorunlarıyla bize epey çektirdi, rahmetli.
Bir sabah Cihangir’de yürürken, kaldırım kenarında kahvesini yudumlayan bir esnafla aynı rahatlıkta uzanmış bir kedi görürsünüz.
Yanından geçenlere aldırmaz, acele etmez. Çünkü İstanbul kedisi bilir: Bu şehir ona dokunmaz. O da şehre karışır.
Cihangir’de kediler çoktur. Bu bir tesadüf değildir. Semtin dokusunda sanatçılar, yazarlar, entelektüel insanlar fazladır ve hayatlarında mutlaka bir hayvan dostları vardır. Evlerinde, atölyelerinde ya da kapı önlerinde… Bir kedi, bir köpek ya da birkaç patili dost eksik olmaz. Sokaktaki kediler de bu sevgi zincirinin dışında kalmaz; aksine en büyük payı onlar alır.
Ben şöyle düşünüyorum: Hayatı hayvanlarla paylaşmak, bu insanların ruhunu da kalbini de besliyor. O yüzden Cihangir’de kediler sadece sokakta yaşamaz; görünür, korunur ve kabul görür. Bir kap mama, bir tas su, bir okşama… Küçük ama sürekli dokunuşlar.
Bu durum dünyanın da ilgisini çekmiş oluyor. Yabancıların en çok şaşırdığı şey de budur zaten. Sokakta yaşayan ama korkmayan, kaçmayan, kendinden emin kediler… Bu yüzden İstanbul, dünyanın dört bir yanından gelen belgesel ekiplerinin ilgisini çeker.
İstanbul kedileri üzerine yapılan belgesellerin sayısı her geçen gün artıyor. Kamera en çok nerede duruyor dersiniz? Elbette Cihangir’de. Kedilerle birlikte yaşayan bir semtin hikayesi, yabancıların gözünde İstanbul’un ruhunu anlatıyor.
Turizm açısından da bu ilgi küçümsenecek gibi değil. Cihangir, İstanbul’un en eski semtlerinden biri. Tarihiyle, insanıyla ve kedileriyle yaşayan bir yer. Burada çekilen her belgesel, paylaşılan her görüntü İstanbul’un dünyaya anlatılan diğer bir yüzü oluyor..

Geçenlerde belgesellerden birini rastgele açtım. Malum, havalar soğuk. Kediler otomobillerin ön kaputunun üzerine kıvrılmış. Demek ki araç hala sıcak. Son zamanlarda motosikletlerin selesine de kıvrılıp yatıyorlar. Nefis görüntüler…
Üsküdar’da kediler için kulübeler yapmışlar. Bizim mahallede kedilerin bir “Uğur abisi” var. Her sabah ve her akşam patiler yolunu gözlüyor. Karınlarını doyurduktan sonra mutluluk belirtisi olarak mırıldanıyorlar. O sesi duymak bile bize görevimizi yapmış olduğumuzu hissettiriyor.
Yakında RAI İtalyan televizyonu, “İstanbul kedileri” için belgesel çekmeye gelecekmiş. İstikamet elbette öncelikle Cihangir olacak. Bu durum İstanbul kedilerinin ününe ün katıyor; bu da bir turizm gerçeği olsa gerek.
İstanbul kedileri bulundukları semtin belediye başkanlarıdır. Kimse onları seçmez, kampanya yapmazlar ama herkes kurallarını bilir. Bir kaldırımda yatıyorlarsa yol değişir, bir bankta keyif yapıyorlarsa, kaldırılmaz yanına oturulur. Kediler için şikayet hattı yoktur..Yapılan itirazlar da kabul edilmez. Değerlendirmeye bile alınmaz. İstanbul’da bazı düzenlemeleri kediler koyar, insanlar uyar.