007 James Bond'u canlandıran Daniel Craig'in oynadığı No Time to Die (Ölmek İçin Zaman Yok), İngiliz aktörün beşinci ve son Bond filmi olarak 21 Eylül 2021'de vizyona girmişti.
Aradan beş yıl geçti. Hâlâ “ Adım Bond... James Bond.” diyebilecek; oturaklı, güçlü karakterli, silah kullanmayı bilen, heybetli ve yakışıklı yeni bir gizli servis ajanı aranıyor.
Şimdiden söyleyeyim: Benim gerçek James Bond'um, ilk beş filmde rol alan İskoç Sean Connery'dir.

Aslında yazar Ian Fleming'in yarattığı karakter için yönetmen Terence Young'ın çektiği From Russia with Love (Rusya'dan Sevgilerle) ilk James Bond filmi olacaktı. Ancak yapımcılar Sean Connery'ye önce bir deneme yapmak istediler. Böylece ilk Bond filmi Dr. No oldu.
Sean Connery, James Bond rolüyle özdeşleşti. Ertesi yıl, bazı sahneleri İstanbul'da çekilen tipik casusluk romanı uyarlaması Rusya'dan Sevgilerle vizyona girdi ve İngiliz ajan dünya çapında bir marka haline geldi. James Bond'un şapkası, çantası, eldivenleri, gözlükleri, tüvit takım elbisesi, ayakkabıları, beyaz gömleği ve kravatı dönemin erkek modasına yön verdi.
Üçüncü Bond filmi Goldfinger (Altın Parmak), Sean Connery'nin başarılı performansının yanı sıra Shirley Bassey’nin aynı adlı şarkısıyla da büyük ses getirdi. Şarkının plağı plakçılarda karaborsaya düştü.
1965 yapımı Thunderball (Yıldırım Harekatı) ile Sean Connery, James Bond rolünden sıkılmaya başladığını ima etti. Son kez You Only Live Twice (İnsan İki Kere Yaşar) için ikna edildi.
Yeni James Bond George Lazenby oldu. On Her Majesty's Secret Service (Majestelerinin Gizli Servisinde), Sean Connery'den sonra tam bir fiyaskoydu. Seri ilk kez zarar etti. Lazenby adeta kovulmaktan beter edildi.
Bahamalar'da tatil yapan Sean Connery'nin kapısını çalan yapımcılar, neredeyse Buckingham Sarayı'nı bile arabulucu yapacaklardı. Guy Hamilton, İskoç oyuncunun beğendiği bir yönetmendi. Connery ikna edildi ve Bond serisinin yedinci filmi Diamonds Are Forever (Ölümsüz Elmaslar) ile yeniden kamera karşısına geçti. Yine döktürdü.
Yeni James Bond bu kez Roger Moore'du. Live and Let Die (Yaşamak İçin Öldür) büyük beğeni topladı. Roger Moore, Kraliçe'nin hizmetindeki gizli servis ajanını tam yedi kez canlandırdı. En başarılı filmi ise Octopussy (Ahtapot) olarak kabul edildi.
Sağlık sorunları nedeniyle Bond rolünü bırakmak zorunda kalan Roger Moore'un yerine Timothy Dalton geçti. Oynadığı iki film vasatın ötesine geçemedi.
Yeni 007 ise İrlandalı Pierce Brosnan oldu. İlk filmi GoldenEye (Altın Göz) idi. Galalarından biri Roma'da yapılmıştı. O dönemde çiçeği burnunda oyuncuyla Eden Hotel'de söyleşili bir kahvaltı yapmıştık.
Brosnan'ın Bond macerası 10 yıl sürdü. Yaşlandığı gerekçesiyle yerini Daniel Craig'e bıraktı. Daniel Craig de beş Bond filminde rol aldı. No Time to Die (Ölmek İçin Zaman Yok) filminin son sahnesinde James Bond'un ölümü ise izleyicinin yorumuna bırakılmıştı.
Bu arada Bond serisine resmi olarak dahil edilmeyen bir yapım daha var: David Niven'in oynadığı Casino Royale.
Şimdi gelelim yazımın başlığına...

James Bond'un akıbeti ne oldu acaba?
Yapımcılar Amy Pascal ve David Heyman; senaryonun çoktan yazıldığını, yönetmen koltuğunun Denis Villeneuve'e emanet edildiğini, bütçenin ve yardımcı oyuncu kadrosunun hazır olduğunu açıkladılar. Sıranın, Daniel Craig'in yerini alacak yeni James Bond'un belirlenmesine geldiğini ve bazı deneme çekimlerinin başladığını da itiraf ettiler.
Adaylar şunlar: Aaron Taylor-Johnson, Jacob Elordi, Jack Lowden, Louis Partridge , Tom Francis.
Jacob Elordi Avustralyalı, diğer adaylar ise Büyük Britanya kökenli. Yani Bond geleneğine daha yakın isimler.
Bir ara “James Bond siyahi kökenli olabilir mi?” şeklinde magazin dedikoduları da ortaya atılmıştı.
Bence yeni James Bond, biraz da boyuna göre seçilmeli!
Gerçek James Bond olarak gördüğüm Sean Connery 1,89 metre boyundaydı. Son Bond Daniel Craig ise 1,78 metre.
Aradaki fark oldukça büyük.
Adayların boyları ise şöyle:
· Aaron Taylor-Johnson: 1,80 m
· Jacob Elordi: 1,96 m
· Jack Lowden: 1,83 m
· Louis Partridge: 1,83 m
· Tom Francis: 1,88 m
Bana göre yeni James Bond'u seçerken ilk bakılması gereken şey, oyuncunun ne kadar ünlü olduğu değil; Bond ruhunu taşıyıp taşımadığıdır.

James Bond, sadece iyi dövüşen ya da silah kullanan bir ajan değildir. Girdiği ortamda dikkat çeken, konuştuğunda ağırlığını hissettiren, gerektiğinde soğukkanlılığını koruyan bir karakterdir. Sert olduğu kadar zarif, tehlikeli olduğu kadar centilmendir. Bugünün aksiyon kahramanlarından onu ayıran en önemli özellik de budur.
Bu nedenle yeni Bond'un fiziksel olarak da güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğine inanıyorum. Uzun boylu, atletik yapılı, karizmasıyla ekrana hakim olan bir oyuncu olmalı. Sean Connery'nin yıllar önce yakaladığı o doğal karizma hâlâ aşılamadı. Daniel Craig ise karaktere sertlik kattı ama Connery'nin aristokrat duruşunu tam olarak yansıtamadı.
Adaylar arasında benim gözüme en çok Jacob Elordi ile Tom Francis çarpıyor. Elordi'nin 1.96 metrelik fiziği ve ekran hakimiyeti klasik Bond görünümüne oldukça yakın. Tom Francis ise 1.88 metrelik boyu, İngiliz duruşu ve taşıdığı zarafetle sürpriz yapabilecek isimlerden biri olabilir.
Ancak yapımcıların unutmaması gereken bir gerçek var: James Bond'u sadece bir oyuncu seçerek yaratamazsınız. Bond'u; senaryosu, yönetmeni, müziği, otomobilleri, takım elbiseleri ve o unutulmaz " Adım Bond... James Bond" cümlesini söyleyiş biçimi efsane yapar.
Belki de dünya, Sean Connery'den sonra ilk kez "İşte gerçek Bond bu!" dedirtecek bir ismi bekliyor. Bakalım yapımcılar bu beklentiyi karşılayabilecek mi?
Ben kafamda yeni 007 James Bond'u çoktan yarattım.
Tabii, Kral'ın hizmetindeki hiç yaşlanmayan bu efsanevi gizli servis ajanı kaderine terk edilmediyse...
007 James Bond'u canlandıran Daniel Craig'in oynadığı No Time to Die (Ölmek İçin Zaman Yok), İngiliz aktörün beşinci ve son Bond filmi olarak 21 Eylül 2021'de vizyona girmişti.
Aradan beş yıl geçti. Hâlâ “ Adım Bond... James Bond.” diyebilecek; oturaklı, güçlü karakterli, silah kullanmayı bilen, heybetli ve yakışıklı yeni bir gizli servis ajanı aranıyor.
Şimdiden söyleyeyim: Benim gerçek James Bond'um, ilk beş filmde rol alan İskoç Sean Connery'dir.

Aslında yazar Ian Fleming'in yarattığı karakter için yönetmen Terence Young'ın çektiği From Russia with Love (Rusya'dan Sevgilerle) ilk James Bond filmi olacaktı. Ancak yapımcılar Sean Connery'ye önce bir deneme yapmak istediler. Böylece ilk Bond filmi Dr. No oldu.
Sean Connery, James Bond rolüyle özdeşleşti. Ertesi yıl, bazı sahneleri İstanbul'da çekilen tipik casusluk romanı uyarlaması Rusya'dan Sevgilerle vizyona girdi ve İngiliz ajan dünya çapında bir marka haline geldi. James Bond'un şapkası, çantası, eldivenleri, gözlükleri, tüvit takım elbisesi, ayakkabıları, beyaz gömleği ve kravatı dönemin erkek modasına yön verdi.
Üçüncü Bond filmi Goldfinger (Altın Parmak), Sean Connery'nin başarılı performansının yanı sıra Shirley Bassey’nin aynı adlı şarkısıyla da büyük ses getirdi. Şarkının plağı plakçılarda karaborsaya düştü.
1965 yapımı Thunderball (Yıldırım Harekatı) ile Sean Connery, James Bond rolünden sıkılmaya başladığını ima etti. Son kez You Only Live Twice (İnsan İki Kere Yaşar) için ikna edildi.
Yeni James Bond George Lazenby oldu. On Her Majesty's Secret Service (Majestelerinin Gizli Servisinde), Sean Connery'den sonra tam bir fiyaskoydu. Seri ilk kez zarar etti. Lazenby adeta kovulmaktan beter edildi.
Bahamalar'da tatil yapan Sean Connery'nin kapısını çalan yapımcılar, neredeyse Buckingham Sarayı'nı bile arabulucu yapacaklardı. Guy Hamilton, İskoç oyuncunun beğendiği bir yönetmendi. Connery ikna edildi ve Bond serisinin yedinci filmi Diamonds Are Forever (Ölümsüz Elmaslar) ile yeniden kamera karşısına geçti. Yine döktürdü.
Yeni James Bond bu kez Roger Moore'du. Live and Let Die (Yaşamak İçin Öldür) büyük beğeni topladı. Roger Moore, Kraliçe'nin hizmetindeki gizli servis ajanını tam yedi kez canlandırdı. En başarılı filmi ise Octopussy (Ahtapot) olarak kabul edildi.
Sağlık sorunları nedeniyle Bond rolünü bırakmak zorunda kalan Roger Moore'un yerine Timothy Dalton geçti. Oynadığı iki film vasatın ötesine geçemedi.
Yeni 007 ise İrlandalı Pierce Brosnan oldu. İlk filmi GoldenEye (Altın Göz) idi. Galalarından biri Roma'da yapılmıştı. O dönemde çiçeği burnunda oyuncuyla Eden Hotel'de söyleşili bir kahvaltı yapmıştık.
Brosnan'ın Bond macerası 10 yıl sürdü. Yaşlandığı gerekçesiyle yerini Daniel Craig'e bıraktı. Daniel Craig de beş Bond filminde rol aldı. No Time to Die (Ölmek İçin Zaman Yok) filminin son sahnesinde James Bond'un ölümü ise izleyicinin yorumuna bırakılmıştı.
Bu arada Bond serisine resmi olarak dahil edilmeyen bir yapım daha var: David Niven'in oynadığı Casino Royale.
Şimdi gelelim yazımın başlığına...

James Bond'un akıbeti ne oldu acaba?
Yapımcılar Amy Pascal ve David Heyman; senaryonun çoktan yazıldığını, yönetmen koltuğunun Denis Villeneuve'e emanet edildiğini, bütçenin ve yardımcı oyuncu kadrosunun hazır olduğunu açıkladılar. Sıranın, Daniel Craig'in yerini alacak yeni James Bond'un belirlenmesine geldiğini ve bazı deneme çekimlerinin başladığını da itiraf ettiler.
Adaylar şunlar: Aaron Taylor-Johnson, Jacob Elordi, Jack Lowden, Louis Partridge , Tom Francis.
Jacob Elordi Avustralyalı, diğer adaylar ise Büyük Britanya kökenli. Yani Bond geleneğine daha yakın isimler.
Bir ara “James Bond siyahi kökenli olabilir mi?” şeklinde magazin dedikoduları da ortaya atılmıştı.
Bence yeni James Bond, biraz da boyuna göre seçilmeli!
Gerçek James Bond olarak gördüğüm Sean Connery 1,89 metre boyundaydı. Son Bond Daniel Craig ise 1,78 metre.
Aradaki fark oldukça büyük.
Adayların boyları ise şöyle:
· Aaron Taylor-Johnson: 1,80 m
· Jacob Elordi: 1,96 m
· Jack Lowden: 1,83 m
· Louis Partridge: 1,83 m
· Tom Francis: 1,88 m
Bana göre yeni James Bond'u seçerken ilk bakılması gereken şey, oyuncunun ne kadar ünlü olduğu değil; Bond ruhunu taşıyıp taşımadığıdır.

James Bond, sadece iyi dövüşen ya da silah kullanan bir ajan değildir. Girdiği ortamda dikkat çeken, konuştuğunda ağırlığını hissettiren, gerektiğinde soğukkanlılığını koruyan bir karakterdir. Sert olduğu kadar zarif, tehlikeli olduğu kadar centilmendir. Bugünün aksiyon kahramanlarından onu ayıran en önemli özellik de budur.
Bu nedenle yeni Bond'un fiziksel olarak da güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğine inanıyorum. Uzun boylu, atletik yapılı, karizmasıyla ekrana hakim olan bir oyuncu olmalı. Sean Connery'nin yıllar önce yakaladığı o doğal karizma hâlâ aşılamadı. Daniel Craig ise karaktere sertlik kattı ama Connery'nin aristokrat duruşunu tam olarak yansıtamadı.
Adaylar arasında benim gözüme en çok Jacob Elordi ile Tom Francis çarpıyor. Elordi'nin 1.96 metrelik fiziği ve ekran hakimiyeti klasik Bond görünümüne oldukça yakın. Tom Francis ise 1.88 metrelik boyu, İngiliz duruşu ve taşıdığı zarafetle sürpriz yapabilecek isimlerden biri olabilir.
Ancak yapımcıların unutmaması gereken bir gerçek var: James Bond'u sadece bir oyuncu seçerek yaratamazsınız. Bond'u; senaryosu, yönetmeni, müziği, otomobilleri, takım elbiseleri ve o unutulmaz " Adım Bond... James Bond" cümlesini söyleyiş biçimi efsane yapar.
Belki de dünya, Sean Connery'den sonra ilk kez "İşte gerçek Bond bu!" dedirtecek bir ismi bekliyor. Bakalım yapımcılar bu beklentiyi karşılayabilecek mi?
Ben kafamda yeni 007 James Bond'u çoktan yarattım.
Tabii, Kral'ın hizmetindeki hiç yaşlanmayan bu efsanevi gizli servis ajanı kaderine terk edilmediyse...