Yıllar önce bir Amerika seyahatimde beni tanıyan kadın kabin amiri, yaklaşık 12 saatlik uçuş sırasında düz ayakkabı giymelerine rağmen ayaklarının çok ağrıdığını ve ikinci yemek servisinde hayli zorlandıklarını itiraf etmişti. Uçağın kapısında yolcuları karşılarken topuklu ayakkabı giymek zorunda olduklarını, ancak kalkış sonrası koridorlarda daha rahat hareket edebilmek için düz ayakkabılara geçtiklerini söylemişti.
Ayrıca, yolculardan sorumlu kabin ekibinin uçuş boyunca sürekli ayakta hizmet verdiğini, özellikle denizaşırı seferlerde yüzlerce adım attıklarını, ayaklarına kara sular indiğini ve uçuş sonrası sırt, bel ve diz ağrıları yaşadıklarını da dile getirmişti.
Erkek kabin memurlarının da tüm uçuş boyunca mokasen ayakkabı giymek zorunda oldukları ve kadınlar kadar zorlandıkları biliniyor.
Yıllar önce uçuş sırasında kabin amirinden duyduğum o içten itiraf, uzun süre aklımın bir köşesinde kaldı ve : “Bu kadar uzun uçuşlarda kabin ekipleri bu ayakkabı sorunuyla nasıl başa çıkıyor ve acaba ilk hangi havayolu bu konfor devrimini başlatacak?” diye düşünmüştüm.
Ta ki Japon Havayolları, bu sessiz ama önemli soruna el uzatana kadar… Japon Havayolları’nın attığı bu adım, kabin memurlarına rahatlık ve sektörde yeni bir dönemi başlattı. Böylece yıllar önce aklımda beliren soru, uzak bir Asya ülkesinin titizliği ve detaycılığı sayesinde yanıtını buldu. Konfor devrimini başlatan ilk havayolu Japonlar oldu.
IATA (Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği) kuralları oldukça katıdır. Her havayolu şirketi, alınan ortak kararlara uymak zorundadır. Ancak Japonya’nın JAL (Japan Airlines) havayolları, IATA’dan gerekli izni alarak belki de diğer havayollarına örnek olabilecek bir karara imza attı.
Havayolu şirketi, geçtiğimiz 13 Kasım’da kabin ekibi ve yer hizmetleri personelinin siyah spor ayakkabı (sneaker) giymesine izin verdiğini açıkladı. Kararın ardından kabin görevlilerinin yeni spor ayakkabılarıyla daha rahat hareket edebildikleri, acil durumlarda daha hızlı aksiyon alabildikleri ve hatta yolculara da uçuşlarda spor ayakkabı giymelerinin önerileceği ifade edildi.
Yeni uygulamayla ilgili yapılan araştırmada, kabin memurlarının daha rahat hareket ederek görevlerine daha iyi odaklandıkları, yolcu hizmetinde daha etkili oldukları ve uçuş sonrası yaşadıkları ağrıların belirgin şekilde azaldığı ortaya kondu.
Göze batmayan siyah spor ayakkabılarının daha önce iç hatlarda hizmet veren Zipair ve Skymark Havayolları’nda da uygulandığı ve IATA tarafından kabul edildiği belirtilmişti.
Düz mokasenden spor ayakkabıya geçiş süreciyle ilgili JAL yönetimi, “Bu değişikliği uçuş ve yer personelimiz bir süredir istiyordu. Önce denemeleri gerçekleştirdik. Olumlu yanıt alınca yolcularımızı daha da memnun edebilmek için bu kararı aldık” değerlendirmesinde bulundu.
Artık moda sektörü, kabin memurları için ayakkabı tasarlarken sağlık bilimlerinden, ortopediden yararlanmak zorunda olduğunun farkında. Bu da havayolu personeli nedeniyle oluşan özel ayakkabı tasarımı alanında, yeni bir uzmanlık alanının doğmasına zemin hazırlayacak..
Bence, bu konsept gelecekte yalnızca havayolu çalışanlarına değil; uzun süre ayakta çalışan sağlık personeli, güvenlik görevlileri ve hizmet sektörü çalışanlarına yönelik daha geniş bir pazara dönüşebilecek.
Bazı havayollarının ise IATA’ya başvuru hazırlığında olduğu ve yeni ayakkabı kuralları üzerinde çalışmaya başladıkları biliniyor.
Umarım JAL’ın bu yeni uygulamasını, 300’den fazla uçağa sahip ve her gün onlarca denizaşırı uçuş gerçekleştiren ulusal havayolumuz THY de değerlendirir.
THY, yıllardır gökyüzünde sadece hizmet kalitesiyle değil, aynı zamanda zamansız şıklığıyla da fark yaratan bir marka. Şimdi ise Türk tasarımcıların imzasını taşıyan, hem ortopedik konforu hem de estetik çizgiyi birleştiren yeni nesil ayakkabı tasarımları, bu geleneği bambaşka bir seviyeye taşıyabilir.
Ve tüm bu yeniliklerde tek bir gerçek var: Gökyüzünde şıklığın adresi her zamanki gibi yine THY olacak.
Yıllar önce bir Amerika seyahatimde beni tanıyan kadın kabin amiri, yaklaşık 12 saatlik uçuş sırasında düz ayakkabı giymelerine rağmen ayaklarının çok ağrıdığını ve ikinci yemek servisinde hayli zorlandıklarını itiraf etmişti. Uçağın kapısında yolcuları karşılarken topuklu ayakkabı giymek zorunda olduklarını, ancak kalkış sonrası koridorlarda daha rahat hareket edebilmek için düz ayakkabılara geçtiklerini söylemişti.
Ayrıca, yolculardan sorumlu kabin ekibinin uçuş boyunca sürekli ayakta hizmet verdiğini, özellikle denizaşırı seferlerde yüzlerce adım attıklarını, ayaklarına kara sular indiğini ve uçuş sonrası sırt, bel ve diz ağrıları yaşadıklarını da dile getirmişti.
Erkek kabin memurlarının da tüm uçuş boyunca mokasen ayakkabı giymek zorunda oldukları ve kadınlar kadar zorlandıkları biliniyor.
Yıllar önce uçuş sırasında kabin amirinden duyduğum o içten itiraf, uzun süre aklımın bir köşesinde kaldı ve : “Bu kadar uzun uçuşlarda kabin ekipleri bu ayakkabı sorunuyla nasıl başa çıkıyor ve acaba ilk hangi havayolu bu konfor devrimini başlatacak?” diye düşünmüştüm.
Ta ki Japon Havayolları, bu sessiz ama önemli soruna el uzatana kadar… Japon Havayolları’nın attığı bu adım, kabin memurlarına rahatlık ve sektörde yeni bir dönemi başlattı. Böylece yıllar önce aklımda beliren soru, uzak bir Asya ülkesinin titizliği ve detaycılığı sayesinde yanıtını buldu. Konfor devrimini başlatan ilk havayolu Japonlar oldu.
IATA (Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği) kuralları oldukça katıdır. Her havayolu şirketi, alınan ortak kararlara uymak zorundadır. Ancak Japonya’nın JAL (Japan Airlines) havayolları, IATA’dan gerekli izni alarak belki de diğer havayollarına örnek olabilecek bir karara imza attı.
Havayolu şirketi, geçtiğimiz 13 Kasım’da kabin ekibi ve yer hizmetleri personelinin siyah spor ayakkabı (sneaker) giymesine izin verdiğini açıkladı. Kararın ardından kabin görevlilerinin yeni spor ayakkabılarıyla daha rahat hareket edebildikleri, acil durumlarda daha hızlı aksiyon alabildikleri ve hatta yolculara da uçuşlarda spor ayakkabı giymelerinin önerileceği ifade edildi.
Yeni uygulamayla ilgili yapılan araştırmada, kabin memurlarının daha rahat hareket ederek görevlerine daha iyi odaklandıkları, yolcu hizmetinde daha etkili oldukları ve uçuş sonrası yaşadıkları ağrıların belirgin şekilde azaldığı ortaya kondu.
Göze batmayan siyah spor ayakkabılarının daha önce iç hatlarda hizmet veren Zipair ve Skymark Havayolları’nda da uygulandığı ve IATA tarafından kabul edildiği belirtilmişti.
Düz mokasenden spor ayakkabıya geçiş süreciyle ilgili JAL yönetimi, “Bu değişikliği uçuş ve yer personelimiz bir süredir istiyordu. Önce denemeleri gerçekleştirdik. Olumlu yanıt alınca yolcularımızı daha da memnun edebilmek için bu kararı aldık” değerlendirmesinde bulundu.
Artık moda sektörü, kabin memurları için ayakkabı tasarlarken sağlık bilimlerinden, ortopediden yararlanmak zorunda olduğunun farkında. Bu da havayolu personeli nedeniyle oluşan özel ayakkabı tasarımı alanında, yeni bir uzmanlık alanının doğmasına zemin hazırlayacak..
Bence, bu konsept gelecekte yalnızca havayolu çalışanlarına değil; uzun süre ayakta çalışan sağlık personeli, güvenlik görevlileri ve hizmet sektörü çalışanlarına yönelik daha geniş bir pazara dönüşebilecek.
Bazı havayollarının ise IATA’ya başvuru hazırlığında olduğu ve yeni ayakkabı kuralları üzerinde çalışmaya başladıkları biliniyor.
Umarım JAL’ın bu yeni uygulamasını, 300’den fazla uçağa sahip ve her gün onlarca denizaşırı uçuş gerçekleştiren ulusal havayolumuz THY de değerlendirir.
THY, yıllardır gökyüzünde sadece hizmet kalitesiyle değil, aynı zamanda zamansız şıklığıyla da fark yaratan bir marka. Şimdi ise Türk tasarımcıların imzasını taşıyan, hem ortopedik konforu hem de estetik çizgiyi birleştiren yeni nesil ayakkabı tasarımları, bu geleneği bambaşka bir seviyeye taşıyabilir.
Ve tüm bu yeniliklerde tek bir gerçek var: Gökyüzünde şıklığın adresi her zamanki gibi yine THY olacak.