Reha Erus Reha Erus

KIBRIS BU KEZ ŞAŞIRTTI!

27.08.2026 Perşembe | 09:54Son Güncelleme:

Öncelikle baba memleketim Kıbrıs’a ağustos sıcağında gitmenin büyük bir hata olduğunu maalesef ayak basınca öğrendik. Ercan Havalimanı’nın içi buz gibi, dışarısı ise tam bir sauna hissi veriyordu. Allah’tan şoförümüz, benim gibi Ankaralı olan Onur Apaydın’ın lüks aracının kliması harika çalışıyordu.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Sohbet ede ede Girne’de, 11 yıldır aynı suitte kaldığımız Dome Otel’e ulaştık. Bu tarihi otel sanki evimiz gibidir. 1934’te dört kubbesiyle Kıbrıslı Rum Costas Catsellis tarafından İngiliz mimarlara inşa ettirilen otele, kubbe anlamına gelen İngilizce “Dome” adı verilmiş. Zamanla tadilatlar gören ve büyütülen bu deniz kenarındaki önemli otel, 1974 yılındaki Barış Harekatı’nda İngiliz ve Rumların sığındığı mekan olarak bilinir.

Adanın bölünmesiyle Türk tarafının kontrolünde kalan dört yıldızlı Dome Oteli, Kıbrıs Vakıflar İdaresi’ne devredildi.

Girne’nin merkezindeki bu güzide otelin personeli, bize her gittiğimizde aşırı derecede ev sahipliği yapar. Sevgili Rezervasyon Müdürü Tuna Taylak’a bir telefon yeterlidir. Yanıtı, “Suitiniz hazır. Bekliyoruz.” olur.

Bu seyahatimizin hoş yüzüydü. Ancak bu yazımda Kıbrıs’ın beni şaşırtan yüzünü anlatmak istiyorum.

Kıbrıs çok pahalılanmış!

Klasik içki ucuzluğu dışında her şeye zam gelmiş.

Asgari ücret brüt 70.893 TL, net ise 61.677 TL. Türkiye’deki asgari ücrete göre üç misli fazla gözükse de hayat pahalılığı nedeniyle geçinmek zor.

Özellikle Türkiye’den ithal edilen gıda maddelerinin fiyatları uçuyor. Girne pazarındaki fiyatlar da beni şaşırttı. Patates 60 lira, somun ekmek 28 lira, simit 50 lira. Domates 145 lira. Meyveler de çok pahalı. Örneğin kirazın kilosu 350 lira. Yeşillikler Türkiye’nin iki misli. Dana kıyma 1.250 lira. Meyve suları 100 liranın ötesinde. Sıkı durun: Market poşeti 4 lira!

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Kıbrıs’ta gayrimenkul ve araçlar İngiliz sterlini üzerinden değerlendiriliyor. Tabii kur da Türk lirasına yük bindiriyor.

Kıbrıs gerçekten pahalılaşmış.

Ancak bu pahalılığın nedenini yalnızca tek bir sebebe bağlamak doğru değil. Bir tarafta KKTC’nin kendi enflasyonu var, diğer tarafta ise Türkiye’den gelen ürünlerin maliyeti.

KKTC’de de ciddi bir enflasyon yaşanıyor. Temmuz 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 38,10 seviyesinde. Yani Kıbrıs’ta da fiyatlar kendi iç dinamikleri nedeniyle sürekli yükseliyor.

Fakat iş bununla bitmiyor.

Kuzey Kıbrıs, birçok üründe ithalata bağımlı bir ülke. Özellikle Türkiye’den gelen gıda ve tüketim ürünlerinin piyasadaki ağırlığı oldukça fazla. Türkiye’de enflasyon nedeniyle üretim maliyetleri ve ürün fiyatları yükseldiğinde, bunun etkisi doğal olarak Kıbrıs’a da ulaşıyor.

Üstelik Türkiye’den çıkan ürün Kıbrıs’ta aynı fiyatla rafta yerini almıyor.

Türkiye’deki ürünün fiyatına önce taşıma ve lojistik maliyetleri ekleniyor. Ardından ithalat ve gümrükle ilgili giderler, depolama ve dağıtım masrafları devreye giriyor. Son olarak da Kıbrıs’taki işletmeler kendi giderlerini ve karlarını ekliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Böylece Türkiye’de fiyatı yükselmiş bir ürün, Kıbrıs’a ulaştığında daha da pahalı hale gelebiliyor.

Aslında Kıbrıs’taki pahalılığı anlatan zincir oldukça açık:

Türkiye’de enflasyon → üretim maliyetlerinin artması → Türkiye’den daha yüksek fiyatla ürün çıkması → taşıma, lojistik ve ithalat maliyetleri → KKTC’de dağıtım ve işletme giderleri → esnafın karı → tüketicinin ödediği yüksek fiyat.

Buna bir de KKTC’nin kendi enflasyonu ekleniyor.

Dolayısıyla benim Girne pazarında gördüğüm yüksek fiyatların arkasında hem KKTC’nin kendi enflasyonu hem de Türkiye’den ithal edilen ürünlerin Türkiye’de pahalanarak gelmesi var.

Kısacası Kıbrıs’taki pahalılıkta iki önemli gerçek var:

Kıbrıs’ın kendi enflasyonu yüksek.

Türkiye’den gelen birçok ürün de Türkiye’deki enflasyon nedeniyle zaten daha pahalı bir maliyetle Kıbrıs’a ulaşıyor.

Restoranlar da pahalı. Adaya giden Türk turistler, otellerde tam pansiyon kalmayı tercih ediyorlar. Biz de aynısını yaptık. Zaman zaman deniz üzerindeki balkonumuzdan Akdeniz’i ve yüzenleri seyrettik.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

KKTC futbol takımı, İtalya’da haziran ayında düzenlenen CONIFA (Bağımsız Futbol Federasyonları Konfederasyonu) Kupası’nda, İtalyan özerk Padania takımını finalde 6-1 yenerek şampiyon oldu. Bu başarının yankıları KKTC’de etkinliklerle hâlâ kutlanıyor. Öyle ki formasını almak istedim ancak tükenmiş. Bir dahaki gidişimde forma koleksiyonuma mutlaka ekleyeceğim.

KTC futbolu, Türkiye futbolu için de bir yetenek havuzu olabilir mi?

Bence bu ihtimal mutlaka değerlendirilmelidir.

Kıbrıs Türk gençleri arasında futbola büyük ilgi var. Üstelik ada nüfusunun küçük olması nedeniyle yeteneklerin keşfedilmesi ve takip edilmesi, doğru bir organizasyonla çok daha kolay olabilir.

Burada amaç yalnızca hazır futbolcu transfer etmek olmamalı.

Asıl hedef, Kıbrıs Türk gençlerini küçük yaşlardan itibaren keşfetmek, eğitimlerini desteklemek ve Türkiye’deki futbol akademilerinde gelişmelerine imkan sağlamak olmalı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Türkiye’deki kulüplerin altyapıları bu konuda önemli bir rol üstlenebilir.

KKTC’de başarılı olan genç bir futbolcu, Türkiye’deki bir kulübün altyapısında veya gelişim takımında kendisini daha üst seviyede gösterebilir. Oradan profesyonel futbolun kapısını aralayabilir.

Bu durum hem Türkiye futbolu hem de Kıbrıs Türk futbolu açısından kazan-kazan modeli oluşturabilir.

Türkiye, yeni genç yetenekler kazanır.

KKTC ise genç futbolcularının önünü açmış olur.

Bunun için yapılması gereken tek şey ise çok basit:

Kıbrıs Türk gençlerine bakmak, onları izlemek ve onlara bir şans vermek.

Bu arada Barcelona yıldızlar futbol takımının Eylül ayında KKTC’de kamp yapma tercihi de bir teşvik örneği olabilir.

Otelden ayrılırken arkamızdan bir su dökmedikleri kaldı.

Sevgili şoförümüz Onur Apaydın’la yine sohbet ederek havalimanına yol alırken, pahalılık nedeniyle yabancı turistlerin neden Rum Kesimi’ni tercih ettiklerini tahmin ettik doğrusu.

Yüksek enflasyon KKTC’yi de tutsak almış maalesef.